X

Motivasyonu artırmak için öğretilen teknikler gerçekten doğru mu?

“Nereye giderseniz gidin, ama tüm kalbinizle gidin.”
Konfüçyüs

Motivasyon sihirli bir kelimedir. Bir işi yapmak, bir yere gitmek veya bir sürece başlamak gerektiğinde, konu her ne olursa olsun motivasyon ateşi olduğunda, yani içimizden gerçekten geldiğinde adeta bir sihirli değnek hayatımıza dokunur. O iş her ne kadar zor olursa olsun yapılır, o yol her ne kadar uzun olursa olsun gidilir… Önümüzde her ne engel olursa olsun, o aşılır ve süreç başlar.

Peki bu motivasyon dediğimiz, elle tutamadığımız, gözle göremediğimiz kavram neye dayanır? Bu sorunun cevabı her birimiz için farklı olacaktır. Hemen kendimden bir örnek ile başlayayım… Benim en büyük motivasyon başkalarına faydalı olmaktır. En azından bir kişinin bile hayatına dokunabilmek, mutluluğuna katkıda bulunabilmek veya istediği bir yola girebilmesine destek olabilmek en temel motivasyon kaynağımdır.

Başka örneklere bakacak olursak para tabii hepimiz için önemli bir motivasyon kaynağıdır. Güzel görünmek diyebiliriz, yeni arkadaşlar edinmek ve sosyalleşmek diyebiliriz veya daha fazla bilinir hale gelmek diyebiliriz. Sebep her ne olursa olsun o içten yanan ateş dediğimiz, içimizi alev alev yandıran başarma ateşi olmadığında hayat sanki tatsız tuzsuz hale gelir. Yaparız ama yapmak için, konuşuruz ama öylesine konuşmuş olmak için… Evet, itiraf edelim, çalışırız ama öylesine, sadece gerektiği kadar çalışmış olmak için…

Motivasyon konusunda bu hafta detaylı çalışma fırsatı bulduğum bir kaynaktan çok önemli bulguları kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum. Burada sevgili Daniel Pink, Drive adlı eseriyle aslında motivasyonun ne kadar önemli bir değişken ve “bildiğimiz” tekniklere dayanmayan bir süreç olduğunu ortaya koyuyor:

“(…) Ariely ve meslektaşları da şöyle diyor: ‘Burada kullandığımız görevlerle ilgili olarak birçok kurum, çok büyük ödüller sunmaktadır. Ulaştığımız sonuçlar ise bu inanışa aykırı düşmektedir. Deneylerimiz göstermiştir ki ödül verilmesi veya verilen ödül miktarının artırılması her zaman performansı artırmamaktadır.’ Gerçekten de birçok örnekte şartlı ödüller, başka bir ifadeyle şirketlerin çalışanlarını motive etmekte çok kullandıkları araçlar, başarısızlığa mahkum olabilmektedir.

(…) İçsel motivasyonun tetiklediği davranışla bunları bir karşılaştırın. Yapılan iş, ödülün bizzat kendisi olduğunda -bilgilerini artırmak, müşterileri memnun etmek, elinden gelenin en iyisini yapmak- kestirme yol yoktur. Hedefe giden tek yol, doğru yoldur. Bir anlamda gayriahlaki hareket etmek olanaksızdır çünkü geride bıraktığımız kişi bir rakibiniz değil, kendinizdir.’’

Motivasyon kavramı işte hayatımızda bu kadar önemli bir yere sahiptir. Kişisel başarımız veya hayata yansıttığımız içsel inanış, ‘yapma gücü’ veya ‘yapma eylemi’ olarak da ifade edebiliriz, motivasyon seviyemizden direkt olarak etkilenir. Bunu güçlendiren dış etkenler olsa da, ben inanıyorum ki kişi hayata ancak içsel motivasyonu kadar verebilir. Yukarıdaki örnekte de açıklandığı üzere, dış etkiler ancak bir yere kadar bizi getirecektir. Sonrasındaki azim, inanç ve devamlılık sadece içsel motivasyonumuz kadardır.

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız hayata dair en küçük işinizden en büyük projenize kadar motivasyon seviyenize bakmanızı dilerim. İçsel güdünüzü harekete geçiren nedir? Hayatta hiçbir engele takılmadan engelleri teker teker aşmanızı ve zorlukları dahi kolaylık olarak görebilmenizi sağlayan, geceleri uykunuzu kaçıran iç güç ne zaman hangi koşullarda ortaya çıkmaktadır?

Çünkü en güzel sonuçlar ancak içten gelen istekle elde edilebilir!

İlginizi çekebilir: Motivasyon gerçek bir mucizedir: Her şeyi mümkün kılan enerjiyi keşfedin

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale