X

Sağlıklı ilişkilerin anahtarı: Hiçbir şeye katlanmak zorunda değilsiniz

Katlanmak zorunda mısın?
Değilsin!
“İdare etmeliyiz, katlanmalıyız, sabırlı olmalıyız…”

Bu eski bilinç, geçmiş nesillerin evlilik, ilişki anlayışına damgasını vurmuş. Kan kusup kızılcık şerbeti içenler, “Kol kırılır yen içinde kalır” diyenler… Çocuklar için uğradığı psikolojik, fiziksel şiddete rağmen ilişkisini sürdürenler, partnerin manipülasyonlarıyla kendi benliğini değersiz, yetersiz zannedenler, kendini suçlayıp “Her şeyin sorumlusu benim” diyenler… Günümüzde maalesef hala çok yaygın. Sanki nesilden nesile aktarılan bir kurban, mağdur psikolojisi…

Belki ailemiz bizleri kendi ayaklarının üzerinde durabilen, güçlü bireyler olarak yetiştirmeyi çok istediler. Bunun için varlarını yoklarını eğitim hayatımıza akıttılar. Ancak bir şeyi unuttular: Kendilerini!

Kendin nasıl yaşıyorsan başkasına da aslında öyle yaşaması gerektiği hipnozunu hiç farkında olmadan yapabiliyorsun. Hipnoz dediğimiz şey ise sorgulamadan kabul ettiğimiz her şey…

Günümüzde neden boşanmalar artıyor? İlişkiler sonlanıyor?
Pek çok sebebi var elbette… Ancak insanlar artık birbirlerine katlanmıyor. Bu iyi mi, kötü mü, cevap her bireye göre değişir.

İlişkide psikolojik ya da fiziksel bir şiddet varsa kimse kendinden ödün vermemeli, kendi olmaktan vazgeçmemeli, eski bilinç artık değişmeli…

Bir patolojik rahatsızlık, hastalık varsa, alkol veya madde bağımlılığı, kişilik bozuklukları vb. varsa o ilişkinin sağlıklı sürdürülmesi bence mümkün değil. Bu gerçeği fark edip kabul edebilmek de her baba yiğidin harcı değil.

Karmaşık, kaosu bitmeyen bir evlilik, ilişki yaşıyorsanız lütfen hep hatırlayın: İçinizde her ne kadar yaralı bir parça varsa da onu sarıp sarmalayacak sağlıklı bir parça da var. Siz ona tutunun, onu tutun.

İlişkiler birbirini yücelten, yükselten, varlığını karşılıklı onurlandıran bireyler tarafından sürdürülebilir. Bireyler birbirine iyi geliyorsa, güvenli bir bağlanma varsa mutlu olunabilir.

Lütfen sorun kendinize “Mutlu muyum?” diye…
Cevabınız evetse oh ne ala! Hayırsa ve katlanıyorsanız eğer… Yine sorun kendinize lütfen: “Katlanmam gerek” düşüncesi nereden geliyor?

Acaba duygusal yoksunluklarımızdan, toplumsal yargılardan, korkularımızdan, ailemizden, arkadaşlarımızdan aldığımız hipnozlardan kaynaklı olabilir mi? Yaşadığımız coğrafyanın kültürü mü kendimizi yok saymamızın, katlanmamızın sebebi? Yaşama gelebilmek, yaşamda var olabilmek için yokmuşuz gibi davranmak hayatta kalma stratejimiz mi?

Sorgulamak iyidir. Farkındalık sağlar. Fark ettiklerimizi ise değiştirme şansımız her zaman var.
Katlanmayın dostlar, sizi mutsuz eden şeyler varsa katlanmayın, yol verin sevgiyle, selametle…

Ya selam…
Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Gerçekten bir ilişki istiyor musunuz: İhtiyaçlarınızı tanımak için bir egzersiz

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale