X

Liderler “hayır” diyebilir: Kendi yolunuzdan vazgeçmeyin

“Bir lider her şeyden vazgeçebilir; sorumluluk hariç…”
John C. Maxwel

Aslında hepimizin çok da farkında olmadan, belki de günlük hayatımızda oldukça sık karşılaştığımız bir konuyu hep birlikte değerlendireceğiz bugün. Siz sevgili okurlarımdan gelen bir istek üzerine bu yazımda “hayır” diyebilmek, “hayır” demek, “hayır” cevabını verebilmek üzerine yazacağım… Liderlik ile ilgili yazı dizimizin bir parçası olarak bu başlık biraz da biz her günün liderlerine, yani hayatımızın liderleri olan bizlere dokunuyor…

Nedir “hayır” demek? Öncelikle “hayır” diyememek üzerine konuşacaktık, o zaman şöyle yaklaşalım; neden diyemiyoruz o “hayır” kelimesini? Neden korkuyoruz? Veya ne kaybetmekten korkuyoruz? Yanlış mı anlaşılırız? Bizi daha fazla sevmezler mi? Başkasını yeterince mutlu edememiş mi oluruz? Ne olur, ne kaybederiz “hayır” dediğimizde? Zaman, para, arkadaşlık, belki de bir iş, belki de bir yoldaşlık?

Evet hepimiz için zor bir şeydir “hayır” diyebilmek. Örneğin tam ders çalışacak oluruz ve bir arkadaşımız gelir “Haydi sinemaya gidelim” der ve biz o noktada bir seçim üzerinde duruyor oluruz. Hedefimiz (yani yola çıktığımız ve kritik hedefimiz) ders çalışmaktır, fakat diğer yandan sinemaya “hayır” dediğimizde “Ya yeterince iyi bir arkadaş olamazsak?”, “Ya bizi bir daha aralarına kabul etmezlerse?”, “Ya çok eğlenirlerse ve bizler bundan mahrum kalırsak?”, “Ya o filmi çok görmek istiyorsak?”

İşte bunun gibi binlerce sebep gelir kapımıza dayanır. Ve bizler “hayır” diyemeyiz. O sinemaya gideriz. Sonra ne mi olur? Zaman sıkışır, çalışmamız gereken sınavdan geride kalırız… Kötü not alabiliriz, istediğimiz kadar iyi çalışmadan o sınava girmek durumunda kalabiliriz…

İşte tam burada bir şeyi çok iyi anlayalım istiyorum… Konu aslında “hayır” diyebilmek veya diyememek değildir. Konu lider olarak “dediklerimize” göre sonuçlar oluştuğunda, işte o zaman bu sonuçların “sorumluluğunu” alabilmektir. Yani sınavdan kötü not alsak da “Evet bu benim seçimimdi, ben bu seçimle sinemaya gitmeyi tercih ettim, sonuçları buna göre olacaktır, bu noktadan sonra ne yapacağıma daha fazla dikkat edeceğim veya bir sonraki sınavım geldiğinde sinemayı tercih etmeyeceğim” diyebilmektir… Birçoğumuz “hayır” diyemediğimiz durumlarda sonuçlar oluştuğunda, “Bu benim başıma neden geldi?”, “Hayır diyemedim X kişisi yüzünden böyle oldu” “A’nın dediğini yapmasaydım şimdi hiç böyle olmazdı” gibi sonucun sorumluluğunu bir lider gibi üstlenmek yerine, başkasına, başka olaylara, başka oluşlara, başka şeylere atarız…

Bu yüzden sonuçlar her daim bir liderin sonraki adımına giden yolu oluşturur. Hayatta hiçbirimiz %100 mükemmel değiliz. Hata, yanlış, hayır diyememek seçim yapmak bunlar hep bizler için yolumuzun bir parçası. Sadece bugün burada bu yazımda bana eşlik ediyorsanız “hayır” diyemediğiniz her duruma ve sonrasında nasıl bir tavır takındığınıza bir daha bakmanızı öneriyorum…

Yaptığınız seçim size aittir, bir lider yaptığı seçimlerin altında ezilmez, sorumluluğu başkasına yüklemez. Her ne olursa olsun sonu iyi veya kötü olmakla birlikte, bu sizin eşsiz liderlik yolunuzun bir parçasıdır. O yüzden aslında “hayır” diyememek diye de bir şey yoktur, olan sadece siz ve seçimlerinizdir. Seçimlerinize göre oluşan mükemmel sonuçlardır…

Yolunuzun açık olması dileklerimle!

İlginizi çekebilir: Liderliğin sırrı: Konfor alanından çıkıp risk alabilmek

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale