X

Mimar eli değen ahşap tasarımlar: WoodRing

Gonca Arık Çalışkan ve Özge Çağlayan. Her zaman doğal kalmaya çalışan, şehirden beslenen, atölyede oldukları her anın değerini bilen iki mimar ve onların yeni markası WoodRing.

Kimdir WoodRing? İksiri nerede saklıdır?

Gonca: WoodRing, iş hayatına 10 yıl önce beraber atılan iki mimarın aşina olduğunu bir malzemeyi yeniden keşfedişi ile 2014 yılında doğdu. Mobilya tasarlama hedefiyle çıktığımız yolda ahşabı yeniden tanırken, her ağaçla ve her ölçekte denemeler yapmaya başladık.

Özge: Tüm bu denemelerimizde doğal olana vurgu yapmak istedik ve seri üretime eleştirel yaklaşan, geri dönüşümü destekleyen, yalın, ‘mimarca’ ürünlerden oluşan WoodRing koleksiyonunu oluşturduk.

Neden üretmeyi seçtiniz?

Özge: Bize göre üretmek her canlının temel varoluş sebepleri arasında. Her gün, hepimiz farklı formasyonlarda dilsel, düşünsel veya fiziksel üretimlerde bulunuyoruz. WoodRing bu enerjiyi çılgın metropol yaşamı içerisinde, sakin ve doğayla bütünleşik bir kanalda değerlendirmemizi sağlıyor, hepsi bu.

İyi bir gün sizin için nasıl başlar? En büyük motivasyon kaynağınız gün içinde nedir?

Gonca: Son birkaç ayımız her gün ayrı bir koşuşturmacaya uyanarak geçti. Sadece atölyede olabildiğimiz günler bizim bizim için hem mutluluk hem motivasyon oluyor.

Sizin için bir tasarım nasıl olmalıdır? Yurt dışında beslendiğiniz kaynaklar nelerdir?

Özge: Bence bir şey üretirken tasarım kaygınız olmamalı. Benim tasarımda aradığım ilk şey bu.

Gonca: Aslında WoodRing de tasarım kaygısı olmayan bir felsefeden besleniyor. Biz ahşabın hikayesine odaklanıyoruz ve üretirken de tasarım severler ile buluştururken de doğal kalmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde sizi heyecanlandıran neler oldu?

Bizim için ağacın hikayesi 3 adımda tamamlanıyor. Ağaç, kendi hikayesiyle birinci adımını zaten oluşturuyor. Biz ağacın var olan hikayesini devralıyoruz ve ona hikaye ekleyerek ikinci adımını tamamlamış oluyoruz. Üçüncü adım ise yeni evinde devam edecek diye düşünüyoruz. İlk kez Harvest Festival’ de Shop the Design standında ürünlerimizi üçüncü adım olan alıcılarla yüz yüze tanıştırma fırsatı bulduk. Bu bizim için çok önemliydi. Aynı duyguları paylaşabiliyor olmayı görmek, doğru yolda olduğumuzu bize bir kere daha hatırlattı.

Shopthedesign.com: Farklılıklardan ilham alan 150’den fazla tasarımcının adresi Shopthedesign.com, binlerce limitli ürünü sizin için keşfedip bir araya getiriyor. Özel tasarım arayanların adresi, tasarımcıların ilhamlarını ve hikayelerini Uplifers’ta su yüzüne çıkarıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale