X

Kötümser düşüncelerle savaş: Buda’nın ikinci okunu atan siz olmayın

Olumsuz durumlar ve kötü haberler karşısında herkes farklı tepkiler verse de, bu tepkilerin gelişim aşaması aynı. Önce haberin kendisi bir deprem misali bizi vuruyor, sonra kötümser düşünceler ve kafada kurmalar ile artçı sarsıntılar yaşanıyor. Yani biz durumu kendimiz için büyük ölçüde zorlaştırıyoruz. Buda’nın iki ok hikayesi, bu durumu somut ve açık bir şekilde anlatıyor.

Bir insanı hedef alan iki ok düşünelim. Stres yaratan olaylar ilk oku oluşturuyor: Bir ölüm, bir kaza, ayrılık ya da işle ilgili bir sorun… İlk oku atlatmak mümkün değil, çünkü hayat böyle. İlk ok bizi yaralayıp geçiyor. Sonra durumu düşünmeye başlıyoruz. Kafamızda binlerce kez evirip çeviriyor, olası senaryolar ve kötümser düşüncelerle kendimizi bir kez daha yaralıyoruz. “O olmadan nasıl yaşarım” ya da “kesin kovulacağım” diye endişeleniyoruz. İşte bu, bizi yaralayan ikinci ok. Bu kez oku atan da biziz, okun saplandığı kişi de.

Kötümser düşünceler, kendimize attığımız ikinci ok.

Buda, kendi kendimizi ikinci kez yaralamamak için, ikinci otu atmamayı öğütlüyor. Ona göre, ilk okun varlığını kabullenip acımızı yaşamalıyız. Fakat genelleme tuzağına düşmemeliyiz: Bu stresli ve tatsız durumun hayatımızın sonuna kadar canımızı acıtacağını düşünmek işimize yaramaz.

İnsanlar üzüntü ve acılar karşısında bencil olmaya meyillidir. Bastırılmış bencilliğimiz, “benim canım yanıyor, buna hakkım var” düşüncesiyle ortaya çıkabilir. Kendi içimize döndükçe daha çok düşünür ve endişemizi besleriz. Bu yüzden, ilgiyi dışarı yöneltmek önemlidir. Başkalarıyla ilgilenmek, onları dinlemek ve yardım eli uzatmak, bizi sürekli olarak kendimizle ilgili dertlenmekten kurtarır.

Bunları yaparak bakış açımızı tümden değiştirmek kolay değil elbette. Fakat en azından denemek önemli. Stresli durumlar karşısında kabullenme duyup üzüntümüzü ve acımızı yaşamak, fakat bu çaresizlik hissini tüm hayatımıza genelleyecek kötümser düşüncelere izin vermemek gerekiyor.

İlginizi çekebilir: Hayata iyi tarafından bakın: 3 adımda olumlu düşünme alışkanlığı

Kaynaklar:

Thrive Global

Access to Insight

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale