X

MindBody Festival: Ayşe Tolga’yla “Aromaterapi” semineri

Hepinizin bildiği gibi geçtiğimiz haftasonu ekip olarak MindBody Festival’deydik. Sonbahara girdiğimiz şu günlerde, havanın dengesizliğinden kaynaklanan birkaç küçük aksaklık dışında workshoplardan seminerlere, sağlıklı yiyeceklerin ve spor ürünlerinin bulunduğu market alanından müziğe; her şeyiyle dört dörtlük bir festivalde, ekip olarak bir araya gelmenin de sevinciyle, hem eğlendik hem öğrendik.

MindBody Festival bizim için olduğu kadar Uplifers Challenger’larımız Müge ve Seçkin için de oldukça eğlenceli geçti. Kendileri, festival sonrası duygu ve düşüncelerini önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşıyor olacaklar.

Ayşe Tolga’yla “Aromaterapi” semineri

Öncelikle bilmeyenleriniz için MindBody Festival’den bahsetmek istiyorum biraz. MindBody Festival, ilki geçen sene gerçekleşmiş olan, yoga ve pilates konularında dünyaca ünlü eğitmenleri yoga ve pilates severlerle bir araya getiren, sağlıklı yaşama dair her konuda seminerlerle sağlıklı yaşam meraklılarının sorularına cevap bulmayı amaçlayan bir festival organizasyonu. Daha detaylı bilgiye buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.

Festival boyunca biz de ekip olarak hem Challenger’larımızın yarışma programını takip etmek, hem ilgimizi çeken workshoplara katılmak üzere 3 gün boyunca bu eğlenceli organizasyonda yer aldık.

Ayşe Tolga’yla “Aromaterapi” semineri

Katılmış olduğum bir çok seminer ve yoga workshopundan bana en ilginç gelen ve şaşırtanı aromaterapi semineri oldu. Markete girdiğinde deterjan ve kozmetik reyonlarında ürün koklayarak zaman geçiren, koku konusunda takıntılı bir insan olduğum için programda görür görmez ilgimi çekmişti aromaterapi semineri.

Aromaterapi hakkında daha önce hiç bilgim olmadığından mıdır bilmiyorum, seminer öncesi biraz ön yargılı yaklaşmıştım konuya. Genel olarak kokuların insanları nasıl etkilediğinden, masaj yağlarından vs. yüzeysel olarak bahsedilir, bir iki ürün de denetilerek soru cevaplarla seminer bitirilir diye düşünmüştüm.

Bir de açıkçası Ayşe Tolga’yı genelde oyuncu kimliğiyle tanıdığımız için bu konuda eğitim almış olabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti. Tüm bu sebeplerden dolayı konuya olan merakımla ve kafamda bir yığın soruyla seminer alanındaki yerimi aldım.

Ayşe Tolga’yla “Aromaterapi” semineri

Sonrasında tahmin edebileceğiniz gibi gördüm ki Aromaterapi denen konu koskocaman bir derya! Anlattıklarımı dinledikten sonra siz de hak vereceksiniz bana.

Öncelikle semineri veren Ayşe Tolga’nın aromaterapist kimliğinden bahsetmek istiyorum biraz. Ayşe Tolga, 2001 senesinden beri Holistik terapiler ve Yoga ile ilgileniyor.

2007 senesinde kurulan Türkiye’nin ilk aromaterapi markası Aisha markasının yaratıcısı ve sahibi olan Tolga aynı zamanda, Tatijanna Rottenberg’den masaj ve vücut terapileri eğitimi, Chiva-som Destination Spa- Bangkok Spa yöneticiliği, dünyanın en prestijli aromaterapi okulu ITHMA- London (Institute of Traditional Herbal Medicine and Aromatherapy)’de Aromaterapi,  Öz Yağ Sinerjisi, İleri masaj teknikleri, organik kimya, Holistik Acil Yardım,  fitoterapi, Holistik tıp ve Çin Tıbbı  eğitimleri alarak uzman klinik aromaterapist unvanını almış.

Aromaterapi denen şeyin özü aslında; “esansiyel yağların kişinin fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığı ve güzelliği için çeşitli metodlarla uygulanması.”ndan oluşuyor. Yani iyi hissetmek için yağlarla masaj yaptırmak, güzel kokulu banyo köpükleriyle banyoda keyif yapmak aromaterapinin konuları; ancak bunlar buz dağının sadece görünen kısımları.

Kozmetik malzemelerinde ve masaj yağlarında bitki özlerinin kullanıldığı zaten bildiğimiz bir şey. Peki, her bitki her cilt tipine ya da her hastalığa uygun mu? Kozmetik ürünlerinde kullanılan her yağ gerçekten organik mi ve sağlıklı yöntemlerle mi elde ediliyor? Marketlerden ve aktarlardan alınan yağlar ne kadar faydalı?

Bitkilerden elde edilen 2 tür yağ var: Öz yağlar ve baz yağlar. Örneğin; lavanta yağı, narenciye yağları gibi çok yoğun ve keskin yağların tek başına vücuda uygulanması vücutta alerjik reaksiyonlara sebebiyet verebiliyor. Bu yağların mutlaka daha hafif ve seyrek uygun baz yağlarda (buğday yağı gibi) seyreltilip kullanılması gerekiyor.

Ayşe Tolga’yla “Aromaterapi” semineri

Ayşe Tolga; aktarlarda ve marketlerde satılan yağların uygun yöntemlerle elde edilmemiş olabileceği, vücudunuza zarar verebileceği ve yağların mutlaka eczanelerden alınması gerektiğini söylüyor. Yağ alırken bitkinin botanik isminin şişenin ön yüzünde yazılı olması, yağın elde edilme yönteminin bitkinin özelliğine uygun olması, içinde koruyucu herhangi bir maddenin olup olmadığına dikkat edilmesi de diğer önemli noktalar. Örneğin; halk arasında lavanta olarak adlandırılan bitkinin 20’den fazla botanik ismi varmış ve hepsinin kullanım alanı, elde edilme yöntemi, kullanım şekli, raf ömrü farklıymış.

Normal şartlarda koruyucusuz, saf bir bitki yağının raf ömrünün 2 haftadan 2-3 aya kadar olabileceğini, daha fazla raf ömrü olan yağlarda mutlaka asit desteği ya da koruyucu maddelerin olabileceğine de dikkat çekiyor Tolga. Marketlerden alınan ve raf ömrü uzun olan bebek yağlarının öz maddesinin ise bitkisel yağlar değil, petrolden elde edilen bir çeşit yağdan yapıldığını söylüyor.

Peki, bitkisel yağlar hangi yollarla vücuda alınabiliyor?

Bitkisel yağlar vücut masajıyla, yiyeceklerle karıştırılarak, banyo suyuna damlatılarak, kaynar suyun içerisinde buharlaştırmak suretiyle burun yoluyla ya da kozmetik malzemelerde kullanılarak vücuda alınabiliyor. Fakat dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Her yağı her yöntemle vücudunuzda kullanamıyorsunuz. Bazı yağlar sıcak suyla birleştiğinde kimyasal özelliklerini kaybedebiliyor, ya da ağız yoluyla alındığında toksik etkiler yaratabilecek yağlar var. Bitkisel yağların mutlaka bir uzmana danışılarak, uygun şartlar altında kullanılması gerekiyor.

Hangi yağlar hangi amaçlarla kullanılabilir?

Ekolojik acı portakal öz yağı

Acı portakal yağı, deri hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur ve cildin elastikiyetini artırır. Olgun, kuru ve hassas tenlere özellikle faydalıdır.

Bergamot öz yağı

Uyku bozukluklarına karşı rahatlatıcı ve ferahlatıcıdır. Etkili bir antidepresandır. İştahı açar. Antiseptiktir, akne, çıban, böcek ısırması, egzama gibi sorunlarda kullanılabilir.

Greyfurt öz yağı

Aromaterapide canlandırıcı, pozitif enerji verici ve uyarıcı özellikleri nedeniyle öne çıkar. Selülit tedavisinde sık tercih edilir.

Ekolojik lavanta öz yağı

Lavanta kokusu vücudunuza güç ve ferahlık verir. Stresle mücadelede etkilidir. Sinir sistemini sakinleştirir.

Ekolojik limon öz yağı

Vücudu uyararak dinçliğini artırır. Antiseptik ve deodorant olarak kullanılabilir. Doğal bir idrar söktürücüdür.

Mandalina öz yağı

Tatlı portakal ve limon arasında bir aromaya sahip bu değerli yağ, psikolojik rahatsızlıklarda, aşırı huzursuzluk durumunda ve uykusuzluk sorununda, sakinleştirici rol oynar.

Nane öz yağı

Canlandırıcı ve yenileyici özellikleriyle öne çıkar. Hem zihni hem bedeni uyarır. Mantar ve uyuz gibi deriyle ilgili sorunlarda etkilidir.

Paçuli öz yağı

Paçuli, cilt için doğal bir dengeleyici saf yağdır. Selülit, ödem ve yara iyiliştiricidir.

Havuç tohumu yağı

Cildinizi nemlendirerek, yatıştırır ve yumuşatır. İçeriğinde ki yüksek seviyeli A vitamini nedeniyle hücre yenileyici, yeni hücre oluşumunu tetikleyici ve onarıcı özelliklere sahiptir.

Ekolojik buğday özü yağı

İçerdiği Lesitin, Linolenik asit ve diğer yağ asitleri ile cildi nemlendirir ve yumuşatır.

Ekolojik jajoba yağı

Tüm cilt tiplerinde mükemmel nemlendirici olarak kullanabileceğiniz Jojoba yağı saç bakımında da en çok kullanılan yağdır.

Kayısı çekirdeği yağı

Hem nemlendirici hem besleyici hem de canlandırıcıdır. İçerdiği yüksek A vitaminiyle, özellikle kuru, olgun ve hassas ciltler için önemli bir destektir.

Üzüm çekirdeği yağı

Üzüm çekirdeği, son yılların en popüler yağlarından biridir. Nedeni piyasadaki en güçlü antioksidanlardan olmasıdır.

Tatlı badem yağı

Orta Doğu kökenli olan badem meyvesinden elde edilen badem yağı, tatlı ve acı olarak ikiye ayrılır. Terapotik özellikleri nedeniyle tatlı badem yağı aromaterapide yaygın olarak kullanılır.

 

Kaynak: Aisha

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Merve Dökmeci: Lisans ve yüksek lisans eğitimlerimi Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladım. Boğaziçi Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştığım 4 yıl boyunca uzmanlık deneyimimi üniversitenin rehberlik ve psikolojik danışmanlık biriminde (BÜREM), bireysel danışmanlık ve grup çalışmaları ile edindim. Bu süreç zarfında sempozyum ve kongrelerin organizasyonunda, ve çeşitli bilimsel araştırma projelerinde yer aldım. Mindfulness Temelli Bilişsel Davranışçı Terapi ekolüne olan ilgim ve araştırmalarım sonucunda, öz şefkatin kişilerarası kabul-red ve duygusal tepkisellik arasındaki ilişkiye olan etkilerini incelediğim tezimle birlikte, yüksek lisans eğitimimi yüksek onur derecesiyle tamamladım. ODTÜ Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Doktora Programı’nda doktor adayı olarak bilimsel çalışmalarımı ve uzmanlık eğitimimi sürdürüyorum. Doktora eğitimimle birlikte Bilgi Üniversitesi’nde başlayan akademisyenlik yolculuğuma ise, MEF Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak devam ediyorum. Akademideki çalışmalarımın yanı sıra, kurucusu olduğum Uniqus Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık merkezinde, beden farkındalığı ile travma çözümlemesi ve stres yönetimi üzerine psiko-biyolojik bir yaklaşım olan Somatik Deneyimleme’yi mindfulness pratiğime entegre ederek; bireylere psikolojik danışmanlık, kurumlara ise seminer ve eğitim destekleri veriyorum. Büyük bir heyecanla çalıştığım ruh sağlığı alanındaki bilgi birikimimi paylaşma merakımın ve yazmaya olan tutkumun beni 2013 yılında buluşturduğu Uplifers’ta, editör olarak ilgi duyduğum konularda araştırmaya, öğrenmeye ve paylaşmaya devam ediyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale