X

Omega-3 yağı takviyeleri, genel sağlık için gerekli mi?

Denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyor olsak da, ekolojik sistemin bozulmasından ötürü artık denizlerden gelen balık ürünlerinde de ne yazık ki civa, nikel gibi birçok yük artarken, omega-3 içerikleri de azalmıştır. Bu da balık tüketiminin azalmasına ve balık tüketiminin azalması ile birlikte çeşitli kronik rahatsızlıkların görülme sıklığını artmasına neden olmuştur.

Balık, yağı düşük bir protein kaynağı olmasının yanı sıra biyo-yararlınımı en yüksek omega-3 kaynağıdır. Omega-3 vücutta sentezlenemediği için dışarıdan alınması gerekir. Bu nedenle yeterli miktarda balık tüketimini sıkça vurgulamakta ve beslenme programlarında önermekteyiz. Ancak araştırmalar yeteri kadar balık tüketmediğimize, tüketsek de yeterli omega-3 ü alamadığımıza işaret ettiği için de açığı balık takviyeleri ile kapatabilir miyiz sorusu çok fazla gündemde.

Edilen balık yağı takviyeleri içeriği 2 tür omega-3 yağ asidinden oluşmaktadır: Eikozapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA). Genelde yağ oranı yüksek olan somon, sardalya, uskumru gibi balık türlerinden elde edilmektedir. Faydaları oldukça yaygın olan EPA ve DHA; kalp-damar ve cilt sağlığını olumlu etkilemektedir. Bunların yanında, yapılan araştırmalar hafıza kaybını önlediğini ve depresyonu da olumlu etkilediğini göstermektedir. Aynı zamanda hücre zarının bileşenleri de olan bu iki yağ asidi, gösterdiği antiinflamatuvar özellik sayesinde vücutta oluşan iltihapların/enflamasyonun dağılmasına da yardımcıdır.

EPA ve DHA’nın beyin üzerideki önemi, beyin hücrelerinin zarlarında oldukça yoğun oranda bulunmasıdır. Bu sayede beyin hücrelerini korurlar, yaşlanmayı geciktirirler ve dolaylı yoldan Alzheimer’ı önlemeye yardım ederler. Ancak Alzheimer hastalığına yakalandıktan sonra maalesef iyileşmede etkili olamadıklarına yönelik çalışmalar vardır. Bu nedenle balık yağı tüketiminin çocuk ve yetişkinlik dönemlerinde oldukça önemli olduğunu unutmamalıyız.

EPA ve DHA ile ilgili yapılan diğer çalışmalar incelendiğinde; çocuklarda beyin gelişimini anne karnından itibaren olumlu etkiledikleri saptanmıştır. Hamilelikte balık yağı takviyesi almanın, çocuğun okul başarı ve IQ seviyesi üzerinde olumlu etkisi olduğu savunulmaktadır.

Özetle, mevsiminde bulabildiğiniz yağlı balıkları doğru pişirerek yiyin, balık yemediğiniz günler de içeriğine güvendiğiniz, doktorunuza, diyetisyeninize danışarak seçtiğiniz iyi bir omega-3 hapı kullanabilirsiniz.

Balık yağı takviyeleri seçerken dikkat edilmesi gereken noktalar 

  • Dünya Sağlık Örgütü ve Beslenme Konseyi’ne göre ağır metal, temizlik, konsantrasyon testlerinden geçmiş IFOS onaylı olmasına,
  • “Trigliserid” formunda olanlarına göre “fosfolipid” yapıda olanlarına,
  • Kapsül formda olanların kapsül içeriklerine, tercihen balık jelatini olmasına,
  • İçerdikleri EPA –DHA ve Omega-3 oranlarına dikkat edilmelidir.

İlginizi çekebilir: Odaklanma sorunu yaşayanlar dikkat: Bu 7 besine sofranızda yer açın

Diyetisyen Müge Bozok: 2008 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden başarı ile mezun oldu. Türkiye’nin ilk Tıp Merkezi İntermed’de kariyerine başladı, bu merkezde çeşitli branşlarda doktorlar ile hastalıklarda beslenme tedavisi, sağlıklı beslenme, obezite tedavisi, adölesan çağı beslenme eğitimleri, hamile ve emzirme döneminde beslenme gibi birçok alanda çalıştı. 2011 - 2017 yılları arasında Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun kurucusu olduğu Yaşasın Hayat! Kliniğinde mesleğine devam etti. Diyetisyenlik mesleğinin yanı sıra sağlıklı yaşamın yapıtaşları olan beslenmenin ve egzersizin vazgeçilmez olduğunu düşünerek, uluslararası çeşitli eğitimlerden geçerek profesyonel olarak pilates eğitmeni oldu. 4 senelik profesyonel pilates eğitmenliğinin yanı sıra çok sevdiği yoga seanslarının ileri seviyesine giderek çeşitli yoga eğitimlerinde katılıp “Yoga Alliance” sertifikasını almaya hak kazandı. 2017 yılında ise mesleki bilgi ve tecrübesiyle danışanlarına ve öğrencilerine daha kapsamlı hizmet verebilmek için “Revita” isimli kendi beslenme danışmanlık ve pilates - yoga stüdyosu yaşam merkezini kurmuştur.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale