X

Öğrendiğiniz her yeni dil, farklı bir sinirsel yol mu izliyor?

İki dillilik, değişen ve gelişen dünyanın beraberinde getirdiği, kaçınılması zor bir kavram. Gerek iş imkanları ya da kişisel gelişim için, gerekse ebeveynlerin farklı milliyetlere mensup olması nedeniyle iki dillilik, kişiye ek bir zihinsel yük getirmeksizin prestij kazandıran bir durum. Geçtiğimiz ay Çinli ve Amerikalı bir grup araştırmacı, iki dilli kişilerde kullanılan dil değiştiğinde beyin aktivitesinin nasıl değiştiğini gözlemlediler. Böylece, insanların birden çok dili nasıl konuştuğu ve bir dilden diğerine geçişte beyinde neler olduğu konusunda yeni bilgiler edinilmiş oldu.

Zaman içinde değişen iki dillilik tanımı

İki dilliliğin tanımıyla söze başlayalım. Ünlü Uzman Psikiyatr Dr. Yankı Yazgan’ın ekip arkadaşlarından Uzman Psikiyatr Aslı Aktan Erciyes, iki dilliliğin değişen dünyanın beraberinde getirdiği bir olgu olduğunu söylerken, bu tanımın geçmişten günümüze değiştiğini de ortaya koyuyor. 1930’lu yıllarda yazılan makalelerde iki dillilik, her iki dildeki okuma, yazma, konuşma yetilerinin anadille aynı seviyede olması anlamına gelirken, 2000’lere geldiğimizde her iki dilde belli bir düzeyde yetkinlik kişiyi iki dilli olarak sınıflandırmaya yetiyor.

Araştırma sonuçlarına göre farklı diller beynin aynı bölgesinde değerlendirilirken, her bir dil için farklı bir sinirsel yol izleniyor.

Günümüzde iki dillilik kulağa normal hatta kaçınılmaz gelirken, bu durumun nörolojik arka planı bilim insanlarının merakını uyandıran konulardan biriydi. Yeni bir dil öğrenildiğinde beyinde meydana gelen değişiklikler bir yana, kısa süre öncesine dek beynin tek bir işleme süreciyle birden çok dili öğrenebildiği düşünülüyordu. Diğer bir deyişle, beynin öğrenilen tüm dilleri tek bir büyük dil olarak işlediği düşüncesi bilim camiasına hakimdi.

Shenzhen Üniversitesi’nden Min Xu ve ekibinin Temmuz 2017’de yayınlanan araştırması ise bu savın pek de doğru olmayabileceğini ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre farklı diller beynin aynı bölgesinde değerlendirilirken, her bir dil için farklı bir sinirsel yol izleniyor.

Beynin aynı bölgesini farklı yollarla kullanan diller

İngilizce ve Mandarin Çincesi konuşan 14 iki dilli insanı katılımcı olarak dahil eden araştırmacılar, onların doğru ve hatalı (var olan harflerin değiştirilmiş, anlam ifade etmeyen versiyonları kullanılarak) yazılmış sözcükleri değerlendirmelerini istedi. Gösterilen İngilizce ve Çince sözcükler aynı olduğunda bir düğmeye basması istenen katılımcıların beynindeki sinirsel aktivite FMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) metoduyla gözlemlendi.

İki dilde beyin aktivitesini gösteren görüntüleme sonucu (Min Xu, Shenzhen University)

Her iki dil için beynin aynı ya da büyük çoğunluğu kesişen bölgelerinin işlevsel olduğunu kaydeden araştırmacılar, bu kesişim kümelerinin farklı sinirsel ağlarla çalıştığını da gösterdi. Yani iki dillilik (ya da daha çok dili aynı anda kullanabilme) beynin aynı bölümünü çalıştırırken, beynin bu uyarıcılara yanıtı birbirinden bağımsız çalışan sinir ağları ile gerçekleşiyor.

Bu çalışmanın öncülüğünde farklı dillerin sinirsel işletim süreçlerine dair araştırmaların sayısı artacak gibi görünüyor. Yakın gelecekte, iki dillilik özelinde dil öğrenme, kullanma sorunları ve bunların çözümüne dair çeşitli yollar bulunması bekleniyor.

İlginizi çekebilir: Yabancı dil öğrendiğimizde beynimizde neler oluyor?

Kaynaklar:

Science Advances

Medical Xpress

yankiyazgan.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale