Romantik ilişkide sınırlar: Partnerinizle sağlıklı sınırlar oluşturmak için dikkat etmeniz gerekenler

Şimdiye kadarki herhangi bir ilişkinizde partnerinizin sizden faydalandığını ya da duygularınızı kendi çıkarları için kullandığını fark ettiniz mi? Peki birlikte olduğunuz kişinin tüm problemlerini çözmek zorunda olduğunuzu hissettiniz mi? Kendinizi sürekli anlamsız kavgaların ve uzayan tartışmaların içinde buluyor musunuz? Herhangi biriyle çok kısa süre önce tanışmış olsanız bile kendinizi hemen kaptırıyor, o kişiyi çok da iyi tanımadığınız halde duygularınıza engel olamıyor musunuz? Sevgilinizle ayrıldıktan sonra, hiç ara vermeden başka biriyle birlikte olma ihtiyacı duyuyor, yalnız kalmaktan korkuyor ya da eski sevgilinizi geçmişte bırakamıyor ve iletişime geçmek mi istiyorsunuz? Peki hata yapmadığınızı düşündüğünüz durumlarda bile kendinizi savunmaya çalışırken buluyor musunuz? Bu sorulardan birkaçına bile “evet” yanıtı verdiyseniz, muhtemelen yakın ilişkilerinizde sınır problemi yaşıyor ve partnerinizle aranızdaki ‘sağlıklı’ mesafeyi korumakta zorlanıyorsunuz.

Romantik ilişkilerimizde partnerimizle kurduğumuz ilişkinin dinamiği yaşamımız boyunca önce ailemizle olan ilişkilenmemizin, sonrasındaysa arkadaşlık ilişkilerimizin ve geçmiş yaşantılarımızın bir yansımasından oluşuyor. Romantik ilişkilerin diğer ilişkilerden farklı dinamikleri olsa da ebeveynlerimizin birbiriyle olan ilişkisi ve bağlanma stilimiz romantik ilişkilerde de ne kadar mesafeli ya da yakın olduğumuz üzerinde önemli bir etkiye sahip. Dolayısıyla romantik ilişkilerinizde yaşadığınız sınır problemlerinin büyük çoğunluğu, aslında hem sizin hem de partnerinizin geçmişteki ilişki örüntülerinden etkileniyor.

İlişkide sağlıklı sınırlara sahip olmak ne anlama geliyor?

Sağlıklı sınırlar = Başkalarının eylemleri veya duyguları için sorumluluk almazken kendi eylemlerinizin ve duygularınızın sorumluluğunu almak

Romantik ilişkilerinde sınır problemleri yaşayan insanlar genelde iki farklı arketipten oluşuyor: Partnerinin duyguları/eylemleri için çok fazla sorumluluk alanlar ve partnerinin kendi duyguları/eylemleri için çok fazla sorumluluk almasını bekleyenler. Ve ilginç bir şekilde bu iki tür ilişkilenme örüntüsüne sahip kişiler genelde birbiriyle ilişki kurma eğiliminde oluyorlar. Sınır problemi yaşanan ilişkilerde aşağıdaki cümlelere benzer söylemlere oldukça sık rastlanır:

“Arkadaşlarınla ​​bensiz dışarı çıkamazsın. Ne kadar kıskanç olduğumu biliyorsun. Benimle evde kalmalısın.”

“Üzgünüm arkadaşlar, bu gece sizinle dışarı çıkamıyorum. Onsuz dışarı çıktığımda kız arkadaşım çok üzülüyor.”

“Yurtdışında eğitim görmeyi çok isterdim ama sevgilim ilişkimizi uzaktan yürütemeyeceğimizi düşündüğü için gitmeme sıcak bakmıyor.”

“Seninle sevgili olabiliriz ama arkadaşlarımıza söylemesek olmaz mı? Erkek arkadaşım olduğunda benden uzaklaşıyorlar.”

Açıkça görüldüğü üzere her bir senaryoda, kişi ya kendisine ait olmayan eylemler/duygular için sorumluluk alıyor ya da eylemleri/duyguları için başka birinin sorumluluk almasını talep ediyor.

Kişisel sınırlar ve benlik saygısı

Kişisel sınırlar ve benlik saygısı birbiriyle yakından ilişkili olan iki kavram. Kendi eylemlerinizin sorumluluğunu almak ve başkalarını suçlamamak, sınırlarla ilgili en çok bilinen yaklaşımlardan biri olan, Nathaniel Branden’in Altı Boyutlu Benlik Saygısı modelindeki boyutlardan ikisini oluşturuyor. Benlik saygısı yüksek olan kişilerin son derece sağlam kişisel sınırları varken, benzer şekilde sağlam sınırlar inşaa etmek de benlik saygısı oluşturmanın en önemli gereklilikleri arasında yer alıyor.

Sınırlarımız benlik saygımızın yanı sıra, kimliğimizin de ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Duygularımız ve eylemlerimiz için sınırları belli olmayan bir sorumluluk alanına sahip olduğumuzda kimin neyden sorumlu olduğu, kimin hatalı olduğu, verdiğiniz herhangi bir tepkiyi neden verdiğinizin belirsiz olması gibi pek çok durum kimliğinizi oluşturmanıza ve kişiliğinizle ilgili farkındalık geliştirmenize engel olabiliyor.

Örneğin, sporu yaşam tarzı haline getirmek istiyor ancak spor salonuna gitmediğiniz için orada çalışan antrenörü, spor salonunun fiziksel koşullarını, trafiği ve çalışma saatlerinizi; sizinle birlikte spora gelmediği için partnerinizi suçluyorsanız, kendi kimliğinizin ve kişiliğinizin sorumluluğunu almıyorsunuz demektir. Amacınız sporcu ve sağlıklı bir birey olmaktan öte, sadece spor yapmış olmak için spor yapmak olduğunda bu eylemi sosyal onay alma, başkaları tarafından beğenilme, kabul görme, bir gruba ait hissetme gibi motivasyonlarla yaptığınız anlamı çıkarılabilir ve kimliğinizin parçası haline getirmediğiniz bu eylem sadece kendinizi ifade etmek için muhtaç olduğunuz bir araç haline gelir. Ve kimliğinizi sadece diğerleri tarafından onaylanan özelliklerinizle oluşturduğunuzda, özgüveninizi ve özgünlüğünüzü yavaş yavaş kaybetmeye başlarsınız.

Romantik ilişkilerde sınır problemi 

Sınır koymayla ilgili problemlerin sonuçlarının en somut şekilde gözlemlenebileceği ilişkiler genelde romantik ilişkilerdir. Özellikle ailenizde sınır sorunları varsa, romantik ilişkilerinizde de sınır problemiyle karşılaşabilirsiniz. Güzel haber; romantik ilişkileriniz, ailenizden size aktarılan sınır problemlerinizi düzeltmeye başlamanız için en uygun çalışma alanıdır.

Muhtemelen hayatınızın herhangi bir noktasında, bolca inişi ve çıkışı olan, çalkantılı bir ilişki yaşamışsınızdır. Birkaç hafta süren ayaklarınızın yerden kesilme hali, tarif edemeyeceğiniz bir mutluluk hissi; hemen ardından gelen ve hayatı size zehir eden problemler; kısa bir aradan sonra birkaç hafta süren mutluluk, kavgaların ve tartışmaların ardından ayrılık ve hemen ardından dramatik bir barışma seramonisi… Bu gibi çalkantılar ve iniş-çıkışlar, partnerlerin karşılıklı olarak birbirine ‘bağımlı’ olduğu ilişkilerin en ayırt edici özelliğidir ve genellikle kişisel sınırları sağlıklı olmayan iki kişiyi temsil eder. İlişkide ihtiyaçların ve beklentilerin nasıl karşılandığı, sınırların nasıl korunduğunun da en önemli göstergeleridendir.

İhtiyaçlar, beklentiler ve bağımlılık

Hepimizin sınır koymayla ilgili problemler yaşamasının en temelinde, diğer insanlara muhtaç olmamamız, yani karşılıklı bağımlılıklarımız yer alıyor. Birbirimize muhtaç veya bağımlı olmamız, başkalarından sevgi ve şefkat görmek için kişiliğimizden, değerlerimizden, kimliğimizden ve benliğimizden fedakarlık ederek ve sınırlarımızı kaldırmamıza neden oluyor.

Kendi duyguları ve eylemleri için başkalarını suçlayan insanlar sınırlarını şeffaf tutmaya daha yatkındırlar çünkü sorumluluğu çevrelerindeki diğer insanlara yüklediklerinde istedikleri ve ihtiyaç duydukları sevgiyi her zaman alabileceklerine inanırlar. Kendilerini sürekli kurban olarak algılamaları ve kurban psikolojisinde olmaları, sonunda birilerinin onları kurtarmaya geleceği inancını da canlı tutar.

Başkalarının duyguları ve eylemleri için suçu üstlenmeye hazır olan ‘kurtarıcı’ rolündeki insanlar da kurban psikolojisinde olanların tam tersine, her zaman birilerini kurtarmaya çalışırlar. Partnerlerini “düzeltebilirlerse”, istedikleri sevgiyi ve takdiri her zaman alabileceklerine inanırlar.

Tahmin edilebileceği gibi, bu iki insan türü güçlü bir şekilde birbirine çekilir. Patolojileri birbirleriyle mükemmel şekilde eşleşir. Ve bu kişilerin geçmişlerine bakıldığında çoğu zaman, bu özelliklerden herhangi birini sergileyen ebeveynlerle büyümüş oldukları gözlemlenir. Dolayısıyla romantik ilişkilerinde sınır oluşturmakta zorlanan iki insanın bir araya gelmesiyle ortaya çıkan ve dışarıdan “mutlu” gibi görünen bu ilişki modeli, aslında tamamen muhtaçlık ve zayıf sınırlar üzerine kuruludur.

İşin garip tarafı da, her iki taraf da genelde diğerinin ihtiyaçlarını karşılamada tamamen başarısız olur. Birbirlerinin eksikliğini tamamlayabilecekmiş gibi görünen bu iki kişi, birbirlerine yalnızca duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarını engelleyen muhtaçlıklarını ve düşük benlik saygılarını sürdürmek konusunda hizmet ederler. Kurban rolündeki partner devamlı olarak çözülmeyi bekleyen sorunlar yaratır ve kurtarıcı rolünde olan da bu sorunları çözmeye çalışır ancak ihtiyaç duydukları sevgiyi ve onayı böyle bir etkileşimin içinde birbirlerine aktarabilmeleri mümkün değildir.

İlişkilerde alma ve verme davranışları beklentilerle yönetildiğinde, partnerler yaptıkları herhangi bir davranışın karşılığında bir şey beklediklerinde yapılan şey ne olursa olsun değerini kaybedecektir. Aslında karşılıklı bağımlılık üzerine kurulu olan ilişkilerde de olan budur. Mağdur rolündeki taraf, gerçekten bir sorun olduğu için değil, sevildiğini hissetmesinin yolu sorun çıkarmak olduğu için sürekli olarak problem yaratır. Kurtarıcı rolündeki partnerse gerçekten karşı tarafın problemini umursadığı için değil, sorunu çözüme ulaştırırsa sevileceğini bildiği için çözüm üretmeye çalışır. Her iki durumda da nihai amaç sevgiye ve ilgiye olan açlığı doyurmaktır. Bu ihtiyaç ve beklentilerle, partnerlerin karşılıklı olarak özgünlüklerini kaybetmesi ve kendileri gibi davranmaması ilişkinin zamanla kendi kendini sabote etmesine neden olur.

İlişkide sağlıklı sınırların olması ne anlama geliyor?

X: Uzun zamandır iş aradığını biliyorum ve sana yardım etmek istiyorum. Bizim şirkette birkaç boş pozisyon açılmış sana uygun olabilecek. Özgeçmişini yeniden düzenledim ve insan kaynakları bölümündeki bir arkadaşımla paylaştım.

Y: Ah, çok teşekkür ederim ama bunu yapmak zorunda değildin.

X: Ama yapmak istedim, çünkü başarılı olacağına inancım tam. Bugün bir de, geçen gün konuştuğumuz birlikte yaşama fikri takıldı aklıma. Biraz ev baktım, birkaçını telefonla aradım ve görmek için randevu aldım.

Y: Bunu daha önce konuşmuştuk, henüz birlikte yaşamaya hazır değilim.

X: Biliyorum ama sence de çok mantıklı değil mi? Biraz deneriz, baktık yürümüyor yine ayrı evlere taşınırız.

Y: Geçen ay gardırobumun yarısını giymemi istediğin kıyafetlerle değiştirdin. Henüz hazır olmadığımı söylediğim halde sürekli birlikte yaşama fikriyle geliyorsun. Şimdi bir de seninle aynı yerde çalışmamı istiyorsun…

X: Ama seni seviyorum ve seninle ilgilenmek istiyorum. Problemlerini birlikte çözelim istiyorum. Sürekli yanımda ol, birlikte daha fazla zaman geçirelim istiyorum.

Y: Ben de seni çok seviyorum ama lütfen problemlerimi kendi bildiğim yollarla çözmem için fırsat tanı bana. Bu yaptığın hiç sağlıklı değil. Benim hayatımla ilgili kararları bana hiç danışmadan alman sence normal mi?

X: Bu kadar bencil olduğunu bilmiyordum. Senin için her şeyi yapıyorum, zamanımı ve enerjimi harcıyorum, iş arkadaşlarımdan ricada bulunuyorum ve yine de suçlu ben oluyorum!

Y: Beni gerçekten önemsiyorsan, hayatımı kontrol etmeye çalışmayı bırakmalı ve kendi başıma yaşamama izin vermelisin.

Bu diyalog, karşılıklı bağımlı (codependent) olarak tanımlanabilecek bir ilişkide yaşanabilecek olası tartışmaların küçük bir örneğini yansıtıyor. Dışarıdan bakıldığında son derece güzel görünüyor olabilir, hatta içten içe ‘Keşke erkek/kız arkadaşım da bunu benim için yapabilse’ diye düşünüyor olabilirsiniz. Ancak sınırların bu derece ihlal edildiği bir ilişkide problem yaşanmaması ve ilişkinin sağlıklı şekilde yürütülmesi neredeyse imkansız.

İlişkilerde sağlıklı sınırlar nasıl oluşturulur?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, sağlıksız sınırlar genelde düşük benlik saygısının bir yansımasıdır ve sınırların güçlendirilmesi için benlik saygısının de beraberinde artırılması gerekir. Benlik saygısı, hayatın her alanında dengeli olmanın, kişinin kendisini yeterli ve yetkin hissetmesinin ve kendisine güvenmesinin yan ürünüdür. Benlik saygınızın olması, sadece kendi iyiliğinizin peşinde koşmanız ve diğer insanların ihtiyaçlarını göz ardı etmeniz anlamına gelmez. Aksine, sadece kendine odaklı bir yaşam narsistik ve bencil kişislik özelliklerini de beraberinde getirir.

Benlik saygısı, kendi yaptıklarınızın diğer insanların yaptıklarına kıyasla ne kadar iyi ya da kötü olduğuna dair kendinizle ilgili yaptığınız değerlendirmeleri içerir. Benlik saygınız düşükse, büyük olasılıkla kendiniz için koyduğunuz standartları ve ölçütleri yeterince karşılayamadığınızı düşünüyorsunuz ve bu noktada yapabileceğiniz en önemli şey, kendinize şefkat göstermek olacaktır.

Herkes bir şeylerden yoksundur, eksiktir, kusurludur ya da hayatının bir noktasında, herhangi bir konuda başarısız olabilir. Önemli olan, kusurlarınızı kabul etmek, onlarla da var olabilmeyi öğrenmek ve daha iyi olmak için çaba gösterebilmektir. Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeyi öğrendiğinizde ve bu bilinçle ilerlediğinizde benlik saygınızı da yavaş yavaş inşaa etmeye başlayacaksınız.

Kendinize daha fazla saygı duymaya başladığınızda, sağlıklı sınırlar da hayatınızda yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayacaktır. Nelere tahammül edip edemeyeceğinizi sezgilerinizle anlayabilecek, çizgiyi nerede çizmeniz gerektiğini çok daha iyi bilecek ve kendinizi toksik ilişkilerden uzaklaştırmayı öğreneceksiniz.

Ancak yine de ilişkide sınır koymak sizin için problemse aşağıdaki önerilerimizi uygulayarak romantik ilişkilerinizde sınırlarla ilgili çalışmaya başlayabilirsiniz.

Sınırlarınızla ilgili farkındalığınızı geliştirin

Sınırları belirlemeden önce, bazı durumların ve davranışların sizin için neden önemli olduğunu anlamaya çalışın. Sınırlar, sağlıklı ilişkilerin ayrılmaz bir parçasıdır çünkü siz ve partneriniz arasındaki dengeyi korumanıza yardımcı olurlar.

Sağlıklı sınırlar oluşturmanın ilk adımı, sınırlarınızın nerede başlayıp nerede bittiğini kendinize ve partnerinize açıkça ifade etmeniz ve davranışlarınıza yansıtmanız olacaktır. Karşı tarafın hangi davranışlarının sizin için tolere edilebilir, hangilerinin edilemez olduğuyla ilgili bir liste oluşturun. Karşı tarafın kurallarınızı ihlal etmesi durumunda sonuçların ne olacağına baştan karar verin ve açık şekilde paylaşın.

İhtiyaç ve beklentilerinizi açıkça iletin

Şeffaf, dürüst ve net şekilde iletişim kurmak, her sağlıklı ilişkinin önemli bir parçasıdır. Partnerinizle sınırları tartışırken, rahat olduğunuz veya rahat olmadığınız şeyler konusunda dürüst olmak, ondan gerçekten ne beklediğinizi bilmesini sağlayacaktır. Benzer şekilde, partnerinizin sınırlarınıza saygı duymasını beklerken onun ihtiyaçlarını da dikkatli şekilde dinlemeniz ve saygı göstermeniz eşit derecede önemlidir. Unutmayın, bir ilişkide her şeyi söyleyebilmeniz gerekir, ancak söylemek istediklerinizi nasıl söylediğiniz de en az ne söylediğiniz kadar önemli olacaktır.

Yalnız kalma ihtiyacınızın farkında olun

Özellikle bir arada çok fazla zaman geçiriyorsanız, yalnız kalabileceğiniz bir zamana ihtiyacınız olduğunda birbirinizle iletişim kurduğunuzdan ve yalnız kalmaya neden ihtiyaç duyduğunuzu nazik şekilde açıkladığınızdan emin olun. Sevdiğiniz kişiyle kaliteli zaman geçirmek ne kadar önemliyse, kendinize de zaman ayırmak da bir o kadar önemlidir.

İlginizi çekebilir: Sınırlar: Kişilerarası ilişkilerde sınır koymak neden önemli?

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!