X

‘Mindful eating’ ile 8 haftada yemekle daha sağlıklı bir ilişki

Felsefe hocam Mehmet Altuğ Hoca, mistik filozoflardan bahsederken Aziz Augustinus’un şu cümlesini kullanmıştı: “Olanı gördüler, sebebini değil.” Bence bu söz hayatımızı değerlendirmede, bize derin bir anlam sunuyor. Özellikle söz konusu yemek alışkanlıklarımızsa.

Yemeğin hayatımızda büyük bir yeri olduğu yadsınamaz bir gerçek. Bize enerji veriyor, besliyor ve iyi hissetmemizi sağlıyor. Fakat yemek bizim için sadece fiziksel bir ihtiyaçtan öte, aynı zamanda ruhsal ve duygusal bir deneyim. Yeme alışkanlıklarımızın arkasında duygusal bağlantılar da bulunuyor. Örneğin, stresli olduğumuzda veya mutlu olduğumuzda yemeğe sığınıyor olabiliriz. Tam da bu noktada mindful eating devreye giriyor ve yemeği sadece yutmaktan öteye taşıyor. Duygusal bağlantıları fark etmemizi sağlıyor.

Mindful eating, genelde şöyle biliniyor; “yavaşlamak, yavaş çiğnemek ve daha sağlıklı seçimler yapmak.” Ama bunların ötesinde bir yaklaşım olduğunu söylemek istiyorum.

Mindful eating, bizi yeme alışkanlıklarımızın nedenlerini anlamak için içe dönmeye yönlendiriyor. Bu içe dönüş,  hem bedenimiz hem de zihnimiz için son derece önemli. Çünkü yemeğin sadece fiziksel bir ihtiyaçtan ibaret olmadığını, aynı zamanda ruhsal ve duygusal bir deneyim olduğunu bize hatırlatıyor.

Öğrencilerim gibi bende mindful eating’i hayatıma dahil etmeye çalışıyorum. Tabii her zaman farkındalıkla yemek yemek kolay olmuyor, özellikle de yoğun bir günün ardından eve gelip hızlıca bir şeyler atıştırmak istediğimde. Ancak, bu uygulamayı hayatıma dahil ettiğimden beri, yemeğin benim için ne ifade ettiğini daha iyi anlamaya başladım diyebilirim.

Bu sebeple ben süreçte neleri fark ettim sizlerle de paylaşmak istedim.

  • Anın tadını çıkarmak: Mindful eating sayesinde yemeğin tadını gerçekten çıkarmayı öğrendim. Her lokmayı hissederek ve tadını çıkararak, aslında ne kadar lezzetli olduğunu fark ettim. Bazen aceleyle yediğimde bu lezzetlerin farkına varamadığımı gördüm.
  • Bedenimin ihtiyaçlarını dinlemek: Zaman zaman bedenimin ne istediğini ve ne zaman doyduğunu anlamak benim için zor olabiliyor. Mindful eating, bedenimin gerçek ihtiyaçlarını dinlememi ve onlara saygı duymamı sağladı. Böylece, artık sadece duygusal bir tepki olarak yemeğe yönelmediğimden emin oluyorum.
  • Duygusal bağlantıyı güçlendirmek: Yemek yeme alışkanlıklarımızın arkasında sık ​​sık duygusal bağlantılar bulunur. Stresli olduğumuzda ya da mutlu olduğumuzda, yemeğe sığınmak doğal bir tepki gibi gelebilir. Mindful eating, bu duygusal bağlantıları fark etmemi ve daha farklı yollar bulmamı sağladı.

Mindful eating, basit gibi görünse de, aslında derin bir içsel keşif yolculuğudur. Yemeğin tadını çıkarırken içsel dünyamızı da keşfetmek, hem fiziksel hem de duygusal sağlığımızı destekler. Bu nedenle, her bir lokmayı dikkatle yemek ve yemeğin keyfini çıkarmak, sadece bedenimize değil, ruhumuza da iyi gelir.

Gördüğünüz gibi Aziz Augustinus haklı, yemekte sadece “olanı” değil, “sebebini” görmeye başlamamız gerekiyor.

Siz de mindful eating’i denemeye ne dersiniz? Belki de yemekle olan ilişkinizi yepyeni bir boyuta taşıyabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Diyetlerin avantaj ve dezavantajları: Farkındalıkla beslenmenin önemi

Ceylan Ulusoy: 1981 yılında Bursa'da doğdu. Meditasyonla ilk defa 17 yaşında tanıştı. Meditasyon eğitimleri 2004’te bir meditasyon merkezine adım atmasıyla devam etti. Üniversite eğitimi sırasında kendi pratiklerini geliştirdi. 2006'da Zeynep Aksoy’un yoga dersleri ile ilgilenmeye başladı. Uzun yıllar boyunca tüm pratiklerini kendi gelişimi ve dönüşümü için kullandı. Farklı yoga ve meditasyon hocaları ile çalıştı. 2012 yılında taşındığı İstanbul’da ileri seviye kundalini meditasyon eğitimi aldı. Sahaja Yoga'da gönüllü meditasyon öğretmeni olarak ders verdi. Pratikleri ve araştırmaları sırasında Dr. Fuat Beşkardeş ile Mindfulness terapi çalışmaya başladı. Ardından 8 haftalık MBSR eğitimi ve sonrasında David Cornwell ve Banu Çeçen’le Breathing Mind Mindfulness Koçluğu eğitimini tamamladı. 2019 yılında Amerikan Hastanesi bünyesinde Code Lotus Mindfulness merkezinde David Cornwell ve Banu Çeçen’e mindfulness programı içerisinde asistanlık görevi üstlendi. Aynı zamanda Judson Brewer’la sezgisel beslenme üzerine Mindfulness temelli alışkanlık değiştirme programında çalışmaktadır. İş hayatı ile eşzamanlı yürüttüğü öğrencilik ve eğitmenlik yolculuğunda 17 yıllık kurumsal hayatını 2020 Şubatında sonlandırıp, şu an tam zamanlı olarak logoterapi bakış açısıyla mindfulness eğitmenliği ve farkındalık temelli beslenme koçluğu yapmaktadır. Öğrenci olmak konusunda derinleşmektedir.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale