X

Nasıl şanslı oluruz: Şans kendiliğinden mi gelir, onu biz mi yaratırız?

“Şans, yalnızca hazır olan zihinlere güler.”
L.Pasteur

Bizi şanslı yapan asıl şey nedir?
Nasıl doğru zamanda, doğru yerde olabiliriz?
Şansa doğuştan mı sahip oluruz? Yoksa zihnimizi şansı yakalamak için eğitebilir miyiz?

Sorulara yanıtım kısmen evet, kısmen hayır. İzin verin, açıklayayım…

Öncelikle şans kavramına ilişkin bakış açımızı değiştirmekle başlayalım. Sözcüklerinizin birer dua, sihir olduğunu unutmamalısınız. Günlük hayatınızda sarfettiğiniz sözcüklerinizin ve düşüncelerinizin gerçekleşme olasılığı %40’tır. Yani bir şeyi sürekli söylediğinizde, dile getirdiğinizde o sözcüklerin kendisi olmaya başlarsınız. Hiç de az bir oran değil, ne dersiniz?

Devamlı “şanssızım” diyenlerdensiniz daha çok şanssızlık yaratacağınızdan emin olabilirsiniz. Madde enerjidir, enerji maddedir. Bu, kuantum fiziğidir. Odağınızı bir süre tek bir noktaya/hedefe odakladığınızda o şeyi maddeleştirirsiniz. Korkularınız için olduğu kadar yaratımlarınız için de geçerlidir bu fizik kuralı. Gerçekten bu hayatta “şanslı olmak” istiyor musunuz?

Sözcüklerinizin her biri kendiniz için ettiğiniz bir dua, niyet olduğuna göre, her gün kendiniz için nasıl dua ediyorsunuz? İşte, hayatınızın geri kalanı öyle olacak…

Şans kendiliğinden gelmez, yaratılır. Hiçbir şans tesadüf değildir. Çokça çalışmanın, üzerinde düşünmenin, odaklanmanın, sezgilerinizi dinlemenin ve harekete geçmenin eseridir…

Şans kapıyı bir kere çalmaz, defalarca çalabilir! Fırsatların sadece tek sefere mahsus olduğunu düşünüyorsanız şayet, elinize geçen o tek fırsata çokça enerji sarf edip sıkı sıkıya tutunursunuz. Kontrol etmeye çalışırsınız. Bu da mevcut enerji akışını (endişe, korku ve panikle) daha da azaltır. Ve hayal kırıklığı genellikle kaçınılmaz olacaktır.

Hayatı giderek daha fazla “yüksek benliğinizde” yaşamayı ve “gerçek teslimiyeti” öğrenmelisiniz. Burada öznel tanımlarımızdan değil, Yaradan tanımıyla “teslimiyet”ten bahsediyorum. Bunu bir kere öğrendiğinizde sizin iradeniz, ruhunuzun iradesi olacaktır. Bunun yolu ise sürekli ama sürekli “arınmaktır.” Ruhunuz blokajlarından arındıkça istekleriniz ruhunuzun yaşam amacıyla daha uyumlu hale gelecek ve şansınız, eş zamanlılıklarınız her geçen gün artacaktır.

Sevgili Micheal Powell, şanslı insanların ortak özelliklerini şu şekilde sıralar:

  • Fırsat yaratıyorlar.
  • Fırsatların farkına varıyorlar.
  • Sezgilerini dinliyorlar.
  • Kendilerine inanıyorlar ve olumlu beklentilere sahipler.
  • Hatalarından ders çıkarıp yollarına bu şekilde devam ediyorlar.

Peki, siz hangi taraftasınız? Kendi şansınızı yaratmanızın önündeki engelleri ortadan kaldırma yolculuğunuzda size çokça hizmet edecek olan Thetahealing ve Jean Adrienne Arınma Sistemi yöntemleriyle ilgili ayrıntılı bilgiye ve seminerlerin içeriğine www.esindemir.com sitesinden ulaşabilir, hediye çalışmalarımdan ve grup seanslarımdan faydalanabilmek için Instagram hesabımı takip edebilir ve her türlü sorunuzu info@esindemir.com mail adresim üzerinden bana iletebilirsiniz.

Tekrar görüşünceye dek sevgiyle kalın…

İlginizi çekebilir: Yüksek benliğinizin rehberliği ile arının: Jean Adrienne Arınma Sistemi (JAAS)

Esin Demir: 2010 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi. Spiritüel gelişim merakı 2009 yılında, Japonya’ya bir yaz stajı programı ile gittiğinde başladı. Bu ilginç ada ülkesinde pek çok tapınak gezdi, bu tapınaklarda yapılan dini ritüelleri yakından görme imkanı buldu. Türkiye’ye dönüp profesyonel iş yaşamına başladıktan sonra ruhsallık ve kişisel gelişim ile ilgili araştırmalarını daha da derinleştirirken; beyin, bilinçaltı ve kuantum fiziğine de ilgi duymaya başladı. Bu sırada ThetaHealing® bilinçaltı temizlik tekniği ile tanıştı. O günden itibaren bu teknik ile ilgili aldığı çok sayıdaki uygulayıcılık eğitimini, Valencia’da aldığı ThetaHealing® eğitmenliği ile taçlandırdı. Esin şimdi bir taraftan profesyonel kariyerine devam ederken, diğer yandan ThetaHealing® grup eğitimleri ve bireysel seanslar veriyor. Thetahealing yöntemi ile ilgili detaylı bilgiye www.esindemir.com adresinden ulaşabilirsiniz. Esin’in en büyük arzusu, Dünya’nın yaşanacak daha sevgi dolu bir yer olması...

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale