X

Panik atak tetikleyicileri her zaman gözle görünmez

Terapistler danışanları ile panik atak nedeniyle bir araya geldiklerinde sordukları ilk sorulardan bir tanesi; panik atağın belli bir olay veya durumla ilişkisini fark edip etmedikleri olur. İnsanlar bazen kalabalıklar içerisinde olmak, günün belli bir zamanı veya belli bir ruh hali gibi şeyler söyleyebilirler.

Ancak pek çok danışan genellikle “neyin tetiklediğini bilmiyorum, rastgele gibi görünüyor ve bu nedenle çok rahatsız edici” derler. Bu paniği daha korkunç hale getirir çünkü bedeniniz sebepsiz yere bir şey yapıyor gibidir.

Eğer panik atağınızın sebebini hemen tanımlayamadığınız için endişeleniyorsanız, bu konuyu bir masaya yatıralım.

Panik atağın tüm tetikleyicileri görünür olmaz

En basit cevaplardan bir tanesi panik atağın dışsal değil içsel faktörlerden kaynaklanmasıdır.

Markete gitmek veya kalabalık bir uçakta olmak gibi dışsal panik işaretleri çevresel faktörlerle alakalıdırlar. Ancak pek çok insan için panik, onun içinde olup bitenlerle alakalıdır.

Panik bozukluk aslında kaygının kendisine dair bir kaygıdır. Başlamak üzere olan bir panik atağın iç bedensel hissiyatlarına dair bir korku vardır. İnsanlar bu iç hisleri çeşitli sebeplerden hissedebilirler.

Örneğin panik atak geçireceğiniz zaman başınızın döndüğünü veya bayılacak gibi olduğunuzu fark edebilirsiniz. Panik ataklar geçirene kadar bunu hiç fark etmemişsinizdir ancak aslında insanların bedenleri gün içerisinde çeşitli dalgalanmalar yaşar. Daha önce panik atak geçirmediyseniz, hafif bir baş dönmesini muhtemelen hiç kafaya takmadınız ve gününüze devam ettiniz. Hatta onu fark bile etmediniz.

Ancak ilk panik atağınızı geçirdikten sonra paniğin fiziksel belirtilerine karşı çok hassas hale gelirsiniz.

Artık hafif bir baş dönmesi bile size “panik atak geçireceğim” dedirttiği için kaygılanmaya başlarsınız.

Baş dönmesi veya sersemlik anksiyetenin bir belirtisi olduğundan anksiyeteyi hissetmek belirtileri daha kötü hale getirir ve artık gerçekten iyice başınız döner.

Başınız döndükçe de daha kaygılı olursunuz çünkü giderek panik atağa benzer görüntüler ortaya çıkar. Bu da anksiyete ve baş dönmesini bir kısır döngüye sokar. En sonunda da tam kapsamlı bir panik atak yaşarsınız.

Bu süreç rastgele olmaz. İlk tetikleyici hafif bir baş dönmesi veya sersemlik hissiydi ve işler oradan büyüdü.

Peki ne yapmak gerekir? Hislerinizi hissetmemeniz imkansızdır ancak onlara verdiğiniz tepkiyi değiştirebilirsiniz.

İç tetikleyicilere nasıl tepki vermeli?

Panik yaptığınız gerçeği hakkında hiçbir şey yapmamak en iyisidir.

Panik yapma iznini kendinize verin ancak bunun bir şeyleri yapmanıza engel olmasına izin vermeyin. Panik yapmıyormuş gibi davranın: O saatte ne yapacaksanız onu yapın.

Kaçınmak anksiyeteyi kapıda tutar, bu nedenle panik ataktan kurtulmak için yapacağınız her şey kısa süreliğine iyi hissettirse de uzun vadede sonucu daha kötü olur. Beyninize iç hislerin tehlikeli olmadıklarını öğretmeniz gerekiyor. Beynin bunu öğrenmesi için gelen hislere karşı tam olarak hiç bir şey yapmamanız gerekir ve hiçbir şey yokmuş gibi davranmak gerekir. Maruziyet terapisinin çok etkili olmasının sebebi de budur.

Panikle savaşmak için hiçbir şey yapmamak, farkındalığınızı tekrar ana ve yaptığınız işe çeker. Bu hisleri fark etmemek imkansız olabilir ancak onları fark ettiğinizi fark ettiğinizde ve odaklandığınızda, onlara daha az dikkat vermeye uğraşabilirsiniz.

Unutmayın ki bir duyguyla yapılacak en iyi şey onu hissetmektir.

Böylece paniğin yaşamınıza engel olmasını engelleyebilirsiniz ve panik atak da zamanla daha iyi hale gelir çünkü beyin panik yapmanın normal bir şey olduğunu öğrenir. Bunu bir defa öğrendiğinde tetikte olmanıza gerek kalmaz ve panik zamanla kendiliğinden hafifler.

Kaynak: psychologytoday

İlginizi çekebilir: Tetikleyiciler ve parıltılar: Geçmişin izleri şimdiki anımızı nasıl etkiliyor?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale