X

Paris’te rengarenk makaronlar için iki adres

Bir Fransız klasiği olan makaron hakkında bir kutu mutluluk demek az kalır. Sizlere makaronun nasıl ortaya çıktığı ve Paris’e gittiğinizde gerçek makaron lezzeti ile tanışmanız için mutlaka uğramanız gereken iki adresten bahsetmek istiyorum.

İlgili yazı: Paris keşif rehberi: O Paris Bu Paris

Makaraonun, adını İtalyanca ‘maccarone’ kelimesinden alıyor ve kökeni 14. yüzyıla kadar uzanıyor.

Aslında makaron ismini İtalyanca “maccarone” kelimesinden alıyor. İtalya ile bağlantısı da ilk olarak Medici ailesi ile oluyor. Mediciler, 14. ile 17. yüzyıllar arasında İtalya’nın Floransa şehrinde yaşamış dönemin zengin ailelerinden. Medici ailesine mensup Catherine de Medici, 1500’lerde dönemin Fransa kral II. Henry ile evlenmesi iki ülkeyi bir araya getiren sıradan bir evlilik olmuyor. Yeni İtalyan asıllı gelin, Fransa’ya yerleşir iken yanına İtalyan aşçılarını da almayı ihmal etmiyor. Böylelikle uzun yıllar boyunca İtalya’da yapılan tarif, Fransa sınırlarına girmiş oluyor. Tabi o dönemin makaronları, bizim pastanelerimizde olan beyaz renkli bezelere benzer şekilde yapılıyor.

1800’lü yıllara gelindiğinde ise Laduree’nin ortaklarından Pierre Desfontaines, Osmanlı İmparatorluğu’nu ziyaret ettiği sırada acıbadem kurabiyesi ile tanışıyor. Daha sonra Desfontaines tüm bu tarih geçmişini harmanlayarak 20. yüzyılın ortalarında badem ezmesi, şeker ve yumurta akıyla birleşen kurabiyenin arasına ganaj (çikolata ve kremadan oluşan bir sos) ekleyerek şimdilerin makaronunu yaratıyor. Yani aslında günümüzde Fransız makaronu olarak bildiğimiz lezzet, diğer bir açıdan baktığımızda içinde İtalyan ve Osmanlı geçmişini de barındırıyor.

Laduree
Laduree, açıldığı günden bu yana makaronlarını el yapımı hazırlamaya devam ediyor.

1862 yılında Laduree ailesi tarafından Paris’in ilk çay salonu olarak hayata geçen Laduree’de ilk makaronlar yapılmaya başlanıyor ve Laduree bir dünya klasiği haline geliyor. Bu başarının belirleyicilerinden biri ise açıldığı günden beri Desfontaines’in tarifini 130 yıl boyunca tek bir mağaza ile hizmet vermiş olması. Günümüzde dünya genelinde 51 şubesi olmasına rağmen seri üretimi hiçbir zaman tercih etmiyor ve açıldığı günden beri el yapımı olarak makaron sunuyor. Böylece dışı kıtırımsı, içi ağızda eriyen renkli makaronlarından yüzyıllardır söz ettiriyor.

Pierre Herme
Pierre Herme, dünyanın birçok önde gelen basın-yayın kuruluşu tarafından başarısı tescillenmiş bir marka.

Gelelim makaronun Paris’teki ikinci adres Pierre Hermé’ye. Vogue dergisinin “Tatlı Dünyasının Picasso’su”, The Guardian’ın “Modern Pastacılığın Kralı” ve New York Times’ın da “Mutfağın İmparatoru” olarak tanıttığı Pierre Herme, başarısını tescilleyen övgüleri dünyanın önde gelen isimlerinden zaten alıyor. Kariyerine 14 yaşında bir diğer efsane pasta şefi Gaston Lenôtre’un yanında başlayan Pierre Hermé, uzun yıllar Ladurée’de çalıştıktan sonra ilk dükkanını Tokyo’da açarak kendi makaronlarını yaratmaya başlıyor. Usta şef uzun yıllar sonucu edindiği makaron deneyimini, farklı lezzet kombinasyonalarıyla birleştirerek fark yaratıyor. Mesela çilekli ve wasabili makaron, içi meyveli ve frambuazlı makaron, vanilyalı ve zeytinyağlı makaron, ilginç lezzet örnekleri.

Ayrıca birçok çeşit makaron denememin sonucunda asla vazgeçemediğim makaron çeşitlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Pierre Herme’de:

Infiniment Rose (Gül & yasemin),

Mogador (Passion fruit & sütlü çikolata),

Milena (Nane & ahududu).

Laduree’de :

Early Grey (Çay yapraklı),

Reglisse (Likörlü).

Ege Şahin: Seyyah olmayı kafasına koymuş, gezerken yeni tatlar denemekten de keyif alan yeni mezun bir psikolog. İzmirli Egeli Gezgin Ege seyahat etme tutkusuyla kendini yollarda buldu, o günden beri evin yolunu bulamıyor çünkü hayat gezince güzel! www.egeligezginege.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale