X

Memnuniyet sanatı: Her şeyden olduğu gibi memnun olmak mümkün mü?

Kişi kendi deneyimi içinde, kendi varoluşu ile ilgili tatminkar hissettiği zaman santosha, yani memnuniyet hali oluşuyor. Yoganın 8 kolundan ikincisi Niyamalar, yani yapılması gerekenler arasında yer alan Santosha kendimizle daha pozitif bir ilişki kurmamıza yardımcı araçlardan biri aslında. Kendimizle ilişkimiz güçlüyse o zaman başkaları ile özgün ve süreklilik sağlayan ilişkiler kurabiliriz. Santosha, memnuniyet ile ilgili karşılık bulduğunda bir anlamda şu an olan ne ise onunla mutlu olmanın davetini yapıyor. Çok da kolay değil çünkü zihnimiz “Şu olursa mutlu olurum, bu olursa tamamdır…” düşünceleri ile sürekli şekilde meşgul durumda.

Kendini adamış yogilerden biri bile olsan, yani her şeyi “doğru” yapıyor olsan bile, “Eğer bu olursa daha mutlu olurum…” diyen düşüncelerin içinde yaşıyor olma ihtimalin yüksek. Kilo vermek, başka bir iş bulmak, yeni biri ile tanışmak, yeni bir eve geçmek, yeni araba almak veya üzerinde çalıştığın bir yoga pozunu yapabilmek gibi yaşamlarımızda birkaç şey bizi memnun edebilir. Yaş aldıkça gelişiyoruz ve bu gelişimle doğru orantılı olarak merakımız artıyor, ilgi alanlarımız değişiyor ve genişliyor; kendimizi bir hedefe veya hedeflere doğru yönlendiriyor olmamız da çok doğal. Eğer huzurumuzu ve mutluluğumuzu bunların üzerine kurarsak, işte orada sorun oluşmaya başlıyor.

Memnuniyetsizlik bulaşıcı bir hastalık gibi birimizden diğerine yayılıyor. Kazandığın paralar yetmiyor, dolabındaki giysiler yetmiyor, kariyerinde ulaştıkların yetmiyor, tatiller yetmiyor, yediğin yemekler yetmiyor, alışverişler yetmiyor… Çocuk sahibi olmanın hayallerini kurup anne-baba olunca uykusuz geçirilen gecelerden hayıflanıyor, hayallerinin beklentilerinde kaybolup bir saat bile olsa kendi evinde sessizce kafa dinleme arzusu ile yanıp tutuşuyorsan… Memnuniyetsizlik memnuniyetini yenmiş, sen de hastalığı kapmışsın. Bu mutsuzluk değil, memnuniyetsizlik hali. Ama bu durum devam ederse mutsuzluk haline doğru ilerliyor.

Sahip olduklarımız ve olmasını istediklerimiz, bu ikilem bir gün biter mi acaba? Bir gün mücadele etmekten vazgeçip her şeyden olduğu gibi memnun olabilir miyiz?

Uzmanların araştırmasına göre insan sahip olduğu için memnun olmakta zorlanıyor. Materyalist arzulara doğru bir yönelime geçiyor. Eğer bu arzular tatmin edilmezse duygusal iniş çıkışlar yakasını bırakmıyor. Anksiyete, korku, kaygı, endişe, depresyon, yetersizlik, mutsuzlukla beraber akıl huzurunun azalması ile ortaya çıkan, dengesi, uyumu bozulmuş bir yaşama doğru ilerliyor.

Bu hastalığın yayılmasına izin vermekten vazgeçip memnuniyet endeksimizi geliştirmeye yönelmeyi öneriyorum. Kısacası beklentiler içinde kalmak yerine akışa teslim olma halini denemeyi öneriyorum. Ortaya çıkan durum hoşumuza gitsin veya gitmesin, onu kabullenerek razı gelebilir miyiz? Sahip olamadığımızla mutsuz olmak yerine olan ne ise onunla mutlu olabilmeyi seçme haline geçebilmeye bir davet aslında bu.

Yoga felsefesinin ilkelerinden biri olan memnuniyet, yeterli hissetme durumu, yaşamın sana getirdiği zorluklarla karşılaştığında mücadele etmek yerine onlarla mutlu olabilmeyi öneriyor.

Yoga pratiği yaptıkça zihninin bedeninden ayrı olmadığını fark edersin. Yogayı diğer sporlardan ayıran en temel özellik de bu aslında. Yoga yolunun daveti, bu anda olan ne varsa onun gerçek olduğunu hatırlayabilmektir. Çünkü unuttuğumuz veya gündelik koşturmalarla unutmaya çabaladığımız için acı yaşıyoruz. Dün veya geçmişten sıyrılıp bu anı yaşamaya başladığımızda, acaba ve keşkelerden uzaklaştığımızda memnuniyet yaşamımıza giriyor. Kaygıyı yaratan gelecek ve korkuyu yaratan geçmiş, şimdiyi yaratan “nefesinde” kaybolup gider. Takdir beklemek, onaylanmak yerine kendini sevmeyi, cezalandırmak yerine kendine şefkat göstermeyi hatırlatır yoga. Bir şeyleri zorladığında, odağından uzaklaştığında zarar görebileceğini söyler yoga. Memnuniyeti dışarıda aramak yerine kendi içinde aramanın huzuruyla, memnuniyetsizlik hastalığının da yayılmasına engel olursun. Anlayış, kabullenme, şükretme, razı gelme ve akışa bırakma… Hepsi memnuniyet halimizin göstergeleridir.

Düşüncelerimize yenilmek yerine akışa teslim olup güvenerek şükretmemizi hatırlatır yoga. Bedenimizin özgünlüğünü fark edip evrenden ayrı olmadığımızı fark ettirir yoga. Yoganın iyileştirme gücü onun basitliğinde gizlidir.

Rahatlamaya davet eden bir yoga pratiğini burada sizinle paylaşıp yazdıklarımdan memnun olarak, bir sonraki yazımda görüşmek üzere diyorum.

İlginizi çekebilir: Kalpten kalbe iletişim: Seni görüyorum, ben buradayım

Meltem Fakabasmaz: İstanbul’da doğdum. Anaokulundan lise sona kadar okuduğum FMV Işık Lisesi’ni tamamlayarak Endüstri mühendisliği okumak için rotamı Kıbrıs’a çevirdim. 4 sene sonunda okul ikincisi olarak tamamladığım mühendislik eğitimimi yaşamda uygulama serüvenim başlamadan bitti. Dönemin ekonomik krizi ile kendimi medya alanında buldum. Dergilerle başlayan medya ilişkim Sinema-TV master ile sinema sektörüne doğru kaydı. 5 yıla yakın filmlerle yaşadığım yakın ilişki zamanla televizyon reklam prodüktörlüğüne doğru yöneltti. Gece ve gündüzün birbirine karıştığı, tatil günlerinin sayısının giderek azaldığı bir süreç içinde yogayı keşfettim. Aktif ve düzenli spor yapan biri olmama rağmen çalıştığım işin derin etkisi ile sırt, bel, diz, ve kalça ağrılarına, uykusuz gecelere ve depresif bir ruh haline geçiş yapmıştım. Yoga bir ilaç gibi, başta fibromiyaj defterini kapatmama yardımcı oldu. Yaşadığım tüm olumsuzluklara birebir yardımcı oluşunu keşfettikçe başkaları ile paylaşmak istedim ve 2015’te almaya başladığım yoga eğitimlerim Şimdiye kadar 1000 saate ulaştı. Öğretmek kadar öğrenci ruhumu da korumayı ve keyfini çıkarmayı seviyorum. RYT® 500 Yoga Alliance sertifikamla beraber Yoga Terapi, Nefes ve Meditasyon ile ilgili ayrı uzmanlık sertifikalarım var. İstanbul’da 4 ayrı stüdyoda derslerimle beraber Youtube kanalım ve yogauni sitesinden evde yogasını yapmaya devam edenlerle buluşmaya çalışıyorum. Farkındalık, Sağlıklı Yaş Alma ve Yoga yazılarımın içeriklerinde karşınıza sıklıkla çıkacak olanlar.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale