X

Psikoterapide neler olur: Psikologlar sadece dert mi dinler?

Son yıllarda azalsa da hala önemli bir kitle psikoterapinin gücünden, amacından ve sürecinden habersiz veya bu konuda yanlış bilgilere sahip. Doğru olmayan pek çok inanç dolanıyor insanlar arasında ve bunlar dönüp dolaşıp bir psikoloğun karşısına çıkıyor. Kimisi psikologluğu yalnızca oturup dert dinlemek olarak görürken, kimisi de psikoterapinin etkisine inanmıyor ve ilaç tedavisini psikoterapiden üstün tutuyor. Bu yazıyı psikoterapi hakkındaki yaygın inançları kırmak ve gerçekte olanı aydınlatabilmek için hazırladım.

Psikoterapi Freud ile birlikte hayatımıza girmiştir. Aslen bir nörolog olan Sigmund Freud, fiziksel bir hasar olmadığı halde fizyolojik rahatsızlık bulguları olan histeri hastaları ile çalışıyordu ve “konuşarak tedavi etmenin” hastaların belirtilerini azalttığını fark etti. Freud böylece bir yandan psikolojide en çok ses getiren psikanalitik yöntemi ortaya atarken, bir yandan da psikoterapinin öncüsü olmuş oluyordu.

Kısacası psikoterapinin kökleri 1800’lü yıllara dayanıyor. Freud’dan sonra pek çok bilim insanı tarafından onlarca yöntem geliştirildi. Psikanaliz günümüzde hala devam etse de diğer pek çok terapi yöntemi alanında uzmanlaşmış psikologlar tarafından uygulanıyor. Bunlar arasında en çok bilinenler Bilişsel-Davranışçı Terapi, EMDR, Şema Terapi, Çözüm Odaklı Terapi vb.

Bunca fazla yöntem ve teknik boşuna değil elbette. Her sorun aynı yöntemlerle çözülemeyebilir. Bu yüzden psikoterapide doğru yöntemle çalışmak önemlidir. Terapistiniz size en uygun yöntemle yardımcı olmaya çalışacaktır. Psikoterapist sizi dinler, ancak bir arkadaş gibi dinlemez çünkü psikoterapi bir sohbet ortamı değildir. Bir arkadaş muhabbeti, asla değildir. Bu nedenle arkadaşlarınıza dertlerinizi anlatmanın terapi olmadığını bilmeniz gerekir. Psikoterapistiniz etkisi kanıtlanmış bilimsel yöntemlerin bilincinde olarak sizi dinler, söylediklerinizi irdeler, bilişsel, davranışsal ve duygusal müdahalede bulunur, problem çözme sürecine katılır. Bir arkadaşınızın bunları yapabilmesi mümkün değildir.

Psikoterapi bir tavsiye süreci midir?

Aynı şekilde, psikoterapistiniz tavsiye vermez. Bu çok önemli bir konu çünkü pek çok insan psikoterapiye gittiğinde kendisine ne yapması ve ne yapmaması gerektiğinin söylenmesini bekliyor. Halbuki terapistiniz yalnızca sizin kendi doğrularınızı bulmanıza ve en doğru kararları vermenize yardımcı olan kişidir. Süreç boyunca görevi bir fener gibi yolu aydınlatmaktır, ama asla bir navigasyon olmaz, olmaması gerekir. Elbette bazen gerçekten iyileşme süreciniz için yapmamanız (veya yapmanız) gereken şeyler olabilir, bunları size psikoterapistiniz sebebiyle birlikte açıklamalıdır.

İlaç mı, psikoterapi mi?

Gelelim ilaç mı psikoterapi mi ikilemine: Bazı durumlarda ilaç tedavisi görmek gerekli ve yeterli olabilir. Bazı durumlarda ise ilaç ve psikoterapi birlikte yürütülür ve oldukça iyi ve verimli sonuçlar elde edilebilir. Bazense psikoterapi tek başına yeterlidir. Size hangisinin gerektiğini kendi kendinize bilmeniz mümkün değildir. Eğer bir psikoterapiste danışırsanız ve o sizin ilaç tedavisi de görmeniz gerekebileceğini düşünürse sizi bir psikiyatriste yönlendirebilir. Şunu da ekleyelim, her psikiyatrist psikoterapi yapamaz. Yapabilmesi için tıpkı psikologlar gibi, gerekli terapi tekniklerinin eğitimini alması gerekmektedir.

Diyelim ki psikoterapiye başladınız ve artık her şeyin düzeleceğine inanıyorsunuz. Bilmelisiniz ki bu uzun bir süreç ve tamamen iniş-çıkışlarla dolu. Bazen çok üzgün ayrılabilirsiniz bir seanstan ve bazen çok özgür hissederek, bazense hiçbir şey hissetmiyor olmayı dileyerek. Bu sürece hazırlıklı olmanız önemlidir çünkü hiçbir yüzleşme, kendimizle ilgili kurcalayıp düzeltmeye çalıştığımız hiçbir şey kolayca olup bitmez.

Son olarak, psikoterapi kişinin kendine yapabileceği en büyük yatırımlardan biridir. Psikoterapinin gücüne inanın.

Web sitemi ziyaret etmek için hemen tıklayabilirsiniz.

Fotoğraf: duffthepsych.com

İlginizi çekebilir: Sevdiğiniz biri depresyondaysa: Ona nasıl yardımcı olabileceğinizi biliyor musunuz?

Cansu Varol: Boğaziçi Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Klinik Psikoloji Programı’nda yüksek lisansını tamamlayarak uzmanlığını almıştır. Bu süreçte birçok danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak görev yapmıştır. Halen yetişkinler için bireysel danışmanlık yapmakta ve psikoterapi uygulamalarında Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) ve Şema Terapi ekollerini kullanmaktadır. Ağırlıklı olarak travma, stres, depresyon, panik bozukluk, yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, anksiyete bozuklukları ve ergenlik dönemi sorunları üzerinde çalışmaktadır.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale