X

Kontrolcü insanlarla baş etmenin 4 yolu

Daha önce, kontrolcü insanların 2 önemli özelliğinden bahsetmiş ve onları gördüğümüzde nasıl tanıyabileceğimizi anlatmıştık. Kontrolcü insanları ayırt edebilecek farkındalık seviyesine ulaştığımızda, bir sonraki adım onları nasıl yöneteceğimizi öğrenmek olmalı… İşte bu yüzden, siz Uplifers okurları için kontrolcü insanlarla baş etme yollarını derledik.

Açıklamanın kolay olması adına, herhangi bir ilişkideki tarafları “kontrolcü” ve “kurban” olarak ikiye ayıralım. Kontrolcü insanların karşısında benimseyebileceğiniz 4 düşünce ve davranış biçimi var:

1. Unutmayın: Kimse sizin nasıl düşündüğünüzü ya da hissettiğinizi bilemez

Kontrolcü biriyle yeterince beraber olmuş kurbanların ortak özelliği, özgüvenlerinin yerle bir olmuş olmasıdır. Öyle ki, artık kontrolcü kişiye kendilerinden çok inanır, kendilerini bile kontrolcünün yaptığı tanımlar üzerinden ifade ederler. Oysa hiç kimse, bir psikolog ya da psikiyatr dahi sizi tanımlayamaz ve tanımlamamalıdır. Kendinizi tanıyın ve hakkınızda bildiklerinize güvenin. Yeterince özgüvenli birinin kendisi hakkındaki fikirleri kiminle karşılaşırsa karşılaşsın değişmeyecektir.

2. “Tek akıl”a dikkat!

Önceki yazımızda kontrolcü insanların “tek akıl” kullandığından; yani kurbanlarını kafalarında yarattıkları ve kendileriyle aynı şeyleri düşünüp hisseden ideal bir karaktere büründürdüklerinden bahsetmiştik. Artık bu tanımın farkında olduğunuza göre, psikolojik sınırlarınızı zorlayan insanlara tepki göstermeniz ve onları geri püskürtmeniz daha kolay olacaktır.

3. Sesinizi yükseltmekten korkmayın

Kontrolcüye karşı çıkmaktan, sesinizi yükseltmekten korkmayın: Sizin için oluşturulan tanımları, bunlar hakkında konuşmadan ya da sorunları dile getirmeden yıkamazsınız. Kurban da olsanız, ne yanıt vereceğinizin sorumlusu sadece sizsiniz.

4. “Ne?” tekniğini kullanın

Controlling People” (Kontrolcü İnsanlar) adlı kitabın yazarı Patricia Evans, “Ne?” tekniğini kullanmamız gerektiğinden bahseder: Yani kontrolcüyü çığırından çıkaracak soruyu sorma tekniği. Oldukça basit olan bu davranış şeklini bir diyalogla örneklendirebiliriz:

+ Tekrar çalışmaya başlamak istiyorum.
– Sen ne istediğini bilmiyorsun.
+ Ne?
-Ne istediğini bilmiyorsun.
+ Ne?
– Kes şunu. Beni duydun: Sen aslında çalışmak istemiyorsun.
+ Saçma.

Anlamsız gibi görünen bu diyalogun kilit noktası, kontrolcünün size ne istediğinizi söyleme hakkını kendinde bulduğu noktada onunla tartışmayıp, tabir-i caizse “salağa yatmak”tır. Elbette hiçbir davranış tek bir diyalogla ya da bir kerede değişmez; ama kontrolcünün yanlış ve alışılmadık bir durum olduğunu fark etmesi, iyileşmesindeki ilk adım olabilir.

Yine de bu son tekniği, öfkesini kontrol edemeyebilecek, tehlikeli birine karşı denememek gerektiğini belirtelim. Çünkü, kişi kendini tehdit altında hissedecek ve daha şiddetli bir tepki verecektir. Eğer bir fiziksel şiddet korkusu söz konusuysa, böyle bir insan ile daha ciddi, belki de yasal yollardan faydalanarak baş etmek en doğrusu olur.

Çocuklarda kontrolcü özelliğin gelişimi

Kontrolcü bir ya da iki ebeveyn ile yetişen çocukların bu davranışı benimseyip, ileride başkalarına dikte etmesi neredeyse kaçınılmazdır. Terapistlerin gözlemlediği üzere, çocuklarda bu karakterin gelişmesi ayıcık gibi oyuncaklarıyla olan ilişkilerinden anlaşılabilir: Ayıcık (ya da başka bir peluş hayvan) çocuk için ideal kişidir: Her zaman dinler, anlar, istenen ve beklenen hayali cevabı verir. Ayıcıkla “tek akıl” olmak, onu tanımlamakla başlayan süreç, daha sonra arkadaşları ve diğer insanları kapsayacak şekilde genişleyebilir ve buna dikkat etmek gerekir.

Sizi kontrol ettiğini düşündüğünüz kişiyi arkanızda bırakabilirsiniz

Zaman zaman, kontrol edildiğinizi fark etseniz dahi ayrılmak ya da ortam değiştirmek imkansız gibi görünebilir. Müdürünüz kontrolcü biri de olsa sizin işe ihtiyacınız vardır; ya da eşinizin bu huyuna çocuklarınız için katlanmanız gerektiğini düşünebilirsiniz. Ancak, bunun sizi zaman geçtikçe daha mutsuz edeceğini ve baş edemediğiniz ya da en azından bir problem olduğunu kontrolcüye kabul ettiremediğiniz sürece bir kurban olacağınızı unutmayın.

Başka işler yapmak, başka şirketlerde çalışmak ve farklı bir hayat kurmak mümkün olabilir. Herkesin alışkanlıkları olabilir, ama zaten sizin için çok da konforlu değilse, konfor alanınızın dışına çıkmak kolaylaşacaktır. Konfor alanınızın dışına çıkmak için öneriler sunduğumuz yazımıza da göz atabilirisiniz.

Kaynak

Tower of Power

Şule Kulein: Lisede “yapabildiği için” sayısal bölümü seçti ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne girdi. Üniversitede katıldığı Mühendislik Kulübü’nün dergisi StepS’e aşık olduğunda, içine sözelci kaçmış bir sayısalcı olduğunu fark etti. Yazım kuralları konusunda etrafındakileri itinayla delirten Şule, 2 yıl boyunca StepS’in editörlüğünü yaptı, üniversitede ve sonrasında okul ve şirket dergileri ile çeşitli bloglara yazılar yazdı. Seyahat etmeyi, okumayı, öğrenmeyi seviyor. Basılı materyalin hastası, fakat çevrimiçi de fena durmuyor. Şule kendini bildi bileli yazıyordu; artık bir de Uplifers’ta yazıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale