X

Müzik ruhun gıdası mıdır: Müziğin psikolojimiz üzerindeki etkileri

Müzikle aranız nasıl? Eğer müzik, benim gibi sizin de hayatınızın vazgeçilmezleri arasındaysa size iyi haberlerim var. Müziğin iyileştirici etkisi Antik Çağlardan beri araştırma konusu olmuştur. Örneğin M.Ö. 585-500 yılları arasında yaşayan Yunan filozofu ve matematikçisi Pythagoras, umutsuzluğa düşen veya çabuk öfkelenen hastaları, belirli melodilerle tedavi edebilme olanaklarını araştırmıştır (Özçevik, 2007).

Günümüzde müziğin psikolojik sağlığımız üzerindeki faydaları araştırmalar tarafından ortaya çıkarılmıştır. Yapılan farklı araştırmalarda müziğin ruhsal hastalıkların oluşumunda etkisi olan ve insanın duygusal durumunu düzenleyen serotonin, dopamin, adrenalin, testosteron gibi hormonları olumlu etkilediği; kan basıncı, solunum ritmi gibi fizyolojik işlevleri düzenlediği ve beyindeki oksijen ve kanlanmanın dengesini sağladığı gözlenmiştir (Brotons ve Koger 2000, Ridder ve Gummesen 2015, Akt: Lök ve Bademli, 2016 ).

Peki sizce dinlediğimiz müzik türünün bir önemi var mı? Mesela Led Zeppelin dinlemekle, klasik müzik dinlemek üzerimizde aynı pozitif etkiyi mi yaratıyor? Bazı araştırmalara göre dinlediğimiz müzik türünün önemi yoktur, her türlü müzik stres seviyemizi azaltmakta bize yardımcı olabilir. Marshall ve Tomcala (1981), farklı müzik türlerinin stres üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak incelemişler, deneklere caz, rock, dini, klasik müzik ve fon müziğinden oluşan parçalar dinlettirmişlerdir. Sonuç olarak, farklı müzik dinlettirilen deneklerin stres düzeylerinde aynı oranda azalma olduğu gözlemlenmiştir (Akt: Sezer, 2009).

Bazı araştırmalarsa müziğin psikolojimiz üzerindeki etkisinden maksimum şekilde yararlanmamız için pozitif müzik türlerini seçmemiz gerektiğini ileri sürer. Maryland Medical Center tarafından (2008) yapılan bir araştırma pozitif, neşeli müziklerin bedenimize iyi geldiğini ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, müzik ve kalp sağlığı arasında bir ilişki var. On denek üzerinde yapılan bu araştırmada, araştırmacılar neşeli müzik dinlemenin kan damarlarına daha fazla kan akışını sağladığını bulmuşlar. Neşeli müzik dinleyen insanların kan akışının %26 arttığı gözlenirken, endişe ve korku içeren müzik dinleyenlerde kan akışının %6 azaldığı saptanmış. Araştırmada neşeli müzik dinleyenlerdeki kan akış oranının, aerobik egzersiz yapılmasından sonra görülen kan akış oranıyla aynı olduğu ortaya çıkmış. Yine aynı araştırma heavy metal tarzı müzik dinleyen deneklerin endişe seviyesinde bir artış olduğunu ortaya çıkarmış. Scheel ve Westefeld de (1999), müziğin etkileri konusunda yaptıkları benzer çalışmada heavy metal müziğin gençleri kızgınlığa teşvik edebileceğini belirtmişlerdir (Akt: Sezer, 2011).

Yine başka bir araştırmada Knight and Rickard (2001) sakinleştirici müzik dinlemenin kişilerin stres seviyesi üzerindeki etkilerini incelemişler ve dinlenilen sakinleştirici müziğin endişe seviyesini azalttığını gözlemlemişlerdir. Bu araştırmada seksen yedi deneğe Pachelbel’in Kanon in D major eseri dinletilmiştir. Klasik müziğin sakinleştirici etkileri Sullivan (1991) tarafından koroner ve cerrahi yoğun bakım ünitelerinde yatmakta olan hastalar üzerinde yapılan çalışmada da ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada hastalara klasik müzik dinlettirilmiş ve hastaların ağrı ve anksiyetesinin müzik terapiden sonra azaldığı belirlenmiştir (Akt: Uyar ve Korhan, 2011).

Müzik zevkimiz ne olursa olsun, müziğin iyileştirici etkisinden yararlanmak için kendi zevkimize uygun müziklerin yanı sıra, her gün bize mutluluk veren müzikler dinlemeyi ihmal etmeyelim. Ve “Mutlu Müzik Listesi” yapalım. Benim mutlu müzik listemde şu şarkılar var:

  • Sunny, Boney M
  • Three Little Birds, Bob Marley
  • Sunshine Reggae, Laid Back
  • Bruno Mars, Uptown Funk
  • Walking on Sunshine, Katrina&The Waves
  • Girls Just Want to Have Fun, Cyndi Lauper

Müziğin pozitif gücünden bol bol yararlanmanız dileklerimle. Bu arada sizlere bir eğitim haberim var. WhatsApp ya da FaceTime üzerinden birebir görüşmeler şeklinde ilerleyen üç haftalık “Öz Sevgi” eğitimimle ilgileniyorsanız bilgi için rsolaker@gmail.com adresine yazabilirsiniz. 2020 yılını “Hayatı Güzelleştirme Yılı” ilan ettim. Hayatı güzelleştirmekle ilgili psikoloji egzersizler paylaştığım Instagram hesabım ise @ranakutvanrsolaker@gmail.com .

Bu yazının tüm hakları Rana Kutvan’a ve Uplifers’a aittir. İzinsiz ve uygun şekilde referans verilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması ve başka mecralarda paylaşılması kesinlikle yasaktır.

Kaynaklar:
Brotons M, Koger SM (2000) The impact of music therapy on language functioning in dementia. J Music Ther, 37:183-195.
Knight, W.E. and Rickard, N.S. (2001). ‘Relaxing Music Prevents Stress-Induced
Increases in Subjective Anxiety, Systolic Blood Pressure, and Heart Rate in Healthy Males and Females’, Journal of Music Therapy 38(4): 254–72.
Lök, N., Bademli, K. (2016). Alzheimer Hastalarında Müzik Terapinin Etkinliği: Sistematik Derleme. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry 2016
Marshall, O. W. and Tomcala, M. (1981). Effects Of Different Genres Of Music On Stress Levels, English Document (Ed) 13, p. 13.
O’Sullivan RJ. A musical road to recovery: music in intensive care. Intensive Care Nurs 1991;7(3):160-3.
Özçelik, A. (2007). Müzikle Tedavi Ve Öğrenciler Üzerindeki Terapik Etkileri. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Teknik Üniversitesi.
Ridder HM, Gummesen E (2015) The use of extemporizing in music therapy to facilitate communication in a person with
dementia: an explorative case study. Australian Journal of Music Therapy, 26:12-25.
Scheel, K. R. and Westefeld, J.S. (1999). Heavy Metal Music And Adolescent Suicidality: An Empirical Investigation, Adolescence, Summer, 34 (134): p.253-273.
Sezer, F. (2009). Müzikle Terapinin Sınav Kaygısı, Öfke Ve Psikolojik Belirtiler Üzerindeki Etkisi. Doktora Tezi. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı.
Sezer, F. (2011). Öfke ve Psikolojik Belirtiler Üzerine Müziğin Etkisi. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi [Bağlantıda]. 8:1. 
University of Maryland Medical Center. “Joyful Music May Promote Heart Health.” ScienceDaily. ScienceDaily, 12 November 2008. 
Uyar, M., Korhan, E. A. (2011). Yoğun Bakım Hastalarında Müzik Terapinin Ağrı Ve Anksiyete Üzerine Etkisi. AĞRI 2011

İlginizi çekebilir: Psikolojide umut kavramı: Motivasyonunuzu ve umut seviyenizi yükseltmek için 5 öneri

Psikolog Rana Kutvan: İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir moda eğitimi aldıktan sonra çeşitli firmalarda stilist olarak görev aldı. 1997-2008 tarihleri arasında New York’ta ikamet etti. Türkiye’de almış olduğu moda eğitimini Parsons School of Design’dan almış olduğu derslerle pekiştirdi. Kutvan moda eğitiminin yanı sıra City University of New York’a bağlı Hunter College’da Psikoloji ve Sanat Tarihi üzerine çift anadal lisans eğitimi görerek cum laude (yüksek onur) derecesiyle mezun oldu. Hunter College’a devam ettiği süre zarfında dünyanın önde gelen psikologlarından Albert Ellis’in Enstitüsünde staj yaptı. Bu staj süresince Ellis’in bulmuş ve de geliştirmiş olduğu Rational Emotive Behavior Therapy (REBT)’i yakından inceleme fırsatı buldu. Kutvan, Albert Ellis Enstitüsündeki stajının yanı sıra New York’un önemli psikoloji enstitülerinin düzenlediği workshoplara katıldı. Kutvan 2008 Mayıs ayında Türkiye’nin ilk Kişisel Gelişim ve Stil Danışmanlığı merkezi Karakter A’yı kurdu. Kurumsal ve bireysel hizmetler veren Rana Kutvan’ın referansları arasında Braun, CNN TÜRK, Aras Kargo, TURKCELL, Kuveyt Türk, Doğan Holding gibi şirketler vardır. Kutvan bireylere ve kurumlara Stres Yönetimi, Kadın Liderliği, İş Özel Yaşam Dengesi, Zaman Yönetimi, Kadın Ruhu isimli workshop çalışmaları düzenlemektedir. Kutvan Karakter A’nın yanı sıra 2008-2012 tarihleri arasında Profesör Dr. Kerem Doksat’dan süpervizyon aldı. Kutvan psikoloji ve kişisel gelişim çalışmalarında holistik bir yaklaşım uygulamaktadır. Rana Kutvan anadili olan Türkçe’nin yanı sıra anadili düzeyinde İngilizce, iyi derecede Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale