X

Konfor alanınızın dışına çıkmanıza engel olan bahaneler

Hayatınızın umutsuzca rutine bağlandığını düşündünüz mü? Hani sanki hayatınızda yapmak istediğiniz şeyleri değil de size sunulanla, kolaylıkla elde ettiklerinizle yaşadığınızı hissettiğiniz anlar.

Belki de siz alışkanlıkların insanısınız ve hep alıştığınız düzende kalmak istiyorsunuz.

Bu ilk başta rahatlatıcı gelse de, aslında hayatınızdaki pişmanlıkların birçoğu genellikle cesaret isteyen değil, korkunuzun galip gelmesiyle alınmış kararlar nedeniyle yaşanıyor. Ve eğer bir kere konfor alanınıza takılı kalırsanız, düzenli olarak böyle kararlar almak durumunda kalabilirsiniz.

Korkunuzun yapmak istedikleriniz önünde engel oluşturduğunu hiç düşündünüz mü? Üzülmeyin, yalnız değilsiniz.

İşte insanları konfor alanına sürekli olarak bağlı tutan 4 bahane:

‘Başka insanlarda olmayan korkulara sahibim’

Bu bahane aslında kısmen de olsa doğrudur. Hakim olmadığınız, yeteneğinizin olmadığını düşündüğünüz bir durumda kalmak insanları korkutur, sinirlendirir. Neden mi? Çünkü bu onlar için yeni bir durumdur, konfor alanının dışına çıkmışlardır.

Her ne kadar konfor alanından çıkmak sizi korkutsa da, kısa süre içerisinde yeni bir şey deneyimlemenin büyüsüne kapılacak ve sınırlarınızı keşfetme şansı yakalayacaksınız.

Birçok insan öz güvenin yalnızca bazı insanların sahip olduğu sihirli bir güç olduğuna inanıyor. İlk bakışta bu doğru gibi görünse de, aslında kendine güveni olan insanlar yalnızca daha çok deneyime ve yaptıkları şey hakkında daha çok içsel ve dışsal pozitif geri bildirimlere sahiptirler. Siz de bu alışılagelmiş sınırlarınızın ötesine geçerek öz güven sahibi olabilirsiniz.

Herkes bunu ilk kez yaptığında korku yaşar, fakat korkunuza karşı her seferinde zafer kazandığınızda, korkunuzun yok olmaya başladığını göreceksiniz.

‘Korkularım olmasaydı, hayatta istediğim her şeyi yapardım’

Bu düşünce görünüşte mantıklı gibi gelse de, aslında oldukça absürttür.

Bir düşünün, hayatınızda ilerlemek ve hedeflerinize ulaşmak için neye ihtiyaç duymalısınız? Elbette kendinize güvenmeye ve bir adım atmaya.

Gelin, korkularınızı yenmek için bugün bir adım atın.

Siz o adımı atmadıkça korku sizin hayatınızda başrolü oynamaya devam edecektir.

Korkularınızı yenmek için bugün bir adım atın. Bu konuda söylenmiş çok güzel bir söz bulunmaktadır: ‘Korkuyu hissetseniz bile yine de yapın.’ Konfor alanınızdan çıkmak için korkusuz olmak zorunda değilsiniz, sadece doğru adımı atın yeter.

İlgili yazı: “Korkusuz” olmak yerine korkularınızı kontrol etmeyi öğrenin

‘İstediğim şeyi yapmak için öz saygımın gelişmesine ihtiyacım var’

Kendinize olan saygınızı kazanmanın tek yolu korkunuza karşı gelmek için bir şeyler yapmaktır. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; diyelim ki karaokeye gittiniz ve şarkı söylemekten korkuyorsunuz. En kötü ne olabilir ki?

Tüm bunlar aslında sizin olaylara hangi çerçeveden baktığınızla alakalıdır. Korkularınızı ve tutkularınızı kendiniz belirlersiniz, bunu sakın unutmayın. Yalnızca en iyisi için çabaladığınız zaman ancak kendi öz saygınızı geliştirebilirsiniz.

Öz saygı aslında kişinin kim olursa olsun kendisine, başardıklarından bağımsız olarak ‘Ben değerliyim’ demesidir.

‘Gelecek sefer yapacağım’

İnsanlar genellikle konfor alanından çıkma denemeleri yapmaktadırlar. Bazen konfor alanından çıkmaya çok yaklaşır, hatta tam adımını atacakken hazır olmadıklarını düşünüp geri çekilirler. Belki siz de bu konuda daha çok çalışmanız gerektiğini düşünüyorsunuzdur ya da biraz daha pratik yapmanız gerektiğini.

Konfor alanınızdan çıkmaya karar verdiyseniz, aldığınız kararı ertelemek size hiçbir şey kazandırmayacaktır.

Öncelikle şuradan başlayalım; eğer konfor alanınızın dışına çıkmanız gereken bir karar aldıysanız bunu ertelemek size hiçbir şey kazandırmayacaktır. Bahane bulmak yerine harekete geçmek ve konfor alanından çıkmak, risk almanın deneyimini yaşama ve bu sayede olgunlaşma, hem öz saygınızı geliştirmeniz açısından oldukça önemlidir, hem de size gerçek bir hayat görüşü katacaktır.

Kaynak:

lifehack.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale