İlişkilerimizi ve bireysel iyi hissetme halimizi iletişim becerilerimizi geliştirerek iyileştirebiliriz. Peki, iletişim becerilerimizi nasıl geliştirebiliriz? Uzmanlar, öncelikle aşağıdaki 12 alışkanlıktan vazgeçmemiz gerektiğini söylüyor.
Yapay zekaya aşırı güvenmek
Yapay zeka günlük hayatımızın içine iyice girdikçe yazdığımız metinler garip bir hal almaya başladı. Bu teknoloji yüzünden mesajların, e-postaların, sosyal medya gönderilerinin ve hatta flört uygulamalarındaki ifadelerin neredeyse hepsi aynı ses tonuna büründü. Kısacası, yapay zekaya yazdırılan kelimelerin arkasında gerçek bir insan varmış gibi hissedilemiyor.
Mesajlarınızın karşı tarafa otomatik ifadeler gibi gelmemesi için yapay zeka sohbet robotlarının sesinizin önüne geçmesine izin vermemelisiniz. Bu teknolojiyi beyin fırtınası yapmak için kullanabilirsiniz fakat mesajlarınızı ona yazdırmamalısınız.
Mesajları görüp cevaplandırmamak
Birisine mesaj attıktan sonra onun mesajınızı okuduğunu ama uzun süredir cevap vermediğini anladığınız zaman nasıl hissediyorsunuz? Tahmin ediyoruz ki bu durum karşısında kötü hissediyorsunuz ve endişeye kapılıyorsunuz. Bu nedenle, meşgul veya bunalmış dahi olsanız size gelen mesajlara dönüş yapmaya özen göstermelisiniz. O an konuşmak istemiyorsanız ‘’Mesajını gördüm ve müsait olduğum zaman sana dönüş yapacağım.’’ gibi bir cümleyle karşı tarafın yanlış düşüncelere kapılmasını engelleyebilirsiniz.
Umut vererek oyalamak (breadcrumbing)
Son zamanların popüler terimi breadcrumbing, anlamlı bir iletişime dönüşmeyen ama yavaş yavaş gelen ilgiyi tanımlıyor. Ara sıra Instagram storylerinize gelen beğeniler ve mesajlar bu terimi somutlaştırıyor. Bununla birlikte, hiç gerçekleşmeyen/gerçekleşmeyecek buluşmaları öneren mesajlar da breadcrumbing örnekleri arasında bulunuyor. Ghostingten farklı olarak, breadcrumbing gerçek bir bağlılık olmadan bir insanı duygusal olarak bağlı tutmayı amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda, yeterli miktarda aralıklı iletişim kuruluyor.
Breadcrumbing, kafa karışıklığına, duygusal bir şok etkisine ve öz güven düşüşüne yol açıyor. Bu yüzden, insanları uzun süreli bir belirsizliğe hapsetmemek için bu davranışı asla sergilememelisiniz. Bunun yerine, iletişim kurmak istemediğiniz kişilere bu durumu direkt olarak açıklamayı tercih etmelisiniz.
Başkalarının endişelerini küçümsemek
Pek çok insan, birbirlerinin sorunlarını çözmeye yardımcı olmak için ‘’Sandığın kadar kötü değil.’’ veya ‘’Bu o kadar büyük bir mesele değil.’’ gibi ifadeler kullanabiliyor. Bu ifadeler iyi niyetle söylense de küçümsemenin etkisi hissediliyor. Bu nedenle, bu ifadelerden uzak bir iletişim biçimini benimsemeye dikkat edebilirsiniz.
Karşınızdakinin endişelerini küçümsüyormuş gibi gözükmemek için karşıdan gelen girdi karşısında biraz duraklayın. Daha sonra, hemen bir tavsiye vermek veya fikir sunmak yerine soru sorun. Soracağınız soru ‘’Neden böyle deneyimlediğini düşünüyorsun?’’ ya da ‘’Düşüncelerini biraz daha açıklayabilir misin?’’ gibi bir şey olabilir. Bu sorulara alacağınız cevaplar, karşınızdakinin deneyimini daha iyi anlamlandırmanıza yardım edebilir.
Herkese açık alanlarda görüntülü görüşme yapmak
Herkese açık alanlarda yapılan görüntülü görüşmeler, çevredeki insanların duymak istemediği bilgilere maruz kalmasına yol açıyor. Bununla birlikte, insanlar farkında olmadan diğer kişilerin görüntülü görüşmelerinin arka planında yer almak istemiyor. Bu yüzden, çevreniz uygun olduğu zaman görüntülü görüşmelerinizi yapmalısınız.
Nezaket ifadelerini atlamak
Çok meşgul olabilirsiniz ama bu durum mesajlarınıza veya e-postalarınıza hal hatır sorarak başlayamayacağınız anlamına gelmiyor. Özel hayatınızda ve iş hayatınızda herhangi bir mesaj atarken mesajınızın başında kısa bir merhaba demeyi atlamayın. Nazik bir başlangıç yaptıktan sonra aklınızdaki şeyi karşı taraftan talep edebilirsiniz.
Asıl amacı sonradan açıklamak
İnsanların çoğu, her zaman niyetleri konusunda açık sözlü olmuyor. Örneğin, bir arkadaşınızdan ‘’Bu akşam için bir planın var mı?’’ mesajını aldıktan sonra sizinle akşam yemeği yemek veya film gecesi yapmak istediğini düşünebilirsiniz. Bu düşünce cevap verdikten sonra ise yerini ‘’Akşam havaalanına gitmem gerek, beni bırakabilir misin?’’ mesajına bırakabilir. Bu tarz gerçek hayat örnekleri, niyetin açık bir şekilde belirtilmemesi yüzünden can sıkıntısına yol açabiliyor. Bu can sıkıntısını başkalarına yaşatmamak için her zaman niyetiniz konusunda açık sözlü olun.
Her sessizliği doldurmaya çalışmak
Pek çok insan, sessizlikten rahatsız olduğu için çok fazla düşünmeden bir şeyler söylüyor. Yeteri kadar düşünülmediği için de tutulamayacak sözler verilebiliyor ve daha sonradan söylenenler için pişman olunabiliyor.
İletişim becerilerinizi geliştirmek için sessizliğe alışmayı öğrenin. Eğer zor bir konuşma esnasında ne söylemeniz gerektiğinden emin değilseniz durun ve düşünün. Karşı tarafın duraklamanızdan rahatsız olduğunu hissederseniz ‘’Yardımcı olmak istiyorum fakat bunu nasıl yapacağımı bilmediğim için biraz düşünmek istiyorum.’’ gibi bir ifade kullanabilirsiniz.
Biriktirip biriktirip patlamak (gunnysacking)
Gunnysacking, sorunları biriktirip uygun olmayan bir anda patlamak anlamına geliyor. Bu davranışı sergileyen kişiler, ilişkilerinde yaşadıkları sorunları anlık dile getirmiyorlar. Bu insanlar, bir tartışma esnasında geçmişte biriken tüm kırgınlıklarını topluca ortaya döküyorlar. Uzmanlar, bu sağlıksız iletişim modelinin ilişkilere ciddi zararlar verebileceğini belirtiyor.
Gunnysacking yapmak yerine anlık ve sağlıklı iletişim sergilemelisiniz; sizi rahatsız eden şeyleri biriktirmeden karşı tarafa aktarmalısınız. Bu aktarım esnasında sakin bir dil kullanmaya da özen göstermelisiniz. Kısacası, hayal kırıklıklarınızı biriktirmek yerine zamanında ve tek tek konuşmalısınız.
Çatışmayı yanlış etiketlerle adlandırmak
Bazı insanlar, basit sorunları abartılı psikolojik etiketlerle açıklayabiliyor. Bu kişiler, yemek paylaşımı, sınır koyma veya beklenti gibi gündelik anlaşmazlıkları ‘’narsistlik’’, ‘’gaslighting’’ ve ‘’tetiklenmiş travma’’ gibi ağır terimlerle ifade edebiliyor. Elbette bu etiketlerin açıklayabildiği anlaşmazlıklar bulunuyor ama çoğu zaman bu terimlerin duruma uygun olmadığını belirtmeliyiz. Uyumsuz terimler, karşı tarafı suçlu ve problemli gösterebiliyor.
Gerçek meseleyi çözmek istiyorsanız gündelik sorunları yoğun klinik terimlerle tanımlamayı arkanızda bırakmalısınız. Kısacası, ufak problemleri yanlış psikolojik etiketlerle anlatıp iletişimi kilitlememelisiniz.
Kırıcı sözleri dürüstlük kılıfına sokmak
Her ilişkinin temelinde bulunması gereken dürüstlük, bazen kötüye kullanılabiliyor. Bazı insanlar, sert sözleri dürüstlük olarak nitelendirerek dediklerinin nasıl karşılanacağını düşünmeden dışa vuruyor. Bu durum, karşı tarafın hayal kırıklığı yaşamasına neden oluyor.
Bu davranışı sergilememek için dürüstlüğün kurduğunuz iletişimlerde nasıl bir rol oynaması gerektiğini düşünün. Herhangi bir şey söylemeden önce, ‘’Bunu söylemeli miyim?’’, ‘’Bunun şu an mı söylenmesi gerekiyor?’’ ve ‘’Bunu söylemesi gereken kişi ben miyim?’’ gibi soruları kendinize sorabilirsiniz.
Farklı görüşlere tahammül etmekte zorlanmak
Birine değer vermenin o kişiyle her konuda aynı fikirde olmanız gerektiği anlamına gelmediğini kabul etmelisiniz. Çevrenizdekilerin bakış açılarını keşfetmeye ve farklı fikirlere saygı duymaya özen göstermelisiniz.
Açık görüşlü olmaya dikkat ederek yukarıdaki sağlıksız iletişim alışkanlıklarını arkanızda bırakabilirsiniz.
İlginizi çekebilir: Çoğu zaman farkında olunmayan toksik iletişim alışkanlıkları