Partnerimizi sürekli analiz etmek: İlişkilerde “Therapy Speak” ne zaman işe yaramaz hale geliyor?
“Bence kaçınan bağlanma stiline sahipsin”, “Şu an beni gaslight ediyorsun” “Bu benim sınırım”, “Bunu travmaların yüzünden yapıyorsun”. Birkaç yıl önce çoğunlukla terapi odasında duyabileceğimiz bu ifadeler artık arkadaş sohbetlerinden TikTok videolarına, dating uygulamalarından çiftlerin tartışmalarına kadar her yerde. Ruh sağlığı hakkında daha rahat konuşabilmek kuşkusuz önemli bir değişim. Duygularımızı daha açık ifade etmek veya tekrar eden davranış kalıplarını anlamlandırmak için psikolojinin sunduğu kavramlardan yararlanabiliyoruz.
Ancak sorun, bu kavramların ilişkinin kendisinin önüne geçmeye başladığı noktada ortaya çıkıyor. Partnerimizin söylediği her cümleyi bir bağlanma stiline, geçmiş bir travmaya veya psikolojik bir etikete bağladığımızda onu anlamaktan çok karşımızdaki kişiye bir vaka analizi mantığıyla yaklaşabiliyoruz. Bu da mevcut sorunları çözmekten çok ilişkideki tartışmaları derinleştirerek tarafların birbirinden uzaklaşmasına kadar uzanan ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
Therapy speak nedir?

“Therapy speak” (terapi dili manipülasyonu), psikoloji ve terapi dünyasına ait kavramların gündelik konuşmalarda kullanılmasını tarif eden yeni nesil ifadelerden biri. Boundary (sınır), trigger (tetiklenme), attachment style (bağlanma stili), emotional availability (duygusal ulaşılabilirlik) gibi kelimeler terapi konuşmasıyla eşleştirilen kavramlar arasında. Aslında bu dil tek başına bir problem yaratmıyor. Hatta doğru kullanıldığında yaşanan duyguyu tarif etmeyi kolaylaştırabiliyor ve daha önce adı koyulamayan bazı ilişki dinamiklerini fark etmeye yardımcı olabiliyor. Geçmiş deneyimlerin, kişisel ihtiyaçların, bağlanma biçimlerinin açık ve güvenli bir ortamda tartışılması karşılıklı yakınlığı besleyerek ilişki zeminlerini sağlamlaştırabiliyor.
Fakat madalyonun bir de diğer yüzü bulunuyor. Çünkü sosyal medyada birkaç dakikalık içeriklerle öğrenilen psikolojik kavramlar, ikili ilişkilerde kolayca klinik bağlamından koparılarak yer bulabiliyor. Üstelik bazen bir kavramın ne anlama geldiğini bilmek, onu karşıdaki kişiye uygulayacak uzmanlığı da göstermiyor. Bu noktadan sonra ilişkideki her hareket, yorum veya yanıt derin bir vaka analizine dönüşerek tarafların birbirine ön yargıyla yaklaşmasına yol açabiliyor.
İlişki ne zaman bir terapi seansına dönüşüyor?

Bazen pek hissedilmese de partneri anlamaya çalışmakla onu sürekli analiz etmek arasında oldukça ince ve görünmez bir çizgi var. Çünkü günümüzde ilişkiler hakkında psikolojik bilgi sahibi olmak ile gerçek duygusal yakınlık kurabilmek aynı anlama gelmiyor. Hatta tersine, bir konuda teorik bilgi birikimine sahip olmakla bu durumla karşılaşınca doğru adımları uygulamak arasında da uçurum bulunuyor. Dolayısıyla bir ilişki problemini teknik olarak açıklayabilmek, o problemi duygusal olarak çözme kapasitesini yansıtmıyor.
Therapy speak özellikle şu durumlarda iletişimi kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştırabiliyor:
- Partnerin davranışını konuşmak yerine kişiliğini tanımlamaya başlamak karşı tarafın sürekli diken üstünde durmasına neden olabiliyor. “Dün tartışırken beni dinlemediğini hissettim” demek yerine “Sen zaten kaçıngan tavır sergiliyorsun” demek, bazen konuşmanın yönünü tamamen değiştirebiliyor.
- Her anlaşmazlığı psikolojik bir probleme dönüştürmek ve terimleri çatışmalara gelişigüzel yerleştirmek, gerçek sorunların konuşulmasını zorlaştırabiliyor. Çünkü düşüncesizce söylenmiş bir cümle her zaman gaslighting, kötü geçen bir ilişki her zaman toksik anlamına gelmiyor.
- Bir kavram tartışmayı kazanmanın aracına dönüştüğünde karşılıklı açıklık arasına da set girmiş oluyor. Sağlıklı sınırlar kişinin kendi davranış ve ihtiyaçlarını düzenlerken, başka birinin hayatını yönetmeye çalışmak farklı bir dinamiğe işaret ediyor. Bu nedenle bazen “Ben sınır koyuyorum” cümlesi, karşı tarafın davranışlarını kontrol etmeye çalışan baskıcı bir kurala dönüşebiliyor.
- Partnerin söylediğini dinlemek yerine onu teşhis etmeye başlamak konuşmayı kısa sürede tek taraflı hale getirebiliyor. “Narsistsin”, “Senin travma tepkin bu”, “Sen duygusal olarak erişilebilir değilsin” gibi etiketler konuşmanın sağlıklı akmasını da önleyebiliyor.
- İlişkinin her anını çözülmesi gereken bir probleme çevirmek, karşı tarafın kendini sürekli tetikte hissetmesine yol açabiliyor. Her davranışın altında gizli bir psikolojik örüntü aramak, bazen partnerin gerçek ihtiyaçlarını anlamayı zorlaştırarak ilişkiyi güvensiz bir alana taşıyabiliyor.
Psikolojik dili aşırı kullanmanın bir diğer önemli sonucu da konuşmada görünmez bir hiyerarşi yaratabilmesi. Terimleri kullanan kişi kendisini ilişkiyi doğru okuyan ve bilinçli taraf olarak konumlandırırken diğer kişi hızla analiz edilen ve kendini savunması gereken tarafa dönüşebiliyor. Bu nedenle terimlerin yanlış kullanımı, sıradan bir durumu gereksiz yere büyük bir klinik vakaya dönüştürerek iletişimde mesafe yaratabiliyor.
İlişkilerde analiz dengesi nasıl kurulmalı?

İlişkiler hakkında bilgi edinmek ve yaygın davranış kalıpları ya da sorunlar hakkında konuşmak elbette oldukça değerli. Sonuçta bağlanma teorisini okumak kendi davranışlarımızı anlamamıza yardımcı olabilir, sınır kavramını öğrenmek ise kişisel ihtiyaçlarımızı ifade etmeyi kolaylaştırabilir. Fakat bu bilgilerin birçoğu en çok kendimize dönük kullanıldığında işe yarıyor. “Sen böylesin”, “Sen şöylesin” ile başlayan cümleler karşı tarafı suçlayan hızlı bir tepkiye dönüşebiliyor ve bu yönüyle ilişkideki açık iletişimi baltalayabiliyor. Bu nedenle partnere neden öyle olduğunu sormaktan ziyade okları kendimize çevirip, çuvaldızı da yine kendimize batırmamız ve neden böyle hissettiğimizi sorgulamamız gerekiyor. Partnerin davranışını sosyal medyada gördüğümüz bir içerikle eşleştirmeden önce ona ne demek istediğini sormak, ardından kendi duygularımızı yorumlamak çok daha sağlıklı bir iletişim başlatıyor.
Özetle, psikoloji bize ilişkileri anlamak için güçlü bir kelime dağarcığı sunuyor olsa da gerçek yakınlık yalnızca doğru kelimeleri bilmekle sağlanmıyor. Bazen bir tartışmada partnerinizi çözümlemek yerine onu dinlemek, hissettiğinizi sade bir cümleyle söylemek ve karşılığında onun deneyimine gerçekten merak göstermek bu kavramları analiz etmekten çok daha fazla işe yarayabilir.
Önemli not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.
Kaynak: time, mindbodygreen
İlginizi çekebilir: Çift terapisi nasıl fayda sağlar, terapi sürecinde hangi teknikler kullanılır?