X

Sahiplenme, sorumluluk, özgürlük üzerine…

Sahiplenmek, sahiplenilmek bir manada insana güç ve güven hissettiriyor. Bir takımın taraftarı, bir grubun üyesi olmak gibi… İnsan bir manada ait olmaya ihtiyaç duyuyor, aidiyet duygusu istiyor.

Sorumluluğa hazır olmayan ebeveyn ya da ilişkideki kadın ve erkek sahiplenme, sorumluluk, özgürlük sarmalının içinde dönüp duruyor.

Sorumluluk hissediyorsun, sahipleniyorsun. Sahipleniyorsun, sorumluluk hissettiğinden… İkisi arasında çelişkili bir ilişki var. Bazen de sorumluluktan, sahiplenmekten ve sahiplenilmekten korkuyorsun, kaçmak kurtulmak istiyorsun. Çünkü özgürlüğün kısıtlanıyor olarak algılıyorsun. Böyle algılamanın elbette geçerli sebepleri var. O yüzden marifet bırakabilmekte! Bu durum sanırım en çok sevgililik, eşlik ilişkilerinde ve çocukla olan ilişkide kendini gösteriyor.

Sorumluluğa hazır olmayan (buna nasıl hazır olunabilir ki o da ayrı konu) ebeveyn ya da ilişkideki kadın ve erkek sahiplenme, sorumluluk, özgürlük sarmalının içinde dönüp duruyor. Döndükçe daha da sıkışıyor. Sevgi var mı? Elbette var, sevgi olmasa, bir sebep olmasa zaten bir araya gelinemez. Bir şekilde, bir araya gelinmiş. Bir zamana kadar da, ya da can sıkılana kadar diyelim, sorumluluklar özgürlükle çatışmıyor. Bir yerden sonra ise çatışma hiç durmuyor. Denge kayboluyor. Ego kimliklerimiz çatışmayı bırakmıyor. Peki bir formül var mı? Bir çıkar yol var mı? Nasıl olur da sevdiğimizle birlikte özgür hissedebiliriz?

Nasıl olur da sahiplenmenin, sahiplenilmenin arasına sıkışmadan nefes alabiliriz?

Sözde çok kolay, uygulamada zor… Anda ve akışta olanı kabul ederek, gönülden bir Eyvallah diyerek, bırakarak…

Çocuk konusu ilişkilere nazaran geri dönüşü olmayan bir birliktelik… Buradaki sorumluluk, sahiplenme ve özgürlük kavramları daha farklı… Çocuğun belli bir yaşa kadar muhtaçlık durumu var.

Şuna şahit oldum ki eğer çocuğunuzdan bir sebeple ayrıysanız, aslında bunun nedeni; bir başka olay, kişi ya da durum olmayabilir. Sadece kendinizde olan bir sebepten ötürü olabilir. Ve bu çok güçlü bir ihtimal… Burada sorumluluk, sahiplenme, özgürlük kavramlarıyla ilgili his ve duygularınıza bakmakta fayda var.

Bunu kabul etmek yani kendinizden dolayı yaşadığınız durumun olduğunu kabul etmek, algılamak hiç kolay değil. Hele ki bir çocuğunuzla aranızda bir ayrılık varsa… Zihin pek çok bahane üretebiliyor.

Derinlerde bir yerde, yaşadığınız durumu yaratmanızın kendi içinizde bir sebebi var. Farkında olmadığınız, korku, kaygı, endişeyle ilgisi var. Belki sorumluluk istemiyorsunuz. Belki de sorumlu olunca özgür hissedemiyorsunuz. Maddi ve manevi özgürlük için çocuğunuzdan ayrı kalabileceğiniz bir realiteyi yaratmış olabilirsiniz. Görünürde sebep başkasıymış gibi zannediliyor. İnsan en çok da kendini kandırıyor. Yaşadığınız durumun sebebinin, kendiniz olduğunu fark etmeye bir niyet olursa harika olur. Çünkü ancak farkındalıkla birlikte; kabul ettiklerimizi ve kendimizi yargılamadan dönüştürebiliriz.

Ancak farkındalıkla birlikte; kabul ettiklerimizi ve kendimizi yargılamadan dönüştürebiliriz.

Gelelim ilişki konusuna; yaşadığımız durum, özümüzde istediğimiz durum! Sorumluluk almayıp sorumluluk almaktan rahatsız olan, özgürlüğünü kaybetmekten korkan tarafımızla yüzleşemiyoruz. Yüzleşme cesareti ve bu durumu kendi rızamızla dönüştürebilme niyeti ve gücü olsun. Elbette vakit, saat geldiyse…

Kısacası dostlar; biliyorsunuz ki farkındalıklarımı, deneyimlerimi size de ışık tutması, farkındalık sağlaması niyetiyle yazıyorum. “O yaptı, bu yaptı. O öyle dedi, öyle oldu. Bu böyle dedi, böyle oldu.” Yaklaşımından çıkalım. Özümüzden gelene bakalım.

İstediğimizi söylediğimizle, yaşadığımız arasında fark varsa sebebi kendimiziz!

Şimdi sorumluluk alma zamanı…

Sorumluluklarla birlikte özgür hissedebiliriz AŞKla…

İlginizi çekebilir: Sorunlarınızın çözümü için sormanız gereken sihirli soru: Sorun bende mi? Sorunlarınızın çözümü için sormanız gereken sihirli soru: Sorun bende mi? 

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale