Günümüzde ilişkilere dair en çok tartışılan konulardan biri, ilk bakışta “ideal partner” gibi görünen bazı özelliklerin zamanla neden yorucu ve dengesiz bir ilişki deneyimine dönüşebildiği. Özellikle “sakin, uyumlu, tartışma çıkarmayan” partner fikri, uzun yıllardır birçok kişinin bilinçli ya da bilinçsiz şekilde arzuladığı bir model olarak öne çıkıyor. Ancak son dönemde sosyal medyada konuşulan “plastik poşet teorisi”, bu beklentinin her zaman sağlıklı bir ilişki dinamiğine karşılık gelmediğini oldukça çarpıcı bir şekilde gündeme taşıyor.
Plastik poşet teorisi neyi anlatıyor?
Bu kavram, ilişki koçu ve motivasyon konuşmacısı Alessandro Frosali’nin viral olan bir değerlendirmesiyle yaygınlaştı. Frosali, bazı erkeklerin ilişkideki duruşunu “rüzgarda sürüklenen plastik poşet” metaforuyla açıklıyor. Buradaki temel eleştiri, kişinin hiçbir inisiyatif almadan sadece akışa bırakması ve ilişkiyi neredeyse tamamen karşı tarafın yönlendirmesiyle yaşaması.
Frosali bu durumu oldukça net bir şekilde ifade ediyor: “İnisiyatif almıyorsun, plan yapmıyorsun, sadece akışa bırakıyorsun.” Bu bakış açısı ilk etapta sert görünse de aslında birçok kişinin ilişkilerde yaşadığı görünmez bir yükü tarif ediyor.
Sakin partner algısı neden cazip gelir
Özellikle daha önce yorucu, duygusal olarak iniş çıkışlı ya da çatışmalı ilişkiler yaşamış kişiler için “sorunsuz ve sakin partner” fikri oldukça çekici olabilir Klinik psikolog Sabrina Romanoff bu durumu şöyle açıklıyor: İnsanlar çatışmanın olmadığı bir ilişkiyi çoğu zaman güvenli ve stabil olarak algılar.
Yani başlangıçta yaşanan “hiç kavga yok, her şey çok kolay” hissi, kişide yanlış bir güven duygusu yaratabilir. Oysa bu sessizlik her zaman sağlıklı bir uyum anlamına gelmez.
Zamanla görünmeyen yük ortaya çıkar
İlişki ilerledikçe “sakinlik” olarak algılanan durumun aslında pasiflik olduğu daha net görünmeye başlar. Çünkü ilişkiye dair planlar, kararlar ve sorumluluklar fark edilmeden tek bir kişinin üzerine yığılmaya başlar.
Başta basit gibi görünen “Sen ne istersen?” cümlesi, zamanla ilişkinin tüm yükünü taşıyan bir mekanizmaya dönüşebilir. Bir hafta sonu planı, bir tatil organizasyonu ya da geleceğe dair küçük bir karar bile tek taraflı bir zihinsel emek gerektirir hale gelir. Bu noktada ilişkideki görünmeyen yük, yani “mental load”, tamamen tek tarafa kaymış olur.
İnisiyatif almamak ve pasiflik döngüsü
Uzmanlara göre sağlıklı bir ilişki, iki tarafın da aktif olduğu bir yapıdır. İnisiyatif almak kontrolcü olmak anlamına gelmez, aksine ilişkiye dahil olma isteğini gösterir. Partnerin düşünmesi, plan yapması, teklif sunması ve sorumluluk alması bu nedenle önemlidir.
Ancak “plastik poşet” olarak tanımlanan ilişkisel modelde bu aktif katılım görülmez. Kararlar sürekli ertelenir, sorumluluklar çoğu zaman belirsiz kalır ve tüm süreç karşı tarafın çabasıyla yürür.
Fikirsizlik mi esneklik mi
Bir diğer önemli ayrım ise “esnek olmak” ile “fikirsiz olmak” arasındaki farktır. Klinik psikolog Keisha Saunders Waldron bu konuda şunu vurgular: Sağlıklı bir partnerin kendi tercihleri vardır ve bu tercihleri gerektiğinde savunabilir.
Örneğin birlikte gidilecek restoran konusunda küçük bir fikir ayrılığı yaşanabilir, bu doğaldır. Ancak sorun, hiçbir konuda net bir duruşun olmamasıdır. Bugün söylenenle yarın söylenenin sürekli değişmesi, ilişkide güven ve yön duygusunu zedeler.
Söz verip harekete geçmemek
Bu ilişki dinamiğinde sık görülen bir diğer durum da verilen sözlerin hayata geçirilmemesidir. Partner o anda her şeye “evet” diyebilir, planlara sıcak yaklaşabilir. Ancak süreç ilerlediğinde hiçbir adım atılmaz.
Bir hafta sonu kaçamağı konuşulur ama rezervasyon yapılmaz. Önemli bir konuşma açılır ama tekrarına gelinmez. Bu durum ilk bakışta basit bir erteleme gibi görünse de zamanla ilişkide ciddi bir güvensizlik alanı yaratabilir.
Gerçek sakinlik ve pasiflik arasındaki fark
Uzmanların altını çizdiği en önemli noktalardan biri de budur. Gerçek anlamda sakin bir partner, stresli durumlarda dengede kalabilen, panik yapmayan ve çözüm odaklı davranabilen kişidir. Ancak bu, pasiflik anlamına gelmez.
Sakinlik, birlikte hareket etmeyi dışlamaz. Aksine, kriz anlarında bile sorumluluk alabilmeyi içerir. Pasiflik ise çoğu zaman geri çekilme, karar almaktan kaçınma ve yükü karşı tarafa bırakma eğilimidir.
İlişkide denge ve ortak emek
Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin de aktif olarak dahil olduğu bir ortaklıktır. Bu ortaklıkta sadece sevgi değil, emek de paylaşılır. Plan yapmak, karar almak, sorun çözmek ve geleceği birlikte düşünmek ilişkinin doğal bir parçasıdır.
Tüm yükün tek bir kişiye kaldığı ilişkilerde ise zamanla yorgunluk, kırgınlık ve dengesizlik ortaya çıkar. Çünkü ilişki, tek taraflı bir taşıma çabasına dönüşür.
“Plastik poşet teorisi” aslında bir kişiyi etiketlemekten çok, ilişkilerde sıkça gözden kaçan bir dinamiğe dikkat çekiyor. Sadece sakin görünen bir partnerin, her zaman duygusal olarak orada olduğu anlamına gelmediğini hatırlatıyor.
Gerçek ilişki; sessizlikten çok, birlikte hareket edebilme becerisiyle şekillenir. Ve en önemlisi, iki tarafın da aynı ölçüde sorumluluk aldığı bir denge üzerinde yükselir.
Kaynak: self
İlginizi çekebilir: Netflix’in “Blue Therapy” serisi kırgınlıklar hakkında ne söylüyor?Netflix’in “