X

Psikobiyotik diyet: 4 haftada stresten arınmak mümkün mü?

Bir süredir araştırmacılar, yediklerimizin zihinsel sağlığımız üzerinde etki sahibi olduğunu biliyorlar. Bununla birlikte, nörolojik sağlık için beslenme müdahaleleri üzerine yapılan çoğu araştırma, diyet yaklaşımlarından ziyade tek tek gıdalara odaklanıyor. İşte tam da bu nedenle İrlanda, Cork’tan bilim insanları, Molecular Psychiatry’den yeni bir çalışma ile bağırsak sağlığını geliştirmek için tasarlanmış bir psikobiyotik diyetin zihinsel refah üzerinde olumlu bir etkiye sahip olup olmadığını görmek üzere yola çıktılar!

Psikobiyotik diyet ve çalışmanın ortaya koyduğu gerçekler hakkında daha fazlasını keşfetmek için okumaya devam edin.

Psikobiyotik diyet nedir?

Psikobiyotik diyet kavramı, çalışmanın ortak yazarları Timothy “Ted” Dinan ve John CryanTimothy “ tarafından icat edildi. Bu tür bir diyet, bağırsak mikrobiyal dengesini desteklediği bilinen gıdalara (tam tahıllar, prebiyotik meyve-sebzeler, baklagiller, fermente gıdalar) öncelik vererek bağırsak- beyin eksenine odaklanıyor. Ve tabii şekerli, işlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketimini de durduruyor…

Bilimsel çalışmada kullanılan psikobiyotik diyet şu besinleri içeriyordu:

  • Günlük 6-8 porsiyon prebiyotik lif bakımından zengin meyve ve sebzeler (Örneğin elma, muz, pırasa, soğan)
  • Günlük 5-8 porsiyon kepekli tahıllar (Örneğin yulaf, tam buğday, kinoa)
  • Günde 2-3 porsiyon fermente gıda (Örneğin lahana turşusu, kefir, kombucha)
  • Haftada 3-4 porsiyon bakliyat (Örneğin nohut, mercimek, bezelye)

Çalışma, optimal olmayan beslenme alışkanlıklarına sahip 45 sağlıklı yetişkinle (18-59 yaş) gerçekleştirildi. Çalışma grubuna psikobiyotik diyetin bileşenleri hakkında bilgi verildi ve buna mümkün olduğunca bağlı kalmaları istendi. Kontrol grubuna ise (psikobiyotik odaklı bilgiler yerine) genel beslenme konusunda minimal bilgiler verildi.

Araştırmacılar, her iki grubun da dört haftalık deneme süresinden önce ve sonra, dışkı mikrobiyota bileşimi, stres, genel sağlık ve kan, idrar, dışkı örneklerinin metabolik profilini inceledi.

Psikobiyotik diyet, zihinsel refahı nasıl etkiler?

Çalışmanın sonuçlarına göre, psikobiyotik diyeti uygulayan katılımcılar, algılanan streste daha ciddi bir azalma yaşadılar. Kontrol ve çalışma grubu arasında önemli bir stres tepkisi farkı olmamasına rağmen, psikobiyotik diyete daha fazla bağlılık, algılanan streste daha güçlü düşüşlerle sonuçlandı.

Bağırsak mikrobiyal bileşimindeki değişiklikler çalışma grubu için hafif olsa da, 40 spesifik fekal lipidde (toplam diyet yağındaki azalma ve tekli doymamış yağlardaki artış sayesinde) ve idrar triptofan metabolitlerinde (temel protein sentezi için hayati önem taşıyan temel bir amino asit) önemli değişiklikler ve sağlıklı inflamatuar yanıtlar gözlendi…

Buraya kadar bilimsel çalışmanın detaylarına yer verdik… Peki ama tüm bunlar ne anlama geliyor?

Sadece dört haftalığına yüksek lifli ve fermente gıdalar açısından zengin bir psikobiyotik diyet uygulayan katılımcılar, daha düşük algılanan stres seviyeleri, daha sağlıklı bağırsak hareketleri, daha sağlıklı inflamatuar metabolit profilleri ve iyileştirilmiş mikrobiyal kompozisyon ve fonksiyon yaşadılar.

Dolayısıyla bağırsak sağlığına dost besinler içeren bir diyet benimsemek sizin de genel sağlığınızla birlikte zihinsel sağlığınızı destekleyebilir. Bunun için diyetinize prebiyotik ve probiyotik bakımından zengin besinler ekleyebilirsiniz. Veya doktor önerisiyle prebiyotik lif, probiyotik ve postbiyotik destek eklemek için besin takviyelerini deneyebilirsiniz.

Her iki durumda da bağırsak-beyin ekseniniz ve zihinsel sağlığınız size teşekkür edecek!

Bonus: Probiyotik ve prebiyotik besinler

Prebiyotik, insan vücudunun sindiremediği bir lif türü. Bakteriler ve mayalar da dahil olmak üzere küçük canlı mikroorganizmalar olan probiyotikler için bir yiyecek görevi görüyor. Hem prebiyotikler hem de probiyotikler, bağırsaktaki yararlı bakterileri destekliyorlar.

Özellikle son yıllarda sayısı giderek artan araştırmalar, gelişmiş bağırsak sağlığının genel sağlık ve zihinsel durum üzerinde olumlu etkileri olabileceğini gösteriyor. Bu yüzden çoğu insan, diyetinde probiyotik ve prebiyotik besinlere yer vermek konusunda artık daha bilinçli.

Başta aşağıdakiler olmak üzere birçok besin probiyotik açısından zengin:

  • Yoğurt
  • Kefir
  • Lahana turşusu ve kimchi gibi fermente gıdalar
  • Kombu çayı
  • Geleneksel fermente ayran
  • Gouda gibi fermente peynirler

Prebiyotiklere, yani bağırsaklarımızdaki dost bakterilerin besinlerine gelecek olursak; bazı meyveler, sebzeler ve tam tahıllar da dahil olmak üzere birçok yüksek lifli gıdada bulunduklarını söyleyebiliriz. Ayrıca bazı probiyotik açısından zengin gıdalar da prebiyotikler içerebilirler.

İşte prebiyotik içeren besinlerden bazıları:

  • Soğan
  • Sarımsak
  • Pırasa
  • Patates
  • Yer elması
  • Enginar
  • Karahindiba
  • Yulaf
  • Çavdar
  • Buğday

Uyarı: Sağlıklı ve çeşitli besinler içeren dengeli bir diyet, tüm bu önemli besin ögelerini ve daha fazlasını yüksek ihtimalle içerir. Eğer sizin için doğru beslenme konusunda özel tavsiyelere ihtiyaç duyduğunuzu hissediyorsanız bir doktora veya diyetisyene danışmayı unutmayın.

İlginizi çekebilir: Bağırsak sağlığı ve anksiyete arasındaki ilişki

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale