‘Emotional bids’ nedir? İyi ilişkilerin görünmeyen sırrı  

İyi bir ilişki denilince akla genellikle büyük jestler, unutulmaz randevular ya da herkesin dışarıdan kolayca fark edebileceği romantik sahneler gelir. Oysa bir ilişkinin esas rengi, kendini çok daha sade olaylarla belli eder. Sabah kahve hazırlarken söylenen kısa bir cümle, gün içinde atılan sıradan bir fotoğraf veya yan yana otururken paylaşılan küçük bir bakış ilişkiyi değerli kılan küçük anlardan sadece birkaçıdır. Çoğu dışarıdan fark edilmeyen bu ufak anlar, ilişkiyi sağlam temellere oturtan bağ kurma şekilleridir. Çünkü ilişkilerde kurulan bağ her zaman açık cümlelerle olmaz. Bunun yerine küçük bir espri, hafif bir iç çekme ya da paylaşılan minik bir detay olarak karşımıza çıkar. Psikolojide bu küçük bağlantı davetleri için kullanılan kavramlardan biri “emotional bids”, yani duygusal temas çağrılarıdır.

Emotional bids, bir kişinin karşısındakiyle bağ kurmak için yaptığı küçük ama anlamlı girişimler olarak düşünülebilir. Kişinin gördüğü komik bir şeyi partneriyle paylaşması veya gün içinde iş hayatında yaşadıklarını anlatmak istemesi, sadece bilgi verme amacı taşımaz. Sıradan görünen bu tür paylaşımların altında çoğu zaman, çok daha temel bir ihtiyaç olan görülme ve değer görme arzusu vardır.

Emotional bids ilişkilerde neden bu kadar önemli?

Bir ilişkide güven duygusunu kurmak için her zaman büyük krizlerin birlikte atlatılması gerekmez. Güven daha çok, tekrar tekrar verilen küçük cevaplarla inşa edilir. Biri size gün içinde yaşadıklarından bir detay anlattığında ve gördüğü bir şeyi paylaştığında, sadece sesindeki değişimi fark etmek veya anlattığı konuya odaklanmak bile ona değer verdiğinizi gösterir. Aynı şey karşı taraf için de geçerlidir ve zamanla biriken bu paylaşımlar, iki kişinin birbirine yaptığı yatırımlar olarak görülebilir. 

Kişinin vaktinden, enerjisinden ve duygusundan yaptığı bu küçük yatırımlar zamanla birikerek ilişkideki görülme ve anlaşılma hissini pekiştiren ana unsura dönüşür. Tam tersi yaşandığında ise kişi kendini açıkça reddedilmiş hissetmese de yavaş yavaş partnerinden uzaklaşabilir veya yeterince değer görmediğini düşünebilir. Çünkü genellikle sessizce yapılan bu tür küçük duygusal temas çağrılarının sürekli cevapsız kalması, ilişkideki bağ kurma isteğini de azaltır. Karşılıklı küçük paylaşımların önemi ve ilişkiye kattığı değer de tam olarak burada gizlidir. 

Aslında buradaki amaç, her çağrıya kusursuz karşılık vermek değildir. Herkesin sayısız yaşam sorumluluğu ile meşgul olduğu bir modern toplumda, kimsenin enerjisinin ve dikkatinin yüzde yüzünü karşı tarafa vermesi gerçekçilikten fazlasıyla uzaktır. Dolayısıyla ilişkilerdeki duygusal temas çağrıları daha çok, bu ufak davetleri mümkün olduğunca fark edip yanıtlamakla ilgilidir. Uzun vadede iki kişi arasındaki sarsılmaz güveni inşa edecek ana etmen de bu minik nüanslar olacaktır.

Duygusal temas çağrıları neye benzer?

Duygusal temas çağrıları her zaman büyük jestler, romantik şarkılar ya da duygusal cümlelerle gelmez. Hatta çoğu zaman o kadar gündelik görünür ki dışarıdan bakan bir göz tarafından anlaşılmaz bile. Sizin de partnerinizin kurduğu sıradan bir cümle açıkça “Seninle bağ kurmak istiyorum” şeklinde duyulmayabilir ama şu sinyaller duygusal temas çağrısı aldığınızı gösteriyor olabilir:

  • Haber, video, fotoğraf ya da şarkı göndermek
  • Komik bir reel paylaşmak
  • Gün içinde yaşadığı belirli bir duygu hakkında bilgi vermek
  • Anlamsız gibi görünen bir espriye verilecek tepkiyi ölçmek
  • Yan yana oturmak, elini tutmak ve omzunu yaslamak
  • İlgisini çeken bir şeyi göstermek
  • Yaşadığı ufak bir olayı anlatmak
  • Kararsız kaldığında fikir istemek
  • Yaşadığı bir başarıyı, hayal kırıklığını ya da endişeyi aktarmak
  • Sadece destek beklemek
  • Birlikte vakit geçirmek istemek

Bu çağrıların ortak noktası, arkasında ilişkiyi canlı tutan küçük bir temas ve yakınlık isteği taşımasıdır. Yani mesele çoğu zaman paylaşılan düşünce, anı, video veya haberle ilgili değil de birlikte kurulacak o görünmez ve sessiz köprüyle ilgilidir.

Bu çağrılara nasıl karşılık veririz?

Emotional bids karşısında genellikle üç farklı tepki veririz: Karşılık veririz, uzaklaşırız ya da ters tepki gösteririz. Karşılık vermek, sanılanın aksine her zaman uzun uzun konuşmak anlamına gelmez. Başınızı kaldırıp bakmak, hikayenin devamını beklemek veya küçük bir nidayla yanıt vermek de karşı tarafa dikkatinizi verdiğinizin yeterli bir göstergesidir.

Uzaklaşmak, çağrıyı fark etmeme veya önemsememe meselesidir. Karşınızdaki kişinin anlattığı bir olaya tepki vermek yerine telefona bakmayı sürdürmek, izlediğiniz şeye dönmek ya da bir şey olmamış gibi geçiştirmek, buna örnek olarak gösterilebilir. Bu tür durumlar her zaman bilinçli bir reddetme olmaz ve genellikle günlük yorgunluk ya da dikkat dağınıklığı sebebiyle yaşanır ama yine de karşı taraf için gayet kırıcıdır.

Ters tepki vermek ise çağrıyı beklenenin tam zıddı şekilde bir eleştiriyle, küçümsemeyle ya da sabırsızlıkla karşılama halidir. Sağlıksız ilişkilerin de göstergesi olan bu durum, karşı tarafın kendini reddedilmiş ve görülmemiş hissetmesine neden olarak ilişkide derin çatlaklar oluşturabilir. Bu nedenle ilişkilerdeki küçük bağ kurma davetleri sanılandan çok daha önemlidir ve krizleri atlatıp uzun vadede birlikte ilerlemek için iki tarafın da ihtiyacı olan güveni sağlayabilir.

Günlük hayattaki duygusal temas çağrılarını fark etmek için neler yapabilirsiniz?

Duygusal temas çağrılarını fark etmek, içinde olduğunuz ilişkide her an tetikte olmanızı ya da karşınızdaki kişinin her ihtiyacını eksiksiz karşılamanızı gerektirmez. İşin aslı, gündelik hayatın içinde kolayca kaçan ufak temas anlarına biraz daha dikkatle bakmaktır. Çoğu zaman yalnızca yoğunluk veya dalgınlık içinde görünmez hale gelen temas çağrılarını yakalamak için farkındalığınızı birazcık artırmanız yeterli olur:

  • Karşınızdaki kişi size bir şey gösterdiğinde otomatik cevap vermeden önce gerçekten ne olduğuna bakın.
  • Yorgunum”, “Canım sıkkın”, “Bugün tuhaftı” gibi cümlelerle karşılaştığınızda hemen bir serzeniş ya da yakınma etiketi yapıştırmadan sadece dinleyin
  • Hemen çözüm önermeden önce ek sorular sorarak açılmasını kolaylaştırın.
  • Telefon, iş ya da günlük koşturma içindeyken gelen ufak mesajları ve komik videoları gözden kaçırmamaya dikkat edin.
  • Sevdiğiniz kişinin sizinle en çok hangi yollarla bağ kurmaya çalıştığını fark edip onun duygusal yakınlık kurma şekline adapte olun.
  • Dinlenme ve görülme gibi kişisel ihtiyaçlarınızı daha açık ifade etmekten çekinmeyin.
  • Kaçırdığınız anları sonradan onarmaktan çekinmeyin. “Az önce meşguldüm odaklanamadım, ne diyordun” cümlesi bile ilişki içinde güçlü bir dönüş olabilir.

Sürekli büyük heyecanlara gerek duymadan ayakta kalan ilişkilerin esas taşıyıcısı, ufak çağrıların yeterince sık duyulmasındandır. Görünmez paylaşımların sıklığı arttıkça ilişkide kurulan bağ da derinleşir. Belki de iyi ilişkilerin görünmeyen sırrı tam olarak budur. 

Kaynak: TheGottmanInstitute, GreaterGoodScience

İlginizi çekebilir: Bir ilişkiyi kurtarabilecek 7 etkili çözüm

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!