X

Korkulara cesaretle bakabilmek: Korkmaktan çekinmediğimizde ne olur?

Her insanın hayatında farklı alanlarda başına gelmesinden korktuğu ve kaçındığı olaylar vardır. Kimimiz ihanete uğramaktan korkarız, kimimiz hasta olmaktan… İşin aslı korku, insanın yedi temel duygusundan (diğerleri üzüntü, öfke, tiksinti, utanç, neşe ve şaşkınlık) biri ve korku duygusu temelinde insanın en temel içgüdüsüne, yani hayatta kalmaya hizmet etmek için var. İnsan bir tehlikeyle karşılaştığında kaçmak, doğal olarak kendini korumak ve tehlikeden uzak kalmak ister. Bu nedenle korkuya yakından baktığımızda aslında tehlike mesajıyla iç içe olduğunu görürüz.

İnsanlık var olduğunda, ilkel zamanlarda, dünya şimdi olduğundan çok daha tehlikeli bir yerdi. Mücadele edilmesi gereken vahşi hayvanlar, ormanlar, bilinmeyen bir doğa vardı karşısında. Hayatta kalmak günümüze göre çok daha zorluydu. Modern dünyada tehlike uyarısı veren sinyaller çok daha farklı olmasına rağmen bizlerde yine benzer korkular uyandırıyor. İşin kötüsü bazen korktuğumuz zaman, korkumuzu fark ettiğimiz için başımıza gelmesinden daha çok korkar hale geliyoruz, yani bir kısır döngünün içinde sıkışıyoruz.

Peki tüm bu korkular ne zaman ayağımıza dolanır?

Aslında sorun korkmakta değil, korktuktan sonra düşüncelerimizin bizi nereye götürdüğünde, nasıl davrandığımızdadır. Tam bu noktada korkuların gerçeklere nasıl dönüştüğünü de görürüz. Hepimizin bildiği bir mit vardır: Korktuğun şey başına gelir. Bu mitin nedeni korktuğumuz zaman bilinçsizce aslında korkumuzu yaşatacak şekilde davranmamızdır. Yok sayarak, inkar ederek, kaçarak, bazen tepkisiz kalarak korktuğumuz durumlara otomatikleşen tepkiler veririz. Böylelikle kendini gerçekleştiren bir kehanet gibi miti doğrularız.

Yapmamız gereken şey neyden korktuğumuza cesaretle bakabilmektir. Bize tehlike hissi veren şeyi gün yüzüne çıkarıp onu sorgulamamız gerekir. Bu tıpkı karanlıktan korkan bir çocuğun odasında lambasını yakması gibidir. Odada canavarlar olmadığını görmenin yolu ışığı yakmak ve odayı aydınlatmaktır. Her neyden korkuyorsanız önce korkunuzu yazarak başlayın. Daha sonra ne zamandan beri korktuğunuzu, neden bu kadar korktuğunuzu, korkmasaydınız davranışlarınızın nasıl değişebileceğini sorgulayın.

Elbette ki bazı korkulara tek başınıza bakmak zorlayıcı olabilir, bu durumda destek almayı ihmal etmemek önemlidir. Korkumuzu anlayabildiğimizde artık başka bir duyguya dönüşür. Cesaret ışığını yakıp korkularınızın nasıl dönüştüğünü görebilmeniz dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Belirsizliğe tahammül edemiyor musunuz: Kaygınızın altında yatan 4 neden

Nurhayat Tütüncü: Çok severek okuduğum İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirdikten sonra klinik psikoloji yüksek lisansına başlayarak uzmanlığımı aldım. Eğitim süresince yaptığım akademik asistanlıklar ile bir çok bilimsel projede çalışma imkanı buldum. İnsanı her yönüyle anlamak ve yardımcı olmak en büyük tutkum aynı zamanda arzum oldu. Şema terapisi, bilişsel davranışçı terapi eğitimlerinin yanı sıra bütüncül bakış açımı geliştirmek adınaregresyon terapisi eğitimi de aldım. Çalışmalarımı ve paylaşımlarımı İnstagram’da psikolog.nurhayattutuncu hesabından takip edebilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale