X

Kendinize yaklaşmak için astrolojiden faydalanabilirsiniz

Biriyle tanışıp biraz yakınlaştıktan sonra “Burcun ne?” sorusunu duymayanımız/sormayanımız var mı? Herhalde yoktur. Nedeni ne olabilir, hiç düşündün mü?

Birbirimizi 12 temel karakter altında kategorilere sokup nasıl davranacağımızı tahmin etmek mi? Nelerden hoşlanıp, nasıl olası tepkiler vereceğimizi anlamak mı?
Benzerliklerimizi ya da farklarımızı keşfetmek mi?
Yoksa sadece bir sohbet açıp yakınlaşmaya çalışmak mı…

Evet, astroloji merak edilen ama çoğunlukla yüzeysel olarak ilgilenilen, hayatımızın ortasında duran bir alan. Aslında hem birbirimizi, hem “olacakları”, hem de -belki de en önemlisi- kendimizi merak ediyoruz. Acaba ne amaçla buradayım? Gerçekten yapmam gereken işi mi yapıyorum? Aşk hayatım nasıl olacak? İşimde yükselme potansiyelim var mı? Mutluluğu bulabilecek miyim? Tüm bunların yanıtlarının burçlarda gizli olduğuna inanan bir yanımız var ama yıldızları gerçekten doğru okuyabiliyor muyuz?

Vedik astroloji eğitimi almaya başlamadan çok yıllar önce, ben de çoğu insan gibi astrolojiye ilgi duyar ve konuyu Güneş burcumdan ibaret sanırdım. Yıllar içinde çok yakın bir astrolog arkadaşımın da yardımıyla aslında konunun burcundan, yani Güneş’inin sen doğduğun anda hangi burçta olduğundan ibaret olmadığını anlamaya başladım. Yıllar içinde kendini ve hayatın özünü merak eden biri olarak hem astrolojiyle, hem de diğer pek çok kendini bilme öğretisiyle ilişkimi geliştirdim. Bugün konunun çok başka olduğuna şahidim ve yakından şahit olduğum bu konuyla ilgili bildiklerimi paylaşmak isterim.

Bunu belki pek çok iyi astrologdan duydun, o yüzden üzerinde çok durmayacağım, ancak kişinin astrolojik haritası Kova burcu olmaktan çok daha öte, derin, detaylı ve kendini anlamaya yardımcı noktaları göz önüne serer. O yüzden bugün “Tam bir Kovasın” cümlesini duyduğumda bir kişinin potansiyelini nasıl küçük bir alana hapsettiğimizi görüyorum ve gerçekten içim sızlıyor. Çünkü hepimiz biricik haritalarımızla bir burcun içine hapsolamayacak kadar engin özelliklere sahibiz.

Bugün Vedik astrolojinin derin deryasına dalmaya cesaret etmiş biri olarak, 12 burcun içinde 27 nakşatra, sabit yıldızlar ve tüm bunların birbirleriyle ilişkilerini bir haritada gözlemledikçe, evrenin derin bilgeliğine olan hayranlığım katbekat artıyor. Belki de en basit tanımıyla doğduğumuz anda, doğduğumuz yerle ilişkili gökyüzünün fotokopisi olarak düşünebileceğimiz haritamız, çocukluğumuzu, anne-babamızı, potansiyel kariyerimizi, parayla ilişkilerimizi, sağlığımızı, evlenme ihtimalimizi, mutluluğumuzu, yani kısacası hayatımızdaki olası tüm potansiyelleri içinde barındırıyor. Ancak beni en çok çeken yanı, kendimizi tanımamız için çok sağlam bir altyapı sunuyor olması…

Bir haritaya bakarak kişinin güçlü ve zayıf yanlarını, kendine abartarak güvendiği ya da güvenmesi gereken yerde güvenemediği taraflarını, hangi alanlarda hedeflerini daha rahat gerçekleştirebileceğini ya da hangi konularda kaybolmuş hissedip danışacağı birilerine ihtiyaç duyacağını görebiliyoruz. Bunca yıldır koçluk ve danışmanlık yapan biri olarak bir haritayla koçluk yapmanın sonuçları nasıl hızlandırdığına şahit olmak çok heyecan verici. Harita kişinin kendini tanıması için bir araç olarak kullanıldığında ve sonrasında değişmesi gereken alanlarla ilgili çalışıldığında altın anahtar niteliğinde.

Peki, kendini tanımak neden önemli?

Harita bir potansiyel olarak nitelendirilebilir, bu yönüyle “kader”den farklıdır. Çünkü oradaki potansiyeli ortaya çıkarıp çıkaramayacağın aslında sana bağlıdır. Potansiyeli ortaya çıkarmak için de önce potansiyeli anlamamız gerekir. Örneğin, haritanda iletişim, yazın gücü gibi konularda potansiyelin olduğunu gösteren işaretler var. Ancak Güneş’in Dig Bala puanı düşükse yeteneğin olsa da bu alanda harekete geçemeyebilirsin. Hep bir şey bu konuda adım atmanın önüne geçer. Belki de sen bunu, “Demek ki yapmam gereken bu değil” şeklinde yorumlayabilirsin, bunu yaptığında da yeteneğini, yani potansiyelini çöpe atmış olursun. Ancak bu konunun haritandaki durumuyla yüzleştiğinde, “Ah! Demek bu yüzdenmiş!” diyerek adım atmak için farklı yollar bulmaya çalışabilirsin. Örneğin, adım atamadığın alanla ilgili seni destekleyecek bir mentor ya da konunun uzmanı, güvenebileceğin bir dostundan yardım istemenin seni ilerleteceğini görebilirsin.

Kendini tanıdığında, kendine kuşbakışı bakıp içeriden göremediklerinle yüzleştiğinde hayatta ilerlemek için tercih ettiğin eski alışkanlıkları bırakmak ve tutunman gereken güçlerine odaklanarak ilerlemek bir armağan haline gelir. Dışarıdakiler, hayat şartları, olan biten her şey, değişim yaratma şansımızın dış etkenlere bağlı olduğu alanlardır. Oysa kendimizi tanıyarak bakış açımızı değiştirmek, alışkanlıklarımızı, düşünme paternlerimizi, kendimize ve dışarı bakışımızı iyileştirmek tamamen bizim kontrolümüzdedir, dolayısıyla başarı şansımız çok daha yüksektir. O yüzden değişim yaratmanın ilk adımı içe bakmaktır ve içe bakmanın en iyi araçlarından biri benim deneyimimde astrolojidir.

Doğum saatini biliyorsan, değerli Vedik astroloji hocam Gizem Heukelom’un sayfasından gerekli bilgileri girerek doğum haritana ulaşabilirsin. Bir adım daha ileri gidip değişim ve kendini tanımayla ilgili derinleşmek istersen astrolojiyle koçluk pratiğini birleştirdiğim danışmanlık hizmetimden faydalanmak için www.iremulgu.com adresimi ziyaret edebilir, bilgi için iremulgu@gmail.com adresine e-posta atabilirsin. Pozitif psikoloji pratikleri ve hayat deneyimlerimi paylaştığım Instagram hesabıma buradan, Youtube kanalıma buradan ulaşabilirsin.

Kocaman sevgiler…

İlginizi çekebilir: Hedeflerinize ulaşmak için 4 adımda kendinize koçluk yapın

İrem Ülgü Orhan: Berkeley, North Carolina ve Pennsylvania Üniversitelerinde bulunan Pozitif Psikoloji kürsülerinde, Pozitif Psikoloji alanında eğitimler almış olan İrem Ülgü Orhan, bu eğitimlerini şamanik öğretiler ile besleyerek, doğu batı senteziyle kendi mutluluk atölyelerini tasarlıyor. Bireysel danışmanlık pratiğinde, özellikle kişilerin hedefleri önünde engel oluşturan, farkında olmadıkları düşünce ve davranış kalıplarını fark ettirme ve değişim yaratmaya dayalı kendine has koçluk metodlarını kullanıyor. Amacını "Her geçen gün daha çok kişinin potansiyelini gerçekleştirmesine yardımcı olmak" olarak özetliyor. İrem kurucusu olduğu HUB Consulting şirketi ile koçluk, eğitim ve danışmanlık hizmetleri vermenin yanı sıra, İrem Ülgü Orhan adlı Youtube kanalı aracılığıyla kendi alanıyla ilgili video içerikleri paylaşıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale