X

Okullar açılırken: Çocuklarda ayrılık kaygısı

Okullar açıldı… Bazı çocuklar okulların açılmasına daha rahat adapte olabilirken, bazı çocuklar bu sürece adapte olmakta zorlanabilmekte. Peki neden olur bu ayrılık kaygısı? Ne yapılmalıdır?

Okul ve ayrılık kaygısı

İnsanoğlu kendine bakacak olan kişiye bağımlı olarak dünyaya gelir. Yani doğduğunuz andan itibaren, aslında bağımlı bir bireyizdir. Bebek doğduğunda; karnını doyurulmasına, altının temizlenmesine, hava ısısına göre giydirilmeye ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaçlar yerine getirilmediği takdirde bebek çaresizlik içinde ağlar, hasta olur, mutsuz olur. İhtiyaçları başkaları tarafından karşılanmak zorunda olan bebek tam bir bağımlıdır. Büyüdükçe bağımlılık azalmaya başlar.

İnsanoğlu kendine bakacak olan kişiye bağımlı olarak dünyaya gelir.

Bebek önce emeklemeye, sonra yürümeye başlar. Sonra konuşabilme becerisinin gelişmesi ile birlikte kendisini ifade edebilmeye başlar. Çocuğun her gelişimi bağımlılığını biraz daha azaltmakla birlikte, bebek belli bir yaşa gelene kadar bağımlıdır. Dolayısıyla bağımlı olarak dünyaya gelen bir canlının annesinden veya babasından ayrılarak okul gibi farklı bir ortamda tek başına var olabilmeye çalışması, bir adaptasyon süreci gerektirir. Okul döneminin başlamasıyla birlikte bu adaptasyon sürecinin sancılarını görebiliriz. Çocuk ayrılık kaygısı yaşıyorsa, mide bulantısı, baş ağrısı gibi fiziksel yakınmalarda bulunabilir. Bu ayrılık kaygısı 4 haftadan daha uzun sürerse, bir uzmandan yardım alınmalıdır. 

Ayrılık kaygısına dair ebeveynin tutumu

Çocuk okuldayken sevdiği kişiye bir şey olmasından korkar. Yani asıl korku okula dair değil çocuğun sevdiği kişiden ayrılmasına dair duyduğu korkudur. Hele çocuk bir de ebeveynin de bu konuda kaygılı olduğunu hissederse, kaygısı çok fazla olur. Kaygılı ebeveynler kendi kaygılarını, yani çocuğun okulda iyi hissedip hissetmediğini, güvende olup olmadığını, mutlu olup olmadığına dair endişelerini çocuğa yansıtırsa çocuk okula gitme sürecini normalleştiremez. “Annem kaygı duyduğuna göre kaygı duymam gerekir” gibi duyguyu içe alma gerçekleşir. Bu nedenle okula adaptasyon sürecinin kolay ve rahat olabilmesi için öncelikle ebeveynlerin kendi duygularını fark etmeleri ve dengede tutmaları son derece önemlidir. 

Okula adaptasyon sürecinin kolay ve rahat olabilmesi için öncelikle ebeveynlerin kendi duygularını fark etmeleri ve dengede tutmaları son derece önemlidir. 

Okul çocuğun daha önce karşılaşmadığı kurallarla dolu bir ortamdır. Çocukluktan yeni çıkan bir birey için bu kurallar adapte olma, arkadaş edinme, öğretmenle iletişim kurma son derece büyük adımlardır. Bu önemli gelişim ve geçiş sürecinde anne babaların çocuklarına güvenmeleri ve kendi duygularını sakin tutarak onlara destek olmaları gerekir. 

Özetle;

• Okula gitmek istemeyen çocuğa eleştirilmeden, kıyaslama yapmadan, kızmadan yaklaşılmalıdır. 
• Her koşulda okula gidileceği konusunda net ve kararlı olunmalıdır. Net ve kararlı olmak, sert ve anlayışsız olmaktan çok farklı bir tutumdur. 
• Çocuğun neden okula gitmek istemediği konuşulmalıdır. 
• Çocuğun kaygısı, ebeveynin kaygısı ile artırılmamalıdır. 
• Ayrılık zor bir süreçtir. Buna alışabilmek için hem çocuğunuza hem kendinize zaman verin. 

İlginizi çekebilir: Zor öğrenen çocukların öğrenme becerileri nasıl geliştirilir?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın. Yazarın diğer yazıları için tıklayın. 

Uzman Klinik Psikolog Romina Kuyumcuoğlu: Romina Kuyumcuoğlu // Uzman Klinik Psikolog - Haliç Üniversitesi Psikoloji lisans eğitiminin ardından aynı üniversitede Klinik (Uygulamalı) Psikoloji yüksek lisansı yaparak uzmanlık eğitimini tamamladı. Akademik eğitimlerin yanı sıra çeşitli kurum ve enstitülerden mesleki eğitimler aldı. Bunlar arasında Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi eğitimleri bulunmakta. Kuyumcuoğlu, bireysel psikoterapilerin yanı sıra çeşitli grup çalışmalarında yardımcı terapistlik yapmaktadır. Türk Psikologlar Derneği üyesidir. http://www.rominakuyumcuoglu.com/

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale