Büyük kararlar yerine günlük hayatta mikro sınır koyarak ilerleme rehberi

Sınır koymak çoğu zaman büyük ve zor bir işmiş gibi gelir. Bir ilişkide kendine yer açmak, yakın arkadaşı kırmadan teklifine “hayır” demek ya da iş hayatında sınırları yeniden tanımlamak göz korkutucudur. Bu yüzden de bu sınırlar “Nasıl olsa çok önemli değil” denilerek çoğu zaman ertelenir. Ta ki üst üste ötelenen sınırlar yüzünden artık kendi hayatımızda nefes alamayacak noktaya gelene kadar. Tahammülün azaldığı bu nokta ise genellikle aşırı yüksek perdeden yapılan konuşmalarla kapanır ve o noktadan sonra ilişkilerin eskisi gibi devam etmesi mümkün olmaz. 

Oysa kişisel sınırlar belirlemek, “ya hep ya hiç” mantığını savunmak anlamına gelmez. Bazen sadece bir mesaja geç dönmek, toplantılar arasında 5 dakika mola istemek veya akşam dışarı çıkmayacağını söylemek gayet güçlü bir eylemdir. Hayatta keskin dönüşler yapmadan koruyacağınız bu tür mikro sınırlar, sağlıklı ilişkiler kurmaya yardımcı olan sürdürülebilir alanlardır.

Mikro sınır nedir?

Mikro sınırları, günlük hayatın içinde kolayca uygulanabilen fakat tam da bu nedenle en çok unutulan küçük kişisel hareket alanları olarak düşünebilirsiniz. Küçük, basit ve sürdürülebilir olan bu sınırlarda karar kılmak için uzun açıklamalar yapmanız ya da sert çıkışlarda bulunmanız gerekmez. Enerjinizi ve dikkat kapasitenizi kendi içinize yönlendirerek bulacağınız yanıtlar, kendi mikro sınırlarınızdır. Bu nedenle üst üste biriken dramatik çıkışların aksine dürtüsel ve tepkisel değil de bilinçli ve sakin şekilde alınan kararlardır.

Profesyonel hayatla özel hayatın iç içe geçtiği bir senaryoda, odaklanmanızı gerektiren anlarda telefonu başka bir odaya koymak kadar basit bir eylem bile kendi mikro sınırınızı oluşturduğunuz anlamına gelir. Benzer şekilde aldığınız her mesaja anında dönmemeniz, arkadaşınızın sorusuna yorgunken yanıt vermemeniz ya da önemli bir konuşma yapmadan duygusal olarak hazır hissedene kadar beklemeniz sağlıklı örnekler, sınırlar koyduğunuzun göstergesidir. Buradaki temel amaç insanları hayatınızdan tek seferde söküp atmak değil, mevcut ilişki içinde kendi alanını kaybetmeden devam etmektir. 

Patlamadan önce gelen sınır ihlali sinyalleri

Kişisel sınırlar bazen bencillik ve benmerkezcilik ile karıştırılsa da aslında uzun vadeli ve temelleri sağlam ilişkiler kurmadaki altın kuraldır. Çünkü bir ilişkide her zaman veren taraf olarak kalmak, sınır ihlalinin zamanla artmasına yol açarak zamanla her talebi karşılamaya çalışan bir insana dönüşmenize yol açar. Bu durumda hayatınızdaki herkesin ihtiyaçlarını, kendinizinkilerin önüne koyar ve hiçbir sorun yokmuş gibi devam edersiniz. Ancak böylesine bir ihmalkarlığın sürdürülebilir olması söz konusu bile değildir. Üst üste biriken istekler arasında kendinize hiç vakit ayıramadığınız noktada ise çöküş yaşamak normalleşir. 

Bu süreç her ne kadar sessiz sedasız gelmiş gibi görünse de altında uzun bir zaman aralığına yayılan çok sayıda neden bulunur. Tek başına büyük bir problem gibi görünmese de; bardaktan taşan o son damla bazen hayatta keskin dönüşler yapmanıza neden olur. İşte bu yıkıcı dönüşlere direnmek için mikro sınırlara ihtiyaç duyduğunuzu gösteren küçük sinyallere odaklanmanız gerekir. Bu sinyallerden bazıları şunlar olabilir:

  • Herkesin ihtiyaçlarına yetişmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarını ertelemek
  • Mesajlara geç cevap verince suçlu hissetmek
  • Keyif almadığı halde sosyal çevre planlarına dahil olmak
  • Sosyalleşme sonrasında kendini tükenmiş ve yorgun hissetmek
  • Başkalarının ruh halini düzeltmeyi kendine görev edinmek
  • İş saatleri dışında da herkes tarafından ulaşılabilir olmak
  • Gün sonunda nedensiz yere kırgın ve gergin hissetmek

Bu sinyalleri yaşıyor olmanız, hayatınızda büyük değişiklikler yapmanız gerektiğini göstermez. Daha çok günlük sınırları yeniden düzenlemeye ihtiyacınız olduğunu gösterir. 

Günlük Hayatta Mikro Sınırlar Nasıl Uygulanır?

Mikro sınırların en güzel yanı, kolayca uygulanabilir ve ömür boyu sürdürülebilir olmalarıdır. Hayatta büyük kararlar alıp bunları uygulamak ne kadar zorsa, küçük sınırlar belirleyip bu sınırlara alan açmak da o kadar kolaydır. Günlük yaşam içinde kendinize alan açtıkça fiziksel, ruhsal ve duygusal açıdan daha dengeli bir ritme sahip olursunuz. 

  • Dijital sınırlar koyun: Telefonunuzdaki bildirimleri belirli saatlerde kapatarak mesajlara anında dönme zorunluluğunu kendinize hatırlatabilirsiniz. Okundu bilgisini kapatmak ya da telefonu uyumadan önce başka bir yerde bırakmak, küçük görünse de gayet etkili adımlar olabilir.
  • Zamanınızın değerli olduğunu hatırlatın: Bir ilişkide hep veren taraf olduğunuzda bazen karşı tarafa, kendi zamanınızın da değerli olduğunu hatırlatmanız gerekir. Haftalık takviminizde toplantılar ve arkadaş molaları dışında kendinize ayırdığınız aralıklara yer verebilir, bunu görünür hale getirerek insanlara kendinize verdiğiniz değeri hatırlatabilirsiniz. Örneğin; o günü spa günü ilan etmek ya da sadece evde dinlenmeye ayırmak, boş zamanınızı kendinize ayırabileceğinizi göstermek için harika bir başlangıç olabilir. 
  • Duygusal alanınızı koruyun: Birinin derdini dinlemek istemeniz, her an buna hazır olduğunuz anlamına gelmez. O an böylesine bir konuşmaya haliniz olmadığını söylemek ve başka bir zamana tekrar konuşma talep etmek, karşı tarafı kırmadan kişisel alanınızı koruyabilir. 
  • Sosyal planları küçültün: Bir davete tamamen hayır demek zor geliyorsa, daha kısa süre kalmayı ya da ucunu açık bırakacak şekilde yanıt vermeyi deneyebilirsiniz. Kendi alternatif planlarınızı önererek kişisel tercihlerinizi öne çıkarabilirsiniz. Böylece her plana katılmak zorunda kalmadan ilişkiye devam edebilirsiniz. 
  • İş sınırlarınızı netleştirin: Mesai dışında e-postalara dönmemek, öğle molasının gerçekten hakkını vermek ya da yeni bir göreve başlamadan önce başka bir işiniz olduğunu söylemek, iş hayatında mikro sınır oluşturmanın pratik yollarındandır.
  • Açıklama yapma refleksinizi azaltın: Bazı şeylere herhangi bir açıklama yapmadan da “Hayır” diyebileceğinizi öğrenmek, oldukça önemli bir adımdır. Kısa, sakin ve net cümleler çoğu zaman yeterlidir. Sadece “Şu an müsait değilim” demek bile aldığınız karardan ne kadar emin olduğunuzu gösterebilir.

Mikro sınır koyarken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, bunu bir anda ve kusursuz şekilde yapmak zorunda olmadığınızdır. Başta suçluluk veya huzursuzluk duygusu yaşamanız normaldir. Ama ufak ufak sınır koymaya başladıkça bunun size ne kadar iyi hissettirdiğini görür ve ilişkilerdeki dengeyi daha kolay kurabilirsiniz. 

Kaynak: kmatherapy, psychology today

İlginizi çekebilir: Dengeyi yakala, kendini bul

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!