X

Kimdin sen, özünde? Bir başkasının gözünden kendine bakmak

Kimsin sen, kendi gözlerinde?

Aynalar gerçekte kimi yansıtıyor?

Kaç benlik taşıyorsun içinde?

Kimin sesi yankılanıyor durmadan zihninde?

Hangi gözlerle tanımlıyorsun kendini?

Kim bilir seni, sen dışında, en saf haliyle?

Hiç fark ettin mi?

Sana bir rol biçtiler; üzerine yakıştırdılar.

Gördükleri, aslında yansıttığın kimlik değil, verdiğin savaşların eseriydi.

Giydirdikçe kestiler, biçtiler. Sana bu yakışır dediler.

Sorun şu ki: Gitgide sen de bu role uyum sağlamaya başladın. İnandırıldın.

Belki de varoluşundan beri “ben böyleyim” dedin.

Ama içten içe olduramadığın, içine sinmeyen bir şeyler vardı.

Gerçeğini konuşmak istedin, ama “sen busun” diye direttiler.

Üzerine oturmayan tüm roller yaşamını yönetmeye başladı.

Oysa sen seçmemiştin bunları.

Belki gerçeğini konuşmayı seven biriydin; “öyle konuşmaz” diye susturdular.

Belki yaşamın başka bir yoldan geçiyordu; “o yoldan gidemez” diyerek karar verdiler.

Daha neler neler… Ve özünle uyuşmayan birçoğu daha.

Kendini tanımlayışın farklıydı, ama sana bunu hiç yakıştırmadılar.

Çünkü kendileri kimse, hangi tanıma uyuyorlarsa, seni de o tanıma sığdırmaya çalıştılar.

Sığmaya çalıştıkça sığıntı kaldın.

Küçüldükçe küçüldün.

Senden geriye eser kalmadı.

Kalsa da, sana biçilen role uyum sağlamak zorunda kaldın.

Çünkü onlar sana nasıl baktıysa, sen de kendine o gözlerle bakmaya başladın.

Ve bunu çoğu zaman fark etmedin. İçselleştirdin.

O tanımlara uymak için kendini bastırdığın her an, içten içe biliyordun:

Sen bu değildin.

Sen bambaşka biriydin.

Yalnızca, o rollerin bulunduğu alanda küçülüyordun.

Gerçek sen çok daha büyüktü.

Onlar bunu bilmiyordu.

Sen ise bunu yaşatacak cesareti bulamamıştın.

Ve böylece, potansiyelini baskılayan bir öykü daha yazılmış oldu.

Bir başkasının gözleri, aynalık etmemeli bize.

Tüm tanımları çiğneyip, gerçeğimizi konuşacak cesarete sahip olmalıyız.

Yalnızca biz tanımlayabiliriz kendimizi:

Kişiliğimizi, hayallerimizi, potansiyelimizi, duygu ve düşüncelerimizi.

Bizden doğan bir şeyi, bizden daha iyi hiç kimse şekillendiremez

Birbirlerinin rollerine uyum sağlamaya çalışan ve özünü reddedenler, bizi tanımlayamaz.

Eğer bir farkımız varsa, bunu ortaya koymalıyız.

Koymalıyız ki, başkalarının gözüne ya da zihnine hitap etmek zorunda olmadığımızı hatırlatalım.

Çünkü yalnızca, özünü bir başkasının tanımına sığdırmaya çalışanlar,

başkalarını da o tanımlara sığdırmak ister.

Ama kimsenin zihnindeki ideal insan tanımına uymak zorunda değiliz.

Zaten, o tanımlara en çok da kendileri uymaz.

Bir başkasının değersizliğini, üzerimize alınmamalıyız.

Nesilden nesle aktarılan “biz böyle insanlarız” tanımları,

belli bir gruba uyum sağlamak içindir.

Bizlik bir şey yoktur; birlik bir şey vardır.

Birlik, ancak bireyselliğinin içinden geçenlerle var olur.

Bizi tanımlayacak olan her şey, özümüze yaklaşmalıdır.

Saf benliğine temas edemeyen herkes,

sadece kendine biçtiği rollerin benliğiyle konuşur.

Bu roller, kişiye, ortama ve duruma göre değişir.

Oysa özüyle temas eden bir insan, her durumda aynı duruşu sergiler.

Çünkü artık “ben buyum ve gerçeğimi konuşmaktan korkmuyorum” diyebilecek güce ulaşmıştır.

Şimdi tekrar sor:

Kimdin sen, özünde?

İlginizi çekebilir: Six-pack değil, core gücü: Karın kaslarını doğru çalıştırmanın önemi

Ebru Meti: Merhaba, ben Ebru. Yüksek empati yeteneğim sayesinde, çocukluğumdan beri kendi iç dünyamı anlamaya ve ruhsal tekamülümü gerçekleştirmeye yönelik bir yolculuk içerisindeyim. Bu yolculukta yazmak, benim için hem yaratıcılığımı hem de içsel potansiyelimi keşfetmenin en güçlü yollarından biri oldu. Hayatımı sağlığıma ve bütünsel iyiliğe adama kararı aldıktan sonra, edindiğim tecrübeler ve öğrendiklerimle; benzer yollardan geçen yoldaşlarıma ilham olmayı gönülden istiyorum. Spiritüalizm ve psikolojiye duyduğum ilgiyle, içimden geçenleri kalbimin rehberliğinde, samimiyetle aktarıyor olacağım. Aynı zamanda bir Fitness ve Pilates Eğitmeni olarak, beden zihin-ruh bütünlüğünü destekleyen egzersizlerin hayatımıza nasıl entegre edilebileceğini ve bu sürecin bilimsel temellerini paylaşacağım. Amacım; içsel dengeyi, sağlıklı yaşamı ve dönüşümü birlikte en iyi şekilde gerçekleştirmek.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale