X

Meselenin özünü kaçırmamak için: Çok da ciddiye almayın

Sanki her şeyi biraz fazla ciddiye alıyoruz ve bunu yaparken de asıl olanı, meselenin özünü kaçırıyoruz.
Hiçbir şeyi çok ciddiye almamak lazım, özellikle de kendimizi.
Hani o gururdan bir türlü alamadığımız düşmüş burnumuzu “amaaaan” deyip yerden almayı öğrenip umursamadan da kaldığımız yerden devam etmemiz lazım. Umursamadan derken, kendimizi umursamadan demek istiyorum.
Ne kadar zavallı duruma düştüğümüzü düşünmeden,
Ne kadar rezil olduğumuza bakmadan,
Ne kadar başaramamış olduğumuza takılmadan,
Kendimize gülerek!
Yapamamanın tadına vararak ve ne olursa olsun tekrar denemeye korkmayarak!
Hayat bizim nihai hedefimizi tek seferde gerçekleştireceğimiz er meydanımız değil.
Deneye deneye öğrendiğimiz, deneyim biriktirdiğimiz ve böylece ustalaştığımız okulumuz. Eğer her seferinde doğru cevabı vereceksek, burada işimiz ne?
Bu neyin iddiası?
Hepimiz biliyoruz değil mi?
Çok da ciddiye almamak lazım, hem başarıyı hem başarısızlığı.
Ciddiye alacağımız tek şey, hayatı yaşamak olsun, başarmak değil! Çünkü yaşamak ciddi bir iştir. Orada olmanızı gerektirir. Zaman bir bir ilerlerken, o saydığınız her “bir”de orada, yaşama şahit olmayı…
Ama biz “yaşamı yaşamak” dışında her şeyi ciddiye alsak da asıl konuyu sanki hep es geçtik.
Ebeveynlerimizin bizden beklentilerine olan sadakatimizi çok ciddiye aldık, mesleğimizin yarattığı etkiyi, müdür olmayı çok abarttık. Uslu kız olma işini, güçlü erkek pozunu, fikri değişmez erdemlisini, yaşamımız pahasına savunduk ve koruduk.
Fikirlerimiz dahası inançlarımızı o kadar ciddiye aldık ki, varlıklarının nereden geldiğini bile sorgulamadan savunmaya, değişmezliği üzerinde toki binaları inşa etmeye devam ettik. “Benim” dediğimiz şeyler çoğaldıkça da, “ben” dediğimizi çok ciddiye aldık!
Hata yapamaz, kusursuzluk abidesi, attığı her adımı başarı ile sonlandıran, saçmalamayan, kontrol içinde kontrol mekanizması kuran bünyelere dönüşüp katılaştık!
Hayatı deneysellikten, süreçten ayrı tutup sonuca bağımlı kıldık. Kısırlaştırdık. Hadım ettik.

Dolayısı ile korkuyu büyüttük. Denemek, her zaman koruduğumuz kimliklerin karşısında bir tehlike olarak durdu. Ya kimliğin, ya da denemek sorusunun cevabı, genelde hep sabit kalmasını istediklerimizden yana oldu… 
Böylelikle harika bir şeyi kaçırdık, yolda bir yerlerde düşürdük; keyfi, neşeyi..!

Yaşamı yaşamaktan başka işimiz yok hiçbirimizin!
Müdür, yogi, barmen, yazar, artist vs. her ne iş yapıyorsan yaşamak için, sadece işini yaparken giydiğin gömleğin olsun bu tanımlar. Seni yöneten, şeklini, kişiliğini veren olmasın! Seni sen yapan olmasın. Çok da ciddiye alma! Bu değersizleştir demek değil, bu tam aksine değeri kadar değer ver, asıl değerli olan sensin demek! Senden açan çiçeklerden biri senden değerli değil demek…
Sevdiğin, sen sevdiğin, emek verdiğin için değerli demek.
Evin, sen yaşadığın ve dokunduğun için güzel ve değerli demek.
Geçtiğin tüm yollar, sen yürüdüğün için yol, sen gördüğün için güzel demek!

Öğrendiklerini, inandıklarını koy bir kenara, onlar da değil seni sen yapan.
Her şeyi çıkardığında geriye kalanda güzellik.

Çok ciddiye alma, en ciddi işin yaşamak olsun! Gerisi hep renk, hep tat!

Afiyetle, neşeyle!

İlginizi çekebilir: Bazen ne zor değil mi sadece içinden geçeni söylemek, sadece olduğun gibi davranmak?

Esra Uyman: Lise yıllarında başlayan kişisel gelişim, ruhsal gelişim ve metafizik konularına duyduğu yoğun merak onu yurt içi ve yurt dışında birçok özel eğitim çalışmalarına katılmaya yönlendirdi. İlk eğitmenlik diplomasını ‘World Initiatives School of Esoteric Studies’den alan Uyman’ın katıldığı çalışmaların bazıları; Organizasyon Konstelasyonu, Aile Sergileri, Vernon Frost eğitimleri, Louis Franco’dan aldığı çeşitli eğitimler, Anthony Robbins Unleash the Power Within San Jose semineri, Charlie Morlay Lucid Dreaming eğitimi, Tayland da Tantrik Yoga (RYT-200) eğitmenliği eğitimi, Peru, Amerika, Şili, G.Afrika ve Türkiye’de katıldığı Şamanik çalışmalar ve seremonilerdir. Bunların yanı sıra TGA İleri Seviye Metafizik Semineri, Ziya Azazi’nin Dervish in Progress Çalışması gibi pek çok özel çalışmaya katıldı ve eğitmenlik eğitimini aldı. Masssuma Altın Enerji I-II enerji uyumlamasını alan Esra Uyman, Avi Gören-Bar Jungian Coaching School (ICF) (ACSTH) dan koçluk sertifikasını aldı. Tüm bu çalışmalar ve eğitimlerle kendi uyanış deneyimini birleştiren Esra Uyman, farklı başlıklar altında bireylere ve kurumlara yönelik, birbirinden güçlü çalışmalar tasarlayıp sunuyor. Kişilerin iç dünyalarına yönelik farkındalıklarını artıran, çarpıcı bir vizyon ve perspektif değişimi sunan, yaşamda üstlendikleri sorumluluklarda anlam bulmalarını sağlayan, merak, heyecan ve umut duygularını yükselten, tüm insanlık deneyiminin derinliğini kavramaya yardım eden ve çarpıcı yüzleşmeleri şefkatle yaşamalarını sağlayan eğitimler gerçekleştiriyor. Yaşamın Sorumluluğunu Almak, Kendimiz Olmak, Bizi Engelleyen İnançlar, Metafizik ile Özgürleşme Yolculuğu, Seçimlerimiz ve Biz, Gözlemci Bilinci, Nefes ve Meditasyon Teknikleri başlıkları altında kurumlara webinar ve uygulamalı eğitimler veriyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale