Bazı fikirlerin masa başında, ekran açıkken ve yapılacaklar listeleriyle boğuşurken gelmemesi tesadüf olmayabilir. Her gün aynı yoldan işe gitmek, aynı saatlerde aynı işleri yapmak ve benzer insanlarla benzer konuları konuşmak zihne güvenli bir akış sağlıyor. İlk bakışta gayet pozitif görünen bu durum aslında zihni otomatik moda sokarak yaratıcılığa ket vurabiliyor. Çünkü bir süre sonra sürekli aynı akışı tekrarlamak, zihnin düşünme biçimini belirgin şekilde daraltarak sorunlara çözüm bulma kabiliyetinden bakış açısını genişletme becerisine kadar birçok yetiyi yakından etkileyebiliyor.
Rutinden uzaklaşmak, daralan zihinsel alanı genişletmenin etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Bazen başka bir semtte yürümek, birkaç günlüğüne şehirden çıkmak ya da bilmediğiniz bir yemeği denemek bile zihne alıştığı yollardan farklı bir rota açabiliyor. Bu konuda yapılan bir araştırma , başka kültürlerde yaşama ve bu kültürlere uyum sağlama deneyiminin yaratıcı düşünmeyi destekleyebileceğini gösteriyor. Doğada geçirilen zaman ve teknolojiden uzak kalma üzerine yapılan bir başka çalışma ise yaratıcı problem çözme performansının bu tür deneyimlerle artabileceğine işaret ediyor.
Rutinin dışına çıkmak zihni nasıl etkiler?
Rutinlerin hayatı kolaylaştırdığı bir gerçek. Her gün uyku, çalışma, beslenme gibi rutinleri yeniden düşünmek zorunda kalmamak hem enerji tasarrufu hem zamandan kazanç sağlıyor. Dolayısıyla karar yorgunluğunu azaltarak gündelik işleri daha akıcı hale getiren rutinler aslında sıkıcı ve faydasız değil. Ancak sorun daha çok, bu rutinlere fazla sadık kalıp yeniliklere kendimizi kapattığımız aşamada ortaya çıkıyor.
Hep aynı çevrede bulunup aynı uyaranlarla çevrelendiğimizde ve aşağı yukarı benzer sorunlarla mücadele ettiğimizde, zihin daha önce işe yarayan yolları tekrar kullanma eğilimine giriyor. Bu durum hızlı karar almak adına faydalı olsa da gün gelip yeni fikirlere ihtiyaç duyduğumuzda resmen ayaklarımıza dolanıp işimize köstek oluyor. Bu nedenle eve giderken farklı bir sokaktan geçmek, alışık olmadığımız bir müzik listesi açmak ya da tanımadığımız bir ortama girmek gibi ufak adımlar bile zihni otomatik pilottan çıkarabiliyor. Bazen aradığımız esas yaratıcılık, bu tür basit ve uygulanabilir ayrıntıların ardına gizleniyor.
Yeni deneyimler yaratıcılığı nasıl besler?
Yaratıcılık, çoğu zaman bağlantı kurma becerisiyle ilgili. Daha önce düşünmediğimiz fikirleri, görüntüleri, bilgileri ya da duyguları yeni bir düzen içinde birleştirebildiğimizde ortaya bambaşka bir şey çıkıyor. Zihne malzeme veren yeni deneyimler de bu aşamada devreye girerek bağlantıları çoğaltıyor ve yaratıcılığı birçok açıdan destekliyor:
- Zihni alışılmış düşünce yollarının dışına çıkarıyor.
- Farklı fikirler arasında yeni bağlantılar kurmayı kolaylaştırıyor.
- Dikkatin daha önce gözden kaçan ayrıntılara yönelmesini sağlıyor.
- Aynı probleme farklı bir beden hali ve çevre içinden bakma alanı açıyor.
- Merak duygusunu canlandırarak zihinsel esnekliği artırıyor.
- Otomatikleşmiş cevaplar yerine yeni ihtimalleri düşünmeyi destekliyor.
- Dış uyaranlar değiştiğinde iç konuşmanın da farklılaşmasına yardımcı oluyor.
Seyahat etmek, farklı kültürlerle kaynaşmak, doğada zaman geçirmek ya da sadece günlük rotayı değiştirmek bu yüzden yaratıcı düşünmeyi besleyen basit eylemler arasında sıralanıyor. Bu süreçte dikkat dağıtıcı unsurların azalması ve bedenin hareket etmesi de zihnin daha serbest dolaşabileceği bir alan yaratıyor.
Yaratıcılığı desteklemek için küçük değişiklikler
Yaratıcılığı beslemek için her zaman uzun tatillere çıkmanız ya da radikal hayat kararları almanız gerekmiyor. Günlük düzen içinde yapacağınız küçük değişiklikler de zihnin hareket sahasını genişletebiliyor:
1. Günlük rotanızı değiştirin.
Her gün yürüdüğünüz yolu, kahve aldığınız yeri ya da çalışma masanızın düzenini zaman zaman değiştirmek zihne küçük ama etkili bir yenilik sinyali verir. Tanıdık bir günü küçük bir farkla yaşamak bile dikkatin başka ayrıntılara yönelmesini sağlayabilir.
2. Hareket ederek düşünün.
Zorlandığınız bir konuyu sürekli masa başında çözmeye çalışmak yerine kısa bir yürüyüşe çıkmayı deneyin. Yürümek, bedenin ve düşüncenin ritmini değiştirerek zihni aynı noktaya saplanmak yerine daha serbest bağlantılar kurmaya teşvik edebilir.
3. Farklı alanlardan beslenin.
Yeni bir müzik türü dinlemek, farklı bir sergiye gitmek ya da hiç bilmediğiniz bir yazarın kitabına başlamak yaratıcı düşünme için beklenmedik malzemeler sunabilir. Fikirler çoğu zaman benzer kaynaklara tekrar tekrar bakıldığı için kısıtlı kalırken farklı alanlar birbirine temas ettiğinde canlanır.
4. Kısa boşluklar bırakın.
Yaratıcılık sürekli uyarılmayla güçlenmez. Telefonu yanınıza almadan kısa bir yürüyüş yapmak, birkaç dakikalık meditasyon pratiği denemek ya da gün batımını izlemek zihnin yeni bağlantılar kurmasını sağlayabilir.
5. Küçük fikirleri not alın.
Rutin dışına çıktığınızda akla gelen fikirler hızlıca kaybolabilir. Bu yüzden küçük notlar almak ve akla gelen imgeleri yazmak da önemlidir. O an önemsiz görünen bir fikir, daha sonra başka bir düşünceyle birleşerek sizin için oldukça yaratıcı bir başlangıca dönüşebilir.
Kaynak: psychologytoday, greatergood
İlginizi çekebilir: Yaratıcılık bir hayal mi? Yaratıcı olmak mümkün mü?