X

Pozitif düşünmek hayatınızı nasıl etkiler: Pozitif dengeyi keşfedin

Bazen bir şarkıda, bazen yanan bir mumun kokusunda, bazen de yüreğimizde hissettiğimiz o muhteşem enerjinin ışığı fısıldar bize bazı şeyleri. Sanki birdenbire her şey daha iyiye gidecekmiş gibi bir umut dolar içinize. Her şey daha iyiye gider mi bilmiyorum ama bunu hissettiğimiz tam o anın, aslında yaşadığımızı hissettiğimiz o anlar olduğunu biliyorum. Önemli olan da bu değil midir zaten?

Her şeyi akışa bıraktığınızdaki o muhteşem özgürlük hissinin verdiği rahatlıkla, her şeyin daha iyiye doğru gideceğini hissettiğiniz o kaygısızlık duygusu… Sanki bir şeylerin kontrolünüzde olduğunu bilip, ama olmayan etkenlerin de olabileceğini kabul ettiğiniz o muhteşem denge duygusu… Kaygıdan uzak, akıl sağlığınızı koruyabildiğinizi hissettiğiniz ve aslında sadece o zaman bir şeyleri kontrolünüz altında tutabildiğinizi hissettiğiniz o muhteşem, kendinize güven veren duygu… İçinizde hissettiğimiz bu güven duygusuyla her şeyin altından kalkabileceğinizi söyleyen o harika güç duygusu… İşte bunu kendimize hissettirebilecek olan sadece biziz. Hayatımızın kontrolü sadece kendimize fısıldadığımız sihirli kelimelerle mümkün.

Biz ne isek oyuz! Ama ne olacağımıza karar veren de sadece biziz!

Belki de çoğu kişi bu satırları okuduğunda “Neyin kafasını yaşıyor bu Gamze acaba?” diyor olabilir. Açlık var, ekonomi berbat, pandemi var, insanlar ölüyor, sosyal yaşam sıfır, bir sürü sorun var. Var! Var! Var!

Elbette 24 saat boyunca 32 diş gösterip oturalım gibi bir derdim yok. Veya elbette sorunlarımız var. Bir sabah modumuz yerinde uyanırken, güne enerjik, mutlu başlarken ve her şeyin çok daha basit geldiği bir gün geçirirken, başka bir gün gri, berbat bir mod ile güne başlayabiliyoruz. İyi, kötü, güzel, çirkin, siyah, beyaz, savaş, barış gibi zıt kavramlar yüzyıllardan beri var olmadı mı zaten? Ama benim anlatmak istediğim kavram, hangisini daha çok fark ettiğinizle ve kendi özelinizde dengeyi sağlayabilmek için bu kavramlarla beraber yola nasıl çıkacağınızı seçtiğinizle alakalı bir durum.

Güzelin yanında çirkinin de, savaşın diğer yüzünde barışın da olduğunu bildiğimiz hayatta umut dolu duyguları hissetmek, var olan sorunları görmezden geldiğimiz ya da umursamadığımız anlamına mı gelir? Benim cevabım hayır! Yaşamın başlangıcından itibaren tüm saydığımız ve sayamadığımız zıt kavramlar zaten hep iç içe olmadı mı? Zaten önemli olanın bütün zıt duyguların, olayların ve olguların bir arada, dengede olduğu gerçeği değil midir?

O halde neden düşüncelerimizi her şeyin daha iyi olacağı yönünde yönlendirmeyelim ki? Her şey ama her şey bir frekanstan ibaret. Yalnız burada çok önemli bir unsur var: Ne düşünürsen onu kendine doğru çekersin değil, “Ne olursan onu kendine doğru çekersin” daha doğru bir ifade olur diye düşünüyorum.

Pozitif düşündüğümüz takdirde pozitif olma yolunda ilerleriz. Pozitif düşünmeyi ve çözüm odaklı olmayı seçtiğimiz takdirde yolun başında atacağımız minik adımlar, dev adımlara dönüşecektir diye düşünüyorum.

Sen ne isen osun!
Güzel düşün, güzel ol!
Güzel ol ki dünyan güzelleşsin!

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Her şeyi olduğu gibi, olduğu şekliyle kabul etmek: Akışa engel olmayın

Gamze Okutan: 15 Aralık 1986 Beykoz İstanbul doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mağazacılık sektöründe satış danışmanlığı ve sağlık sektöründe hizmet veren bir firmada yönetici asistanlığı yaptı. Çalışma hayatı sebebiyle üniversiteye biraz ara verdikten sonra 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Şu anda Yazılım ve Teknoloji alanında hizmet veren bir firmada Mali & İdari İşler Yetkilisi olarak meslek hayatına devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk sahibi bir anne. Pusula kitabının yazarı. Gamze Okutan’ın kendini bildi bileli sanata, kişisel gelişime, psikolojiye olan ilgisi hep vardı. Zaman zaman şiir yazmayı, deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştığı yazılar yazmayı, kendi çapında hobi olarak müzikle uğraşmayı ve söylemeyi çok seven biri. Ayrıca arada sırada meditasyonla zihnini sakinleştirip stres atmayı, yoga ile bedensel enerjisini korumayı seviyor. Hayatta pozitif ve negatif her şeyin bir bütün olarak güzel olduğunu düşünüyor. Olaylara bakarken çoğunlukla pozitif taraftan değerlendirmeyi yani bardağın dolu tarafından görmeyi ve çözüm odaklı olmayı seviyor. Fakat negatifin ağır bastığı durumlarda duyguların sonuna kadar yaşanması gerektiğini aksi takdirde mutlu olmanın mümkün olmayacağını düşünüyor. Hayatı dolu dolu, tutkuyla, hissederek yaşamayı seven aslında hayatın kendisine aşık, hayalperest bir yolcu olarak tanımlıyor kendini. Hayatın paylaştıkça güzellikler getireceğine olan inancını ve umudunu hiçbir zaman kaybetmemiş biri olarak paylaştıkça belki küçük dokunuşlarla bakış açımızdaki yansımaları çok daha renklendirebiliriz diye düşünüyor. Hep birlikte, el ele birbirimizin yoluna daha çok ışık tutarak yönümüzü bulmamıza bir nebze olsun katkı sağlayabileceğimize inanıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale