X

Mutluluğu hayatınıza davet edin: Düşük frekanslı enerjilerden, yargılardan uzak bir yaşam mümkün

Beklentilerimiz o kadar dışa dönük ki, bazen içerideki beklentilerimize, kendi potansiyelimizin bizden beklentilerine bakamayabiliyoruz. Birçoğumuz ailenin, arkadaşların, toplumun bizden beklentisiyle yönlendirildik. Okulda başarılı olmalıydık, iyi meslekler sahibi olmalıydık, düzenli gelirlerimiz olmalıydı vs…

Peki bu dış beklentileri karşılamak üzere koştururken kaç kez kendimize bakıp gerçekten bunu yapıp yapmak istemediğimizi sorguladık? Zorluk derecesine göre değişir. İçinde bulunduğumuz düzenin bize kendini sorgulatıyor olması aslında hayatı ve hayatı nasıl yaşayacağımızı da sorgulatıyor. Bu noktada eğer kendimizle ilgili yeterli fikre sahipsek bu döngüden çıkabiliyoruz.

Biz dünyanın tezahürünün kendi gözümüzden yansımasıyız ve bunu en yüksek potansiyele ulaştırmak yine sadece kendi elimizde.
Kendini tanımak uzun ve bariyerleri olan bir süreç. Daha derinliklere indikçe bizi biz yapan ama acı veren kötü anılarımızla karşılaşırız. Önemli olan bunun geçmişte kaldığını ve hayatımızda önemli bir rolü olduğunu bilmek.

Zaman şu anda başlar. “Ben artık kendimi tanıyorum ve şunu hayatımda istiyorum” dediğimiz noktada sabırlı olmamızda fayda var, çünkü böyle olmayı başarırsak eğer, bu süreçte tatsız bir olay yaşanırsa bu bizi yolumuzdan alıkoymaz. Heyecanımızı taze tutmalıyız, hayatta olmaz diye bir şey yoktur. Karşımıza çıkan her şeyin ne öğretmek istediğine bakmalı ve durumlara karşı soğukkanlı olmayı deneyimlemeliyiz. Geçmişte yaşadığımız acıların hiçbiri ilelebet kalmadı.

Kendimize koşulsuz saygıyla bağlı olmamız bu yoldaki ışığımız olacak. Hayatı sadece kendi tarafımızdan gördüğümüzü kabul edersek, başkalarına ve kendimize daha şefkatli oluruz. Birileriyle konuşurken, onu içimizden yargıladığımızı fark edersek, bu durumun farkında olup, mutlak dinleyici olmalıyız. Karşımızdakinin söylediğini ne kadar iyi dinlersek o kadar iyi anlarız ve yargılayacak zamanımız olmaz. Bu durum da bizi doğal ilişkiler kurmaya yönlendirecektir.

Kin ve haset enerjisi beslememekte fayda var, çünkü bunlar en düşük frekanslı enerjilerdir ve sizi uzun vadede yorabilir. Başarılı insanları, güzel insanları, iyi aileleri takdir etmeli ve onlardan öğrenmeyi denemeliyiz. Takdir ettiğimiz insan sayısı arttıkça karşılıklı saygı ortamı oluşacaktır. Bu durum bize hayat enerjisi verecek ve hem kendimize hem de diğer insanlara yüksek frekanslı enerjilerin etkileriyle bakmaya başlayacağız, cesaret, özgüven, saygı gibi…

Toplumdaki yerimizi ve kendimizi artık tanımaya başladığımızda yeteneklerimizi keşfedecek ve hayat amacımıza yaklaşacağız, kendimizi gerçekleştirmeye… Çok param olsun, evim, arabam olsun gibi hayat amaçları materyal ile bağlantılı olduğundan bir ömrü olacaktır. Hayat amacımızı sürdürülebilir hale getirmek için bu amacın insanlığın yararına olduğunu bilmeliyiz. Bu süreçte olabildiğimiz en nazik halimizle hayata bakmalıyız; hem kendi hayatımıza, hem de birlikte yaşadığımız sekiz milyar insanın hayatına.

İlginizi çekebilir: Dönüşüm çağında dengeyi bulabilmek: Dişil ve eril enerjinin uyumunu deneyimlemeye var mısınız?

Gizem Demirci: Selamlar, Ben Gizem, Hollanda'da ikamet etmekteyim. Hayat akışım dünyanın birçok yerinde yaşamamı, birçok farklı işle uğraşmamı sağladı. İspanya'da, İtalya'da, Almanya'da ve son olarak Hollanda'da yaşayıp; hemşirelik, mimarlık, iç mekan tasarımı, danışmanlık ve son olarak ürün tasarımcılığı ile uğraştım. Çok yönlülüğüm ve akış veni aynı zamanda birçok ruhsal, fiziksel ve mental öğretilere de yakınlaştırdı. Bunların arasında yoga, qigong, mindfulness ve tabii ki meditasyon var. Bu ruhsal yolculuğum beni sonunda bütün öğretilerin atası olan Falun Dafa disipliniyle buluşturdu. Yolculuğumun hiç bitmeyecek olması gerçeği aklımda; kendimle, hayatla, evrenle ilgili sorularımı ve cevaplarını sizinle de paylaşmak için buradayım. Umarım yazılarımı okurken eğlenir, soru sorar ve cevap arasınız. Herhangi bir konuyu derinlemesine konuşmak için bana ulaşmaktan çekinmeyin. Sevgiler!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale