X

Premenstrual Sendrom (PMS) kabusunuz mu: PMS’in etkilerini azaltmak sizin elinizde

Ruh halinde ani değişimler, sinirlilik, iştah artışı, özellikle karbonhidrat ve tatlı tüketme isteği, meme hassasiyeti, akneler, baş ağrısı, kabızlık, ödem ve şişkinlik… Bütün bunlar sana da tanıdık geliyor mu? Evet doğru bildin! Menstrüasyon öncesi  sendromlar… Muhtemelen her ay bunlardan birini veya birkaçını yaşıyorsun. Peki sebebini ya da nasıl çözebileceğini biliyor musun?

Menstrüasyon yani regl dönemi öncesi yaşanan bu duruma Premenstrual Sendrom (PMS) deniyor. Belirtilerin hem kendisi hem de şiddeti kişiden kişiye göre değişebiliyor, periyottan 1-2 hafta önce başlıyor ve genel olarak periyot tam başladığında semptomlar da azalıyor. PMS’in sebebi tam olarak bilinmese de yumurtalık hormonlarının değişimiyle ilgili olduğu düşünülüyor. Özellikle International Journal of Eating Disorders’ta yayımlanan bir çalışma; menstrüasyon dönemi öncesi yaşanan iştah artışı ve vücuttan memnuniyetsizliğin değişen progesteron seviyesiyle ilişkili olabileceğini söylüyor. 

Tatlı krizleri için: Düşük Glisemik İndeks (GI) diyeti

Menstrüasyon dönemi öncesi iştah, tatlı ve karbonhidrat tüketme isteği her zamankinden daha yüksek oluyor. Bu dönemde sıklıkla şeker içeriği yüksek ve karbonhidrat içeren besinler tüketmek kan şekerinde dalgalanmalara sebep olabileceği için semptomları daha da tetikler. Bu sebeple bazı otoriteler periyot öncesi Düşük Glisemik indeks diyetini öneriyor. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmeği, pirinç yerine bulguru ve makarnayı tercih etmek , kuru baklagillere, taze sebze ve meyve tüketimine ağırlık vermek PMS semptomlarını ve aşırı yeme isteğini azaltmaya yardımcı olabilir.

Vitaminler önemli

British Dietetic Association’a göre diyetle yeterli kalsiyum ve D vitaminin alınması, semptomlarda azalma ile ilişkili. Üstelik D vitamininin adet öncesi ağrı ve migreni hafifletmeye yardımcı olabileceğine dair çalışmalar da var. Bu sebeple menstrüasyon dönemi öncesi kalsiyum içeriğiyle süt ve süt grubu besinleri ve yeşil yapraklı sebzeleri mutlaka tüketin. D vitamininin besinsel kaynakları oldukça az olduğu için yetersizlik durumu söz konusuysa takviye almayı da ihmal etmeyin.

American Journal of Clinical Nutrition’da 2011 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre tiamin ve riboflavin (B1 ve B2 vitamini) içeren besinler açısından zengin bir diyet PMS görülme sıklığını %35 azaltabilir. Tam tahıllar, yumurta, süt ürünleri, baklagiller, yağlı tohumlar ve  koyu yeşil yapraklı sebzeler, menstrüasyon öncesi beslenme listenizde mutlaka olmalılar.

Ödem için…

Bu dönemde en çok yaşanan sorunlardan biri de ellere olmayan yüzükler, ayakları sıkan babetler… Özellikle tuz tüketimini azaltmak PMS’te ödem şikayetini azaltmak için önemli. Dışarıdan hazır yemek yememek, işlenmiş ürünler, kavrulmuş yağlı tohumlar, turşu, tuzlu zeytin ve peynir gibi tuz içeriği yüksek besinlerden uzak durmak şikayetleri hafifletmeye yardımcı olabilir. Gün içinde yeterli miktarda su içmek ve egzersiz yapmak da ödem atmaya yardımcı olacaktır.

Bu dönemde hem bazı vitamin ve minerallerin emilimini engelleyebileceği, hem de ödeme sebep olabileceği için alkol tüketimini minimuma indirmeyi de ihmal etmeyin.

İlginizi çekebilir: Duygularınız ne yiyor: Hangi ruh halindeyken, hangi besinleri daha çok tüketiyorsunuz?

Betül Karakuş: 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Üniversite eğitimi süresince, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi onkoloji, nutrisyon destek, poliklinik ve dahiliye bölümlerinde ve Özel Ankara Güven Hastanesi’nde yetişkin beslenmesi üzerine; Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’nde çocuk beslenmesi üzerine; T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamladı. Diyabet diyetisyenliği, kardiyoloji diyetisyenliği, sporcu diyetisyenliği kursları başta olmak üzere bir çok eğitim ve kurs programına katıldı. Nisan 2014 tarihinden itibaren Mezura Kliniği’nde diyetisyen olarak çalışmaya başlayan Betül Karakuş; Mezura’nın wellness çalışmalarının yönetimi ve koordinasyonundan sorumludur. Ayrıca Mezura Kliniği’nde hasta tedavi ve eğitimi konularında, bilimsel yayın takip ve uygulama geliştirme konularında Uzm. Dyt Dilara Koçak’a yardımcı oluyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale