X

Lider olmak: Kendi hayatına liderlik etmeye hazır mısın?

“Gelecek bugün ne yaptığınıza göre şekillenir.”
Mahatma Gandhi

Dışarıdan bakıldığında oldukça kolay gözükmektedir. En zor anında herkes gemide kalacağını söyler fakat ya olaylar o zor anın gelişini tetiklediğinde gerçekte neler olur? Gerçekten bizler o gemide kalır ve savaşa devam eder miyiz? Ya da o anda içimizi kaplayan korkuya yenik düşüp de arkamızı dönüp gider miyiz? O savaşa sizce ne kadar hazırız? O zordan da zor zamanlarda “Ben buradayım, senin yanındayım” veya “Ben buradayım, sana yardım etmek için buradayım” diyebilen kaç kişi var?

Ben bugün sizinle birlikte liderlik konusunu ele alalım istiyorum. Aklımda olan ve açıkçası kalbimden geçen liderlik konusunda bir “dizi” yazmak. Liderlik konusunda bir yazı dizisi dün düşündüğüm esnada aklıma geldi. Şunu fark ettim liderlik bizler için “yüksek” bir kavram. Belki hayatımıza indiremediğimiz, belki uyguladığımız fakat hiç farkında olmadığımız. Belki de daha fazla uyguladığımızda çok daha mutlu olabileceğimiz… Bu yüzden liderlik ile ilgili bir değerlendirme yapmak istiyorum sizlerle birlikte…

Liderliği şirket yönetmek kavramından alalım ve basitleştirelim, gelin bugüne ve hayata indirelim. Liderliği “üst” gördüğümüz yerden alalım, gelin bu sabah uyanmak ile uyanamamak arasında kaldığımız o çekişmeli zamana, o mahmur halimize kadar indirelim.

Evet, aslında her an, her saniye hayatımıza liderlik etmekteyiz. Nasıl mı? Bu sabah bir saat erken uyanmayı seçerek ve bu kazanacağımız bir saatte belki spor yaparak bedenimize iyi bakarak, belki atladığımız kahvaltımız için zaman ayırarak kendimizi biraz olsun şımartarak. Belki bu bir saatte uğraştığımız bir hobimizi geliştirmek üzere kendimizi eğitmeye ayırarak.

Şimdi başka bir liderlik durumuna gidelim. Bugün işten çıktığımızda önümüzde seçenekler olabilir, bazılarımız arkadaşlarımızla üç saat vakit geçirmeyi (hatta bazen ne yazık ki vakit öldürmeyi!) ve bazılarımız ise ikinci bir işte çalışarak gelecek yaz planladığımız bir geziye katılmak üzere para biriktirmeyi seçebiliriz değil mi?

Şimdi diyeceksiniz ki “Peki liderlik bunun neresinde?” Liderlik kalbimizde yanan ateşlerde, liderlik hayata katmaya çalıştığımız değerde, liderlik kendimiz dışında en az bir kişi için bir gülümseme yaratabilmek inancında, liderlik hayatta tek olmadığımızı ve bu dünyaya gelişimizin bir amacı, bir anlamı, burada vermek için gönderildiğimiz ne varsa onu bulmaya yönelmek başarısında… Liderlik sadece küçücük bir anda bir çay içip simit yerken paylaşabilmekte, liderlik bir ihtiyaç sahibine az veya çok, her ne olursa yardım etmeyi amaç edinebilmekte, liderlik bir “an” aç kalmış bir hayvanın karnını doyurmak için bir yere beş dakika geç gidebilmeyi göze alabilmekte…

Bizim “Bugün ne yapıyorum?” diye baktığımız onlarca şeyde liderlik… Liderlik her an verdiğimiz kararlarımızla, hayatımızın her anında aslında… Liderlik tüm seçimlerde, tüm oluşlarda, tüm emeklerde, tüm amaçlarda… O yüzden bugün bir değişiklik yapalım istiyorum. Bu yazımda bana eşlik eden tüm sevgili sizler… Siz bugün bu yazıyı okumaya zaman ayırmakla bir “liderlik” örneği sergilediniz; kendinize ve kendiniz için belki üç, belki beş dakika ayırdınız. Bu yazıdan sonraki her adımınızı, her kararınızı düşünmenizi istiyorum. Büyük şirketleri yönetmenize, büyük kararlar ve riskler almanıza gerek yok; sizler benim liderlerimsiniz.

Şimdi ve şu anda hayatınızın lideri olmaya hazır mısınız? O zaman en hayırlı ve güzel olan sizleri bulsun…

İlginizi çekebilir: Hayat bizden ibaret: Yarını sözcüklerimizle çiziyoruz

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale