X

Neden kendimizi kötüleriz: Önce nedenlerini keşfedin, sonra vedalaşın

Başka insanların yanında kendiniz hakkında nasıl konuşuyorsunuz? Sık sık beceriksizliğinizden, şanssızlığınızdan, yeterince zeki davranışlar sergileyemediğinizden mi dem vuruyorsunuz?

Hayatınızda yolunda gitmeyen olayların, bir türlü istediğiniz şekilde mutlu olamamanızın altında yatan nedenlerden biri kendinizi dur durak bilmeden kötüleme huyunuz olabilir mi?

Peki neden bazı insanlar durmadan kendi kendilerini kötüleyen cümleler sarfederler? Onları bu tip bir davranışa iten nedenler nelerdir? 

Kendinizi kötülemenizin altında hangi nedenler yer alıyor?

  1. Bu kişi çocukluğunda anne ve/veya babasının yapıcı olmayan eleştirilerine, sözel istismarına maruz kalmış olabilir. Dolayısıyla bu kişi büyüdüğünde durmadan kendi kendini eleştiren bir yetişkine dönüşmüştür. 
  2. Bu insanın durmadan kendini kötüleyen hal ve tavırlarından elde ettiği birtakım çıkarlar vardır. Mesela bu şekilde davrandığında insanlar onunla daha çok ilgileniyor, bu da kendini kötüleyen kişinin hoşuna gidiyor olabilir.   
  3. Yine kişi, çocukluğunda yaşadığı olaylar sonucu kendine güvenmeyen bir yetişkine dönüşmüş olabilir. Bu kendine olan güvensizliği de kendi hakkındaki düşüncelerine, sözlerine yansımıştır. Kişi kendini değersiz hissetmekte ve kendi hakkında kurduğu cümlelerde de bu değersizliğin altını çizmektedir.  
  4. Tüm şıkların hepsi ve/veya daha fazlası 

Kendi kendini kötüleyen şekilde konuşan bireylerin ortak noktaları özsaygılarının düşük olmasıdır. Rosenberg’e göre “özsaygı, kendimize karşı olan olumlu ve olumsuz tutumlarımızdır.” Yörükoğlu ise özsaygıyı “kendini olduğundan aşağı ya da olduğundan üstün görmeksizin kendinden memnun olmayı, kendini olduğu gibi kabullenmeyi, özüne güvenmeyi sağlayan sağlıklı bir ruh hali” olarak tanımlamaktadır. 

Şöyle bir geçmişinizi düşünün. Çocukken sık sık beceriksizlikle mi suçlandınız? Ya da aile büyükleriniz size kalp kırıcı lakaplar mı taktı? Zekanızda, fiziğinizde, davranışlarınızda bir tuhaflık olduğuna dair mesajlar alarak mı büyüdünüz?

Yukarıda da belirttiğim gibi anne ve/veya babasının sözel istismarına maruz kalan çocuklar bu mesajları içselleştirirler ve büyüdüklerinde kendi kendilerine kötü davranan yetişkinlere dönüşürler. Kendilerini sabote ederler.

Sözel istismar, kişinin “söz, kelime, konuşma” yolu ile değersizleştirilmesidir. Eğer siz de çocukken sözel istismara maruz kalmışsanız, şimdi bir yetişkin olarak büyük bir ihtimalle kendinizi sabote eden davranışlar sergiliyorsunuz ve kendinizi sabote etme yöntemlerinizden biri de kendi hakkınızda kötü konuşmak. Farkında mısınız kendiniz hakkında kötü konuşarak bu sefer siz kendinizi istismar ediyorsunuz. Dahası bu davranış tüm hayatınızı negatif etkiliyor.

Siz kendinizi durmadan beceriksiz, o kadar da zeki olmayan, şanssız, kadersiz biri gibi lanse ederseniz insanlar da buna inanır. Sahi siz durmadan kendini kötüleyen birinin yanında kendinizi nasıl hissederdiniz? O insanın yanında mı olmak isterdiniz, yoksa bir an önce onun yanından uzaklaşmak mı?

Geçmişe veda etme zamanı

Bu yazıyı okuduktan sonra kendiniz hakkında nasıl konuştuğunuza bir dikkat edin. Eğer siz de kendini kötüleyen insanlardansanız artık bu davranışınıza veda etmek için kendinize söz verin. Başkalarının yanında kendiniz hakkında kötü bir cümle kuracağınızı fark ettiğinizde kendinizi durdurun.

Artık geçmişe veda edip kendinizi yeniden inşa etmenin zamanı. Ailenizin size karşı olan sözel istismarının sadık bir kölesi olmaktan vazgeçin. İyi hissetmeyi, kendinize iyi bir hayat yaşatmayı seçin. Bu konular üzerinde bir psikologla çalışın. Evet, çocukluğunuzda size kendinizi değersiz hissettirmiş olabilirler ancak siz artık bir yetişkinsiniz ve kendiniz hakkındaki bu doğru olmayan düşünceleri değiştirme gücüne sahipsiniz. İçinizdeki bu gücün farkına varmanız dileğimle…

Sorularınız için bana rsolaker@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. İyimser olmakla ilgili psikoloji egzersizlerini ise Instagram hesabımdan paylaşıyorum.

Bu yazının tüm hakları Rana Kutvan’a ve Uplifers’a aittir. İzinsiz ve uygun şekilde referans verilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması ve başka mecralarda paylaşılması kesinlikle yasaktır.

Kaynaklar:
Rosenberg, M. (1965) Society and the Adolescent Self-Image. Princeton: Princeton University Press.
Yörükoğlu, A. (1996) Gençlik Çağı: Ruh Sağlığı ve Ruhsal Sorunlar. Özgür Yayınları.

İlginizi çekebilir: Kendinizden utanmayı bırakın: Gerçek “siz”i özgürleştirme zamanı

Psikolog Rana Kutvan: İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir moda eğitimi aldıktan sonra çeşitli firmalarda stilist olarak görev aldı. 1997-2008 tarihleri arasında New York’ta ikamet etti. Türkiye’de almış olduğu moda eğitimini Parsons School of Design’dan almış olduğu derslerle pekiştirdi. Kutvan moda eğitiminin yanı sıra City University of New York’a bağlı Hunter College’da Psikoloji ve Sanat Tarihi üzerine çift anadal lisans eğitimi görerek cum laude (yüksek onur) derecesiyle mezun oldu. Hunter College’a devam ettiği süre zarfında dünyanın önde gelen psikologlarından Albert Ellis’in Enstitüsünde staj yaptı. Bu staj süresince Ellis’in bulmuş ve de geliştirmiş olduğu Rational Emotive Behavior Therapy (REBT)’i yakından inceleme fırsatı buldu. Kutvan, Albert Ellis Enstitüsündeki stajının yanı sıra New York’un önemli psikoloji enstitülerinin düzenlediği workshoplara katıldı. Kutvan 2008 Mayıs ayında Türkiye’nin ilk Kişisel Gelişim ve Stil Danışmanlığı merkezi Karakter A’yı kurdu. Kurumsal ve bireysel hizmetler veren Rana Kutvan’ın referansları arasında Braun, CNN TÜRK, Aras Kargo, TURKCELL, Kuveyt Türk, Doğan Holding gibi şirketler vardır. Kutvan bireylere ve kurumlara Stres Yönetimi, Kadın Liderliği, İş Özel Yaşam Dengesi, Zaman Yönetimi, Kadın Ruhu isimli workshop çalışmaları düzenlemektedir. Kutvan Karakter A’nın yanı sıra 2008-2012 tarihleri arasında Profesör Dr. Kerem Doksat’dan süpervizyon aldı. Kutvan psikoloji ve kişisel gelişim çalışmalarında holistik bir yaklaşım uygulamaktadır. Rana Kutvan anadili olan Türkçe’nin yanı sıra anadili düzeyinde İngilizce, iyi derecede Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale