X

Kendimizi, çocuklarımızı, değerlerimizi korumak için: Medya okuryazarlığı

İnternetin hayatımızın her alanına nüfus etmesiyle öncelikle ebeveynlerde çocuklarımızı nasıl koruyacağız kaygısı başladı. Bizler şifreler, kilitler koyarak koruyabileceğimizi sandığımız dönemlerden geçtik. Sonraları farkına vardık ki, aslında tek korunması gereken çocuklarımız değil, öncelikle kendimizi de korumalıyız. Yazılı/sözlü/dijital tüm medyalarda asparagas bombardımanlarına maruz kalmak, neye inanıp neye inanmayacağına şaşırmak bizi bilinçli olmaya yönetti ve “korumak/korunmak” kelimesi ile “eğitim” kelimesi yer değiştirdi.

Gelişim ve değişimin yoğun olarak yaşanmaya başladığı 20. yüzyıldan günümüze kadar, gelişmelerin yansıdığı tüm sistemler, ortaya çıkan ürünler aracılığıyla kendi fikirlerini de yansıtacak çeşitli girişimlerde bulunmaktadır. Bu girişimlerden biri, televizyon, gazete, internet, medyadaki mesajları alma, bu mesajları değerlendirme biçiminde tanımlanan medya okuryazarlığıdır. Medyanın farklı araçlar ve kanallar aracılığıyla toplumlar üzerindeki yoğun ve hızlı etkileri, bilinçli medya okuryazarı bireylerin yetiştirilmesini gerektirmektedir. Artık yaşam akışımız o kadar hızlandı ki; takip etmek, anlamak ve dahil olabilmek, fikir sahibi olabilmek için medya okuryazarlığının zorunluluk haline gelmesi, okumak ve yazmanın ötesinde bir konunun okuryazarı olmak zorunluluğu kapımıza kadar geldi.

Bazen hiç sorgulamadan dedikodu tadında köpürtülmüş haberler paylaşmak, sadece kendimizi yanıltmakla kalmayıp çevremizi de bu bilgi kirliliğinin içine çekmektir. Tüm bu bilgi kirliliği içinde doğrunun peşinden gidebilmek, seçimlerimizi ona göre yapabilmek için bilinçli olmak her vatandaşın sorumluluğudur. Çünkü kişisel olarak yapılan her tercih, tüm toplumu etkiler.

Aslında Dünya’da Medya Okuryazarlığı eğitimi 1970’lerde (medyanın sözde kötü etkilerinden korunma) koruma ve “iyi” medya ile “kötü” medya içeriği arasındaki ayrımının vurgulanması için başlatılmıştır. Pek çok Medya Okuryazarlığı materyali ve çalışması sadece ebeveyn hedefliydi. O zamandan bu yana (eleştirel düşünme ve üretme becerilerinin vurgulandığı) bir güç kazanımı olarak medya eğitimi yönünde bir değişim vardır.

Medya Okuryazarlığı’na ilişkin pek çok akademik ve popüler yazı, okullara, çocuklara, öğretmenlere ve kamu eğitimine çok az gönderme yapmaktadır. Bazı eğitimciler Medya Okuryazarlığı becerilerinin evde ana babalarca geliştirilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Okullar, paradoksal bir biçimde, hem en radikal hem de en tutucu sosyal kurumlardır ve okullar, okulların misyonuyla medya ve bilişimin rolü arasındaki uygun ilişkiyi tarif etmekte çok bilinen bir biçimde sessiz kalmış durumdadırlar.

Var olan gerçeklik ile medyada sunulan gerçeklik arasındaki farkı bireyler ne kadar erken yaşta öğrenip, algılayabilmeye başlarlarsa, medyanın olumsuz etkileri de o ölçüde aza indirgenebilecektir.

Unutulmamalı, sorumluluğumuz sadece kendimize ve çocuklarımıza değil, sorumluluğumuz aynı zamanda ülkemize, üzerinde yaşadığımız topraklara ve değerlerimizedir.

İlginizi çekebilir: Zehir gibi bir kuşak: GeN Z

Çiğdem Acarsoy: Okur-yazar, vejetaryen, iflah olmaz bir optimist, gezenti bir yay burcu, kahvekolik, duygu durumu değişken... Okuma aşkı okumayı öğrenince başladı ve bitmiyor; yanına yazma aşkı da geldi. Kendini bildi bileli yazıyor. İnsan sevgisi onu Davranış Bilimleri okumaya yöneltti, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yaptığı psikoloji stajı hayatının dönüm noktası oldu. Hayata bakışı değişti. Birçok psikoloji ve koçluk eğitimlerine katıldı, hayatın yaşamaya değer olduğunu anlatmaya çalıştı, motivasyon ve kişisel gelişim üzerine bir kitap yazdı. Kurumlara eğitimler veriyor ve yazıyor, yazıyor, yazıyor… :)

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale