X

Kırmızı rujun özgüvenimize olan etkileri

Kozmetik ürünlerin sosyal davranışlar üzerine olan etkilerini inceleyen birçok araştırma, makyajın kadınların daha olumlu bir şekilde değerlendirilmesine katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bir başka deyişle, kozmetik ürünler kadınların çekiciliğini ve feminenliğini ön plana çıkarıyor. Bu noktada her kozmetik ürünün çekiciliğe olan etkisinin birbirinden farklı olduğunu belirtmek gerekiyor. Örneğin, yapılan bazı araştırmalar göz makyajı olmadan sadece fondöten ve pudra kullanıldığında kadında algılanan çekicilikte düşüş yaşandığını gösteriyor.

Rujumuzun ve renginin bize ve sosyal ilişkilerimize olan etkileri nelerdir?

Genç kadınlar ruju daha çok asi bir duruş ve bir başkaldırı simgesi olarak kullanırken ilerleyen yaşlarda kadınlar ruju çekici ve saygın bir görünüş elde etmek kullanıyor.

Ruj için renk seçiminde ise yine kırmızı rengin ön planda olduğunu görüyoruz. Kırımızı, sadece rujda değil daha önce de bahsettiğim gibi kadının giydiği her kıyafette onu erkeklerin gözünde kadını daha çekici hale getiriyor.

Araştırmalar erkeğin algısında kırmızı dudağın, kadının östrojen seviyesi, cinselliği ve sağlığı ile ilişkilendirildiğini belirtiyor. Bu algı erkeklerin kadınları daha çekici bulmasını ve kadınlarla daha çabuk iletişim kurmasını sağlıyor.

Tüm bunlara ek olarak, kırmızı ruj doğru tonuyla kullanıldığında dişleri daha beyaz gösteriyor. Tabi ki bu durum kadınların kendilerine daha fazla güvenmelerine sebep oluyor. Sıcak ve içten bir gülümsemenin gücü ise zaten tartışılmaz.

Kadınlar kırmızı ruju sadece erkeklere çekici görünmek için sürmüyorlar. Yapılan bir araştırmanın sonuçları kadınların özellikle ekonomik endişeleri olduğu zamanlarda iş yerinde olumlu bir etki yaratmak için de kırmızı ruj sürdüklerini gösteriyor.  Yani, kırmızı rujun kadının kendine olan güvenini her alanda arttırdığını söylemek mümkün. Yoksa sizin hala kırmızı bir rujunuz yok mu?

İlgili yazı: Kendi kişisel saygınızı ve özgüveninizi arttırmak için çözümler

Uzman Psikolog B. Asena Soydaş: Ortaokul ve lise eğitimini Avusturya Lisesi’nde tamamladıktan sonra 2009 yılında Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur derecesi ile mezun olmuştur. Yüksek lisansını Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Aile Psikolojisi üzerine yapmıştır. 2010 yılından bu yana çeşitli okullara psikolojik destek sağlamıştır. Halen anaokullarına danışmanlık vermekte ve Tanaltay Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde aileler ve çocuklarla psikoterapi seanslarını sürdürmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale