X

Mutlu olma zorunluluğu: Modern dünyanın yeni yükü

Günümüzde birçok şeyi elde etmek, birçok şeyi başarmak için çabalıyoruz, bir şeylerin peşinden koşuyoruz. Yeter ki ona ulaşalım, yeter ki o bizim olsun. Çünkü ona ulaştığımız zaman tamamlanmış olacağımıza inanıyoruz. Bu da bizi motive ediyor, daha çok istememizi sağlıyor. Bu amaçla birçok şeyin peşinden koşuyoruz. Bunlardan bir tanesi de mutluluk.

Tarih boyunca insanlık mutlu olmanın her zaman peşinden gitmiş, onun sırrını aramıştır. Ama günümüzde mutluluk arayışı artık bambaşka bir hal almaya başladı. Mutluluk, bir gayeden çok, hepimiz için bir zorunluluk oldu. Mutlu olmak zorundayız ve her şeyin pozitif yanını görmeliyiz. Eğer ki mutsuzsak vay halimize. Çünkü mutsuzluk kaçmamız, hiçbir zaman hissetmememiz gereken bir duygu olarak algılanıyor. Wilhelm Schmid’in tabiriyle günümüzdeki mutsuz insanlar “modern vebaya yakalanmış kişiler” olarak görülüyor.

Mutlu olmanın 12 bilimsel yolu!

“Modern vebaya” yakalanmış kişilerin iyileşmesi ya da bu vebaya hiç yakalanmamak için önümüze sürekli yeni bir sır, yeni bir tavsiye, yeni bir formül geliyor. Her yeni formül, her yeni sır bize mutlu olmamız gerektiği, mutsuzluğun yaşanmaması gereken bir duygu olduğu mesajını veriyor. Bu mutluluk mesajı yoğunluğunda mutsuz olmak artık bir seçenek dahi olamıyor bizim için. Çünkü mutlu olmak zorundayız.

Sosyal medyaya girdiğimizde örneğin ya hayatından, ilişkisinden, işinden, kendisinden memnun, mutlu kişileri görüyoruz ya da mutluluğun, dinginliğin, pozitifin peşinden koşan insanları. Bunların yanında kendi içimizde biraz da olsa mutsuzluk sezdiğimizde ya da mutluluğu hissetmediğimizde bizde bir sorun olduğunu düşünmeye başlıyor ve bu duygudan kaçıyoruz. Ancak durum hiç de böyle değil. Tabii ki mutlu olmalıyız, hayatın içindeki küçük mutlulukları yakalamalıyız. Bunlardan zevk almaya bakmalıyız. Ama bunları bir görev, bir zorunluluk olarak görmemeliyiz. En önemlisi de kendimize, bizi insan yapan bir parçamızı, duygumuzu yasaklayarak yapmamalıyız bunu.

Mutluluk her zaman mutlu etmez.

Kendimize sadece mutlu olmak için izin verirsek kendimizi insan olmaktan çok robotlaştırmaya başlarız. Çünkü mutsuzluk da hüzün de aynı mutluluk gibi en temel duygulardan. Bizi biz yapan şeylerden bir tanesi. Mutsuzluk, kaçınmamız gereken bir duygu değil, aksine dinlememiz, bize vermeye çalıştığı mesajı anlamaya çalışmamız ve gerektiğinde üstesinden gelmemiz gereken ama en önemlisi kabullenmemiz gereken bir duygudur.

Bazen bizi mutluluğa götüren şey içimizdeki mutsuzluktur. O mutsuzluk ya da o memnuniyetsizlik bizi mutluluğa götürür. Harekete geçmemizi sağlayan, bir şeyleri görmemizi sağlayan bazen o duygudur. Bazen de tam tersi mutluluk, mutsuzluğa neden olur. Çünkü sürekli bir mutluluk arayışı, mutluluğun sürekliliğine olan istek ve ihtiyaç, mutsuzluğun en kısa ve kesin yoludur.

İnsanlar öğrendikleriyle, tecrübe ettikleriyle mutlu olurlar. Unutmamak gerekir ki mutluluğa götüren bu tecrübelerin önemli bir kısmı da sonu mutsuzlukla biten kötü tecrübelerden oluşur. Ve yine unutmamak gerekir ki mutluluk aslında mutsuzlukla var olur.

İlginizi çekebilir: Her şeyi kusursuz yapma baskısı: Mükemmeliyetçilik

Uzman Klinik Psikolog Beliz Ereren: İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamlayarak uzmanlığımı aldım. Hayatın önemli dönüm noktalarından biri olduğuna inandığım ergenlik dönemi problemlerine yoğunlaşarak bu dönemdeki gençler ve aileleriyle çalışmaya başladım. Aynı zamanda yetişkin ve çiftlerle çalışarak sorunlarla başa çıkma becerilerini güçlendirme ve hayat ve ilişki kalitelerini arttırmaya yönelik psikolojik destek veriyorum. Herkesin farklı olduğuna ve çalışılan konulara kişilere özgü yaklaşılması gerektiğine inandığım için farklı terapi yöntemlerini kullanıyorum. EMDR Terapisi, Stratejik Çift ve Aile Terapisi, Psikodinamik Terapi kullandığım psikoterapi yaklaşımlarını kullanıyorum. Okuma ve yazmanın insan üzerindeki iyileştirici etkisine olan inancım beni her zaman araştırma, okuma ve yazmaya yöneltmiştir. Bazen uzun bir yazının bazen de yazının içindeki tek bir cümlenin hayatları çok farklı yönlere çekebilme gücüne inanırım.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale