X

Para ile mutluluk arasındaki bağ ne kadar güçlü?

Paranın mutluluğu satın alamayacağı neredeyse hiç sorgulanmayan bir gerçeklik. Fakat son zamanlarda yapılan bazı araştırmalar, bununla ilgili farklı sonuçlar ortaya koyuyor.

Maddi gelir ile mutluluk arasındaki bağ, sosyal ilişkilerden sonra mutluluk için gereken en önemli şart olarak sayılıyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırma ise bu psikolojik bağın ne kadar köklü olduğunu ve maddi k0şullarımızın mutluluğa giden yolu ne kadar karışık bir şekilde oluşturduğunu gösteriyor.

Yapılan bir araştırmaya göre; para hem bizi günlük streslerden koruyor, hem de insanlarla iletişimimizi de sağlayabiliyor.

Araştırmanın sonuçlarına göre; para sadece bizi günlük streslerden korumakla kalmıyor, aynı zamanda en temel psikolojik ihtiyacımızı, insanlarla iletişimimizi de sağlayabiliyor. Bir başka deyişle gelirimiz ne kadar yüksekse, yalnız kalma ihtimalimiz de o kadar düşük.

Bu çalışma kapsamında yapılan geniş çaplı araştırmaların hepsinin sonucunda benzer bir mesaja ulaşılmakta: Para, mutluluğun garantisi olmasa da, maddi durumumuz ne kadar iyiyse mutlu olmaya o kadar daha yakınız.

Fakat yine de, para ile mutluluk arasındaki bağa şüpheyle bakılıyor. Son yıllarda ‘pozitif psikoloji’ hareketinin de ilerlemesiyle birlikte, bu düşünce akademik saygınlık da kazandı.

Pozitif psikoloji para-mutluluk ilişkisi ile ilgili ne diyor?

Genel itibariyle ‘Nasıl daha mutlu oluruz?’ sorusuna cevap arayan pozitif psikolojinin tarihi 20 yıldan daha az bir süreyi içeriyor olsa da, ABD’de son zamanların en hızlı ilerleyen ve en etkili yeni bilim alanlarından biri. Bu akımın en temel düşüncesine göre içinde bulunduğumuz koşullar –maddi koşullar da buna dahil olmak üzere- mutluluğumuza minimum düzeyde etki ediyor. Bunun yerine asıl önemli olansa bizim yaklaşımımız. Bu dünya görüşüne göre doğru teknikler ve yeterli duygusal çaba ile sıkıntılarımızdan ‘olumlu düşünerek’ kurtulabiliriz.

Pozitif psikoloji ruh bilimcileri, para ile mutluluk arasındaki bağın çok küçük olduğunu sık sık dile getiriyorlar. Pennsylvania Üniversitesi’nden Profesör Martin Seligman bu konuda şunları dile getiriyor: “Maddiyat artışı, bireysel mutluluk üstünde önemsiz etkilere sahip.”

İlginizi çekebilir: Kendini şımartmanın tek yolu para harcamak değil

Konuyla ilgili yapılan diğer araştırmalar

Para ve mutluluk arasındaki ilişki ile ilgili yapılan araştırmalar son zamanlarda yaygınlık kazandı. Geçtiğimiz aylarda Psychological Science adlı dergide de Cambridge’te bu konuyla ilgili yürütülen bir araştırma yayımlandı. Bu araştırmanın sonuçlarına göre para ancak bireyin kişiliğiyle uyumlu bir şekilde harcandığında mutluluk getiriyor. Çalışmayı yürüten Dr. Joe Gladstone, bu sonucu, kişisel özelliklerle uyumlu harcamaların aynı zamanda psikolojik ihtiyaçları da karşılamasına bağlıyor.

İki yıl önce Stanford State Universtiy’de yapılan bir diğer araştırma da konuyla ilgili insanların çelişkili yaklaşımlarına yer veriyor. Satın alınan deneyimin mi, yoksa materyallerin mi bireyi daha mutlu ettiğini araştıran çalışmada, bireyler deneyimin uçup gittiğini, ancak satın aldıkları materyallerin daha kalıcı olduğu için onları daha mutlu ettiğini ifade ediyorlar. Öte yandan çalışmanın devamında yapılan ileri araştırmalarda, aslında satın alınan deneyimlerin bireyin mutluluğuna çok daha fazla katkısı olduğu ve sanıldığı gibi geçici değil uzun süreli mutluluk sağladığı ortaya çıktı.

Yukarıda sıraladığımız araştırmalar ve pozitif psikolojinin konuyla ilgili söylediklerine baktığımızda, bilim dünyasının bu konuda henüz bir fikir birliğine varamadığını görüyoruz. Öte yandan bütün bunlardan şu çıkarıma ulaşabiliriz: Para, mutluluk için olmazsa olmaz bir ön şart değil; ancak kişisel istekler doğrultusunda harcandığında bireyin mutluluğuna katkı sağlayan bir etken.

Kaynak:

theguardian.com

telegraph.co.uk

wsj.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale