X

Meyveden alınan şeker kilo vermeye yardımcı mı olur, kilo mu aldırır?

Meyvelerden alınan şeker kilo aldırır mı? Kısaca yanıt vermek gerekirse “Hayır” ancak gelin bu meseleye açıklık getirelim.

Bazı uzmanlar mümkün olduğunca daha çok çiğ gıda tüketilmesi gerektiğini ve çiğ gıdaların diyabet, kalp hastalıkları, obezite ve diğer sindirim sorunlarını iyileştirdiğini söylüyor. Öte yandan bazı uzmanlar da meyvelerin bolca şeker içerdiğini ve şekerin her türünün zararlı olduğunu söylüyor.

Ne büyük bir ikilem!

İki farklı beslenme yaklaşımı birbirine bu kadar zıt olamaz. Her iki yaklaşımın birden doğru olması da mümkün değil. Peki o zaman hangisi doğru, hangisi yanlış?

Diyabetin asıl suçlusu şeker değil, yağdır.


Hayattan gerçekler

Kalori ihtiyacını temel olarak meyvelerden karşılayan kişilere frutaryen deniliyor. Eğer meyvelerden alınan şeker kilo aldırsaydı, bu kişilerin kilolu olmaları gerekirdi. Oysa gerçekte frutaryenler aşırı fazla şeker alımına rağmen zayıf, fit ve sağlıklı kişiler. Öte yandan şeker tüketimini sınırlayan insanlar da sağlıklı ve fit olabiliyor. Zaten mesele de burada başlıyor. Bu iki yaklaşım birbirine ne kadar zıt olsa da bir şekilde işe yarıyor. Belki bilim buna yanıt verebilir.

Bilimsel gerçekler

Meyveyi zararlı bir gıda olarak gösteren uzmanlar çoğunlukla bilimsel çalışmalardan alıntılar yapıyor. Söz konusu bilimsel çalışmalara dikkatlice bakıldığında, birçoğunun gerçek meyveyi değil, meyve şekeri olan fruktozun işlenmiş halini temel aldığı ortaya çıkıyor. Bu da bu araştırmaların kusurlu olduğunu gösteriyor.

Meyvenin içinde fruktoz olduğu bir gerçek . Fruktozun karaciğerde sorunlara neden olduğu da zaman zaman öne sürülüyor. Ancak yapılan çalışmalar, bu sorunlara neden olan fruktozun meyvedeki fruktoz değil, işlenmiş fruktoz olduğunu gösteriyor. Kısacası meyvenin sağlık için zararlı olduğu söylentileri, yanlış bir varsayım olan “Rafine edilmiş fruktoz sağlığa zararlıdır, meyve de fruktoz içerdiği için meyveler de sağlığa zararlıdır” varsayımına dayanıyor. Oysa birçok araştırma, doğal fruktoz barındıran diyetlerin, düşük fruktozlu diyetlere göre kilo kaybında çok daha etkili olduğunu gösteriyor.

24 yıl boyunca yaklaşık 3,5 milyon kişinin katılımıyla yapılan bir çalışma, meyve tüketiminin tip-2 diyabet riskini azalttığını gösteriyor. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir başka çalışma da aynı sonuca ulaştı.

Gerçek meyvenin içinde yer alan çözünmüş su ve çözünmemiş lifler, antioksidanlar ve diğer kimyasal bileşenler kan dolaşımındaki şeker emilimini azaltıyor. Aynı zamanda hücre korunması ve serbest radikallerin nötralizasyonu için hayati öneme sahip bolca antioksidan barındırıyor. En önemlisi de vücut fonksiyonları için vazgeçilmez olan vitamin ve mineral deposu işlevi görüyor.

Düğüm çözüldü, kafa karışıklığı ortadan kaldırıldı

Kan-şeker seviyelerini oluşturan şey aslında kan dolaşımı sistemindeki bolca yağ ve bolca şeker. Günümüzdeki işlenmiş gıdalar ve diyetlerde de bu yağ ve şeker karışımı oldukça yaygın. Kilo alımına veya beslenmeyle ilişkili hastalıklara neden olan şey de bu.

BBC’de yapımlanan ‘Fat v Sugar’ başlıklı bir belgeselde, bu konuya açıklık getirecek bir çalışmanın örnekleri yer alıyor. Buna göre genç, sağlıklı tek yumurta ikizlerinden biri sadece hayvansal protein ve yağ ile beslenirken, diğeri de karbonhidrat ve şekerle beslenmiş. İkizlerden ikisine de bu yiyeceklerden istedikleri kadar yeme özgürlüğü tanınmış ve bu süreç araştırmacılar tarafından yakından izlenmiş. Araştırmanın sonunda şeker ağırlıklı beslenenin, diğerine göre zihinsel ve fiziksel performans açısından çok daha iyi durumda olduğu gözlenmiş. İkizlerden her ikisi de kilo kaybetmiş ancak şeker ağırlıklı beslenen sadece yağ kaybederken, protein ağırlıklı beslenen daha çok kas kaybetmiş.

Yapılan bu araştırma, her iki beslenme yaklaşımının da kilo kaybında etkili olduğunu gösteriyor. Ancak düşük karbonhidrat alımı, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.

Birçok araştırma, doğal fruktoz barındıran diyetlerin, düşük fruktozlu diyetlere göre kilo kaybında çok daha etkili olduğunu gösteriyor.


Kan şekeri nasıl düzenlenir?

Günümüzde şekeri korkunç bir şey gibi gösteren birçok makale yazılıyor, konuşmalar yapılıyor. Ancak şekeri korkunç bir şey olarak göstermek için insan metabolizmasını ve enerji regülasyonunu anlamamış olmak gerekiyor.

Öncelikle hepimizin hayatta kalabilmesi için kan şekerinin belli bir seviyede olması gerekiyor. Açlık grevi yapanlarda bile kan şekeri belli bir seviyenin üstündedir. Siz karbonhidrat tüketmeseniz de vücudunuz yağları ve proteinleri glukoza yani bir çeşit şekere dönüştürür. Yani asıl sorun şeker değil, kan şekeri değişimleridir.

Sağlıklı bir vücutta kandaki glukoz insülinin de yardımıyla hücrelere taşınır. Ancak kan dolaşımında çok fazla lipid yani yağ hücresi varsa, glukoz hücrelere etkin bir şekilde taşınamaz ve kanda çok fazla glukoz birikir. Pankreas bu glukoz birikimini bertaraf edebilmek için daha fazla insülin salgılar, bu da kan şekerinde ani bir düşüşe neden olur. Bu dengesizlikler de enerji düşüklüğü, şeker ihtiyacı gibi sonuçlar doğurur. Bu durum uzun vadede insülin direncine neden olur. İnsülin direnci ise tip-2 diyabete davetiye çıkarır.

İnsülin direnci olan kişilerin kan dolaşımı sisteminde bir çeşit yağ olan trigliserit seviyesi oldukça yüksektir. Bu durum, uzun süreli insülin direncinin bir sonucudur. Araştırmalara göre insülin direnci olan kişilerin kan dolaşımı sistemindeki trigliserit birikimi, sadece insülin direncinin bir sonucu değil aynı zamanda sebebi. Bu da şu anlama geliyor; diyabetin asıl suçlusu şeker değil, yağdır.

Kilo kaybı ve sağlık için en iyi çözüm

Araştırmalara ve deneyimlere dayanarak şunu söylemek mümkün; meyveler sağlıklı ve kilo kaybı için son derece yararlı besinler. Eğer meyve ağırlıklı bir beslenme düzenine geçmeye karar verirseniz, bu durumda kan şekeri üzerindeki etkileri nedeniyle et, süt ve diğer yağlı gıdaların tüketimini azaltmanız gerekiyor.

Sağlıklı olmak ve kilo kaybetmek için gönül rahatlığıyla meyve yiyebilirsiniz. En önemlisi de, meyve bulabileceğiniz en sağlıklı atıştırmalık. Hazırlama gerektirmez, yıkayın, soyun, dilimleyin veya ısırarak tadına varın!

Kaynak:
Live Love Fruit

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Elinden geldiğince zayıf görünmeye çalışan yoğurtlu meyveli kup

Taze sıkılmış meyve ve sebze suyu tüketirken dikkat edilmesi gerekenler

Meyveler hakkında bilinmeyen gerçekler

Hangi meyve neye iyi geliyor?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale