X

Koşuyorsam bir sebebi var

O şöyle diyor… 

En yakınınız bile anlayamıyor da bezen “Koş koş nereye kadar?” diyor ya hani.

“Sakatlanacaksın” diyor, “Unutma artık genç değilsin.” diyor.

“Yapacak başka şeyin yok mu, bu işe bu kadar taktığına göre derdin çok mu?” diyor.

“Gezip, tozup eğlensene, biraz da başka şeyler yapmayı denesene, sıkılmadın mı artık?” diyor.

Diyor da diyor, hep diyor…

Cevap veriyorsun; bazen dinlemiyor, bazen de dinliyor gibi yapıyor ama pek de inanası gelmiyor.

Ben de diyorum ki… 

Nereye kadar olacak; sonuna kadar elbette; adımlarımın beni götürdüğü, koşabildiğim, yürüyebildiğim için şükredeceğim son güne kadar.

Hedefim, şu yaşında bilmem kaç sene sonra koşacağı maratonun hayalini kuran Safder Kartoğlu gibi olmak.

Kendimi bilirsem, gereksiz hırsa kapılmazsam niye sakatlanayım ki?

Gençlik mevzusuna gelince; önemli olan benim kendimi nasıl hissettiğim değil mi? Es geçelim rakamları. Ayrıca ormanda koşarken vücudumun gençlik hormonu salgıladığını biliyor muydun? Yaşı ben dert etmiyorum, sen de etme kuzum.

İnanır mısın derdim yok koşmaya başladığımdan beri. Özellikle de arazi koşularıyla birlikte o oksijenin içinde, o yeşilliğin, suyun kenarında dertlenmeyi unuttum ben.

Tek derdim var, o da dert sayılırsa; iyilik peşinde koşmak. Her seferinde daha çok gence destek olmaya çalışmak. Elbette sizlerin yardımıyla.

Sürekli takipçilerim gençlere, TOG’a olan inancımı ve onlarla birlikte geleceği yeniden inşa etme çabalarımı biliyorlar zaten. Ama ben ilk kez gözü bu satırlara takılmış olanlar için de kısaca bahsedip, sonra sözü toplum gönüllüsü gençlere bırakmak istiyorum.

Ben bu Pazar İstanbul Maratonu’nda 15 km koşarken, sizlerden gençlerin çevrelerinde ‘dert’ olarak gördükleri konularda çözüm üretmeye yönelik projeler geliştirmeleri için yardım bekliyor olacağım. Bağışlayacağınız her 120 TL ile bir gencin, bir yıl boyunca alacağı tüm sosyal sorumluluk eğitimlerini üstleneceğiniz gibi sonrasında da belki suça itilen çocuklara, belki iklim değişikliğinden zarar gören bir tarım bölgesine, belki de çocukları daha iyi yetişsin diye geçkin yaşına rağmen okuma-yazma öğrenmeye karar vermiş annelere yardımcı olacaksınız. Gençlerin kimler için proje üreteceği, o projelerin nasıl yürüyeceği hiç belli olmaz. Belli olan şey şudur: Sorun olan her noktada mutlaka bir genç vardır ve o sorunu çözmek için elinden geleni yapacaktır. Bundan hiç kuşkunuz olmasın.

Bu sene bir ilke imza atacak ve tekerlekli sandalye iterek koşmaya çalışacağım. Detaylar bir önceki yazımda.

“Kim bu toplum gönüllüsü gençler, ne yer, ne içerler, aslında ne yapmak isterler?” gibi sorular dönüp duruyorsa kafanızda, işte cevabı:

httpv://www.youtube.com/cnzYMExfMuE

Bağış için hesap bilgileri:

Alıcı Adı: Toplum Gönüllüleri Vakfı

Banka: Garanti Bankası  Şube: Bağlarbaşı (Şb. Kodu 422)

Hesap no (TL): 6295434

IBAN No: TR07 0006 2000 4220 0006 2954 34

Önemli Not: Banka havale/EFT “Açıklama” alanına AA KERGU (Kendi Adınız) yazmayı unutmayın ki sertifikanızı size ulaştırabileyim.

PAYPAL adresi : https://tog.org.tr/paypal-ile-odeme_225

Kredi kartıyla online bağış için: https://tog.org.tr/WebBagis

Aklınıza takılanlar, TOG hakkında, iyilik peşinde koşmak hakkında sormak istedikleriniz varsa kivergu@gmail.com‘dayım

Maraton boyunca tüm gelişmeleri Instagram üzerinden sizlerle paylaşacağım, takipte kalınız:  kiverg
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. 

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale