Daha önce hiç, profesyonel hayatta ekibinizi yönetirken sahip olduğunuz rolle, evde çocuğunuzla kurduğunuz iletişim stilinin birbirine ne kadar benzediğini sorguladığınız oldu mu? Bu iki tavır arasında dağlar kadar fark olduğunu düşünüyor olsanız bile güncel psikoloji analizleri, iş yerinde lider ve evde ebeveyn rolüne bürünmenin altında benzer davranış kalıplarının yattığını söylüyor. Bir toplantı odasında projenizi savunurken takındığınız tavır, evdeki ebeveynlik rolünden farklıymış gibi görünse de en temelde tanıdık kodlar barındırıyor. Modern psikolojideki en yaygın 6 liderlik ve ebeveynlik stilleri, bir projeyi yönetirken ya da çocuğunuzun gelişimine rehberlik ederken ortaya çıkabiliyor.
Gelin bu yaygın profilleri yakından inceleyelim:
1. Yönetici
İş yerindeki disiplinli yöneticiler ve ekip başları olarak bilinen bu liderler, aynı zamanda otoriter ve baskıcı sıfatlarıyla da nitelendirilebilir. Profesyonel görevlerin tam olarak kendi yaptıkları plana göre ilerlemesini isteyen bu liderler, ekip çalışanlarının aktivitelerini yakından takip eder ve anlık görev atamalarıyla iş süreçlerinin dakik ilerletilmesini isterler. Son teslim tarihlerine ve süreç disiplinine fazlasıyla önem verdiklerinden plansız aksaklıklardan ya da zaman kayıplarından hoşlanmazlar. İş sahasındaki her alanın maksimum verim ve odak ile ilerlemesi için de tüm kontrolü ellerinde tutmayı severler. Bir yandan işler yüksek standartlı ve hızlı şekilde çıkarken, diğer yandan çalışanların lider eksikliğinde rahatlayarak işleri aksatma riski bulunur. Bu liderleri eleştirmek ya da onlara karşı çıkmak pek mümkün olmadığı gibi ofis içi mobbing, iletişim eksikliği ve anlaşmazlık gibi sorunlar da yaygınlaşabilir.
İş yerindeki otoriter tavır, ev içi ebeveynlik rolüne de nüfuz eder. Takım çalışanlarından beklenen özen ve dikkat, söz konusu ev olduğunda çocuktan beklenir. Şirketteki kâr politikası gibi evde de disiplinli bir planlama yapılır ve ebeveyn otoritesinin her şeyden üstün olduğu bir düzen geliştirilir. Okul ödevlerinin yanı sıra sürekli ek dersler, kurslar ve spor etkinlikleri ile boğulan çocuk ebeveynine karşı çıkacak öz güveni geliştiremez ve ilerideki ilişkilerinde bu kodları tekrarlayabilir.
2. Destekleyici
Otoriter liderlerin tam tersi olarak tanımlanan destekleyici liderler, çalışanlarıyla kendini eşit tutar ve herkesin kendini iyi, güvenli, mutlu hissettiği bir ortam kurmaya çalışırlar. Ekip çalışanlarına sadece işveren olarak değil, arkadaş olarak da yaklaşır ve onlarla duygusal bağ geliştirmek isterler. Destekleyici liderlerle çalışmak fazlasıyla keyifli olsa da böyle bir ortamda profesyonel verimlilik düşebilir, çalışanların rahatına verdiği önem sebebiyle liderlik vasfı kötüye kullanılabilir ve gün sonuna yetişmesi planlanan işlerde yaşanan gecikme aşırıya kaçabilir. Bu da şirket ve birey kazançlarını kötü etkileyen bir durumdur.
Destekleyici liderlerin karşı tarafa değer veren, destek olmak isteyen ve onun haklarını gözeten tavrı evdeki rolüne de yansır. Bu tip liderlerin çocukları, evde bir ebeveynden çok yakın bir arkadaşa sahip olurlar. Yaşamda yüksek öz güven geliştirir, herhangi bir sorunda arkalarında ebeveynlerinin olacağını bilirler. Dolayısıyla çatışmadan kaçınan, odak bilinci ve öz güveni yüksek bireylere dönüşürler. Ancak diğer yandan bitmemiş ödevler ve özensiz işler için sürekli bahane geliştirme eğiliminde olurlar.
3. Tutarsız
Tutarsız liderler, ne yapacağı ve isteyeceği belli olmayan grubu tanımlar. Bu liderler bir gün bütçeye odaklanabilir, diğerinde kreatif çalışma talep edebilir ancak hafta sonuna doğru bambaşka bir alana yönelebilirler. Görevlerin bu kadar dağınık ilerlemesi çalışan motivasyonunu düşürürken işlerde genel bir karmaşa yaşanmasına neden olur. Bu tutarsızlık sebebiyle iş yerindeki görev atamaları verimli olmaz ve işlerin geleceğine dair net bir öngörü elde edilmez.
Üst yönetimin kaygısını artıran bu tutarsızlık liderin ebeveynlik rolüne de sızar. Genellikle dikkat eksikliği ya da odak güçlüğü yaşadıkları için dürtüsel kaygılarını çocuklarına yansıtma riskleri oldukça yüksektir. Ev içi yaşanan psikolojik krizler periyodik hale gelerek çocuk gelişimine zarar verebilir. Küçük yaşta ebeveynleriyle ilgilenmek zorunda kalan çocuklar, hem yaşlarını yaşayamamanın getirdiği eksiklik hem de kendilerini güvende hissettiren bir ebeveynin olmayışı nedeniyle öz güven düşüklüğü, depresyon gibi sorunlar yaşayabilir ve başkalarına güvenmekte zorlanabilirler.
4. Kriz Odaklı
Kriz odaklı liderler, yaşanan sorunları hemen harekete geçerek çözer ve gerektiğinde öne çıkarak sorumluluk almaktan çekinmezler. İş bitirici olarak da tanımlanan bu liderler, iş hayatındaki kriz anlarını yönetme konusunda uzmandır ve ekip psikolojisinden anlayarak stresli anları ortadan kaldırırlar. Sıradan ve günlük işlerde geri planda kalmayı tercih ederken kriz anlarında hemen devreye girer, hızlı görev atamaları yapar ve gerekli önlemlerin tümünü alırlar. Stratejik yapıları ve problem çözme yetisindeki güçleri sayesinde yangını söndürmekte gecikmezler. Muhtemelen adrenalin patlamasıyla motive olan bu liderlerin, hiperaktivite bozukluğu olabilir ve bu da onların yoğun baskı altında odaklanmasını kolaylaştırabilir.
Kriz odaklı tutum ev hayatında da devreye girer. Çocuğun okul performansında veya davranış kalıplarında bir kriz olmaması halinde, ikisiyle de pek ilgilenmezler. Bu yetersiz özen sebebiyle çocuğun eğitim ve sosyal hayatında çeşitli sorunlar yaşanabilir. Benzer kalıpları geliştirerek yetişen çocuklar; işleri ciddiye binene kadar önemsemeyen, sürekli geciktiren, sorumsuz bireylere dönüşebilirler.
5. İhmalkâr
İhmalkâr liderler, işlere önem vermeyen tavırları nedeniyle çok yüksek kademe yönetici pozisyonlarında çalışamazlar. İş yerindeki denetimsiz ve rahat ortam, personel üzerinde aşırı rahatlık yaratarak iş verimliliğini ve kazançları ciddi oranda düşürür. Liderden yeni şeyler öğretme ihtimalinin son derece düşük olduğu böyle bir ortamda herhangi bir yönetim, planlama veya strateji uygulanmaz. Üstelik liderin çalışanlarına verdiği değer de minimumdur. Uzun süredir bekleyen izin isteği sürekli aksama sebebiyle ertelenebilir, ödemeler ve görev dağılımları dalgalanabilir, personel hakları küçümsenebilir.
Benzer sistemin ev ortamında geçerli olması ise çocukların kendini değersiz ve ihmal edilmiş hissetmesiyle sonuçlanır. Bu nedenle hislerini paylaşma ve ebeveynlerinden bir şey talep etme konusunda çekingen yetişir, benzer kalıpları ilerideki partner seçimlerine yansıtırlar. Bağ kurma ve arkadaşlık ilişkisi geliştirme konusunda sorun yaşarken kendi işini kendi gören yetişkinlere dönüşebilirler.
6. Dengeli
Dengeli liderler, tüm liderlik ve ebeveynlik stillerinin tam ortasındaki en ideal aralığa girer. Diğer stillerin güçlü yönlerini alırken zayıf yönlerini dışarıda tutarak, mutlu bir orta nokta yakalarlar. Bu insanların yönetimde olduğu bir çalışma ortamında işlere ve zamanlamaya gereken önem verilir, verimlilik ve personel hakları gözetilir, destekleyici bir kontrol ortamı sunulur. Çalışanlar hem performanslarının yakından takip edildiğini hem de yaptıkları özverilerin görünür olduğunu hisseder, desteklenme bilinciyle daha motive çalışırlar. Aynı zamanda insani duygularını liderleriyle yeri geldiğinde paylaşmaktan, bir konuda fikir danışmaktan veya karşılıklı eleştiriler yapmaktan çekinmezler.
Dengeli liderlerin evde kurduğu ebeveynlik sisteminde de benzer bir kontrol-yakınlık terazisi mevcuttur. Ebeveyn hâlâ evde sözü geçen esas kişi olduğundan çocuğun sorumsuz ve şımarık yetişme riski yoktur. Aksine ebeveyniyle hem arkadaş gibi düşüncelerini açıkça paylaşabilir hem de söz konusu kendi sorumlulukları olduğunda onları tamamlamadan bir şey talep edemeyeceğini bilir. Bu tür ebeveynlerin çocukları aradıkları güven, huzur ve sevgiyi diledikleri zaman bulur ve taşkın davranışlardan kaçınırlar. Genellikle en mutlu, yüksek öz güven ve disiplin sahibi, aynı zamanda eşitlikçi ve dost canlısı yetişkinlere dönüşürler.
Kaynak: psychologytoday, forbes
İlginizi çekebilir: Nasıl daha olumlu bir ebeveyn olabilirsiniz?