X

Sağlıklı beslenme takıntısı: Ortoreksiya Nervoza

Sağlıklı beslenmenin oldukça yaygınlaştığı günümüzde, sağlıklı beslenme alışkanlığı kimi bireylerde takıntıya dönüşüp ciddi bir sorun halini alabiliyor. “Ortoreksiya Nervoza” olarak bilinen bu durumun bir hastalık olarak kabul edilip edilemeyeceği uzun süre tartışmalara sebep olduysa da tıpkı anoreksiya ve bulimia nervoza gibi yeme bozukluklarından birisi olarak kabul edilmeye aday olarak gösteriliyor. Yine de, ortoreksiya nervoza hastalarını diğer yeme bozukluklarına sahip insanlardan ayıran bir yönü var: Bu kişilerin kilolarıyla ilgili bir takıntıları bulunmamakta. Yani, takıntılı oldukları konu kilo ya da yiyeceklerin miktarından ziyade yiyeceklerin içeriği.

Sağlıklı yaşama düşkünlükle başlayan bu durum; bazı besin gruplarından tamamen kaçmak, başkasının hazırladığı veya paketli yiyecekleri zehirli olarak görmek, günlerinin neredeyse tamamını yiyecekleri planlamakla geçirmek, sağlıklı beslenmeyi ciddi bir övünç kaynağı olarak görmek, yemeklerin organikliği ve kalitesiyle ilgili saplantılı derecede meşgul olmak olarak tanımlanıyor. Kişiler, “sağlıklı beslenemeyecekleri” kaygısıyla kimi zaman sosyal hayattan uzaklaşabiliyor veya diğer insanları yaptıkları yemek seçimlerinden dolayı eleştirebiliyor.

Bu durumun psikolojik boyutunun yanında ciddi bir biyolojik yanı da var. Kimileri, bazı besin gruplarından tamamen kaçtığı için zamanla besinlerin eksik alınmasından kaynaklı hastalıklara yakalanabiliyor. Örneğin; karbonhidratı tamamen “kötü” olarak etiketleyip vücudumuzun doğal bir ihtiyacı olan karbonhidratı tamamen kesmek, sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Beden algısının ve “fit görünmenin” tek tip haline gelmesi ne kadar sağlıksız bir fikir de olsa kişilerin sağlıklı yaşama ilerlemesi beklenebilir bir davranıştır. Yine de, ortoreksiya nevroza “sağlıklı beslenme alışkanlıklarının” çok daha ötesinde bir patolojik durumdur. Sürdüğünüz diyetler sağlıklı olmaktan çıkıp kısıtlayıcı ve yetersiz hale geldiğinde, sosyal çevrenizden bu sebeple uzaklaştığınızda, vaktinizin çoğunu neyi ne kadar yiyeceğinizi düşünmeye başladığınızda bir uzmandan yardım almalısınız.

Web sitemi ziyaret etmek için hemen tıklayabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Çoğu zaman unuttuğumuz önemli bir beceri: Öz bakım

Cansu Varol: Boğaziçi Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Klinik Psikoloji Programı’nda yüksek lisansını tamamlayarak uzmanlığını almıştır. Bu süreçte birçok danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak görev yapmıştır. Halen yetişkinler için bireysel danışmanlık yapmakta ve psikoterapi uygulamalarında Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) ve Şema Terapi ekollerini kullanmaktadır. Ağırlıklı olarak travma, stres, depresyon, panik bozukluk, yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, anksiyete bozuklukları ve ergenlik dönemi sorunları üzerinde çalışmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale