X

Kelimeleri kullanma kılavuzu: Kelimeleriniz sizi yansıtır!

Şimdi bu yazıma başlarken kelimeleriniz sustu. Aklınızda dolananlar bir an için durdu. En son hangi kelimeleri sarf ettiniz? Hayatınızın rutinliğinden şikayet mi ediyordunuz? Bir komşunuzla güzel bir sabah kahvesi ve muhteşem bir sohbet mi paylaşıyordunuz? Bir arkadaşınıza telefonda tavsiye mi vermekteydiniz? Belki hala unutamadığınız bir ihanete kendi kendinize söylenmekteydiniz, belki de bir düğünde ne giyeceğinizi tartışmaktaydınız…

İşte kelimeler aslında etrafımızı saran tül bir perde gibi. Aklımızda yankılanan tüm duygular, ruhumuzun yansıması kelimelere vurur. Bizi sarar. Evet, aynen ayrılmaz bir parçamız gibi, kızgınlıkla ilgili sözler sarf ediyorsak kızgınızdır ve etrafımızı bu duygu örtüverir. Takdir ediyorsak, mutlu oluruz, etrafımızı saran tül kendimiz dışında bir kişinin mutlu olma ihtimaline yardımcı olmaktadır. Eğer destek verecek sözler sarf edersek ne olur? Hayatta bütün hissederiz, hayat yanımızdadır, aynı bizlerin de başkasının yanında olduğumuz gibi…

Peki bir adım daha ileriye gidelim: Söz söylemek bir sanat olsaydı ve bizler güzeli büyütmek olanağına sahip olsaydık, aynı bir tabloyu boyar gibi, sonuca neyi yansıtırdık? Bol siyahlar, bol kötü sözler mi olurdu, yoksa pembeyi görmek mi içimizi açardı? Başarıları, ortak hatıraları, güzellikleri, kısacası bizi daha da güzel hissettirenleri konuşmaktan yana mı olurdu tercihiniz? İşte, farkında olmadan kullandığımız her kelime ile aslında bu sanatı icra etmekteyiz.

Etkili ve olumlu konuşmak, yani karşımızdakine fikirlerimizi, duygularımızı geçirebilmek de bu sanatın tam merkezinde yer alıyor. Bu, doğru kelimeleri doğru zamanda ve doğru şekilde seçebilmek, aslında kendimiz kadar iletişimde olduğumuz kişinin de duygu dünyasına etki ediyor. Aynı konuyu karamsar bir dille, karşımızdakini rencide edecek şekilde veya egosuna dokunacak şekilde anlattığımızda sonucu farklı veya onun duygularına hassasiyet göstererek, saygılı yaklaşarak ve içtenlikle, dürüstçe anlatmamız farklı etkiler yaratmaktadır. İşte tüm bu süreçlerde kelimeleri kullanma yeteneğimiz devreye girer!

Schopenhauer, Tartışma Sanatının İncelikleri isimli eserinde bakın konuyu nasıl özetliyor:

Belagat yahut etkili konuşma sanatı, başkalarında bir şeyle ilgili görüşümüzü veya kanaatimizi uyandırma, onların duygu dünyasında o konudaki hissiyatımızı canlandırma ve böylece onu bizimle anı duyguyu paylaşacak ruh haline sokma yeteneğidir. Bütün bunlar sözcükler sayesinde fikirlerimizin onların kafasına ustalıkla hücumunu sağlayacak şekilde yapılır ve bu akış öyle bir güçle gerçekleştirilir ki onların düşünceleri tuttukları istikameti terk eder ve bizimkilerle aynı yolu takip etmeye başlar. Onların daha önce tuttukları düşünce yolu bizimkinden ne kadar farklıysa, bu ustalık eseri başarı da o kadar büyüktür. Bir kimsenin kendi kanaatinin ve hissiyatının belagat bakımından onu ne kadar kudretli kıldığı ve genel olarak belagatın sanat eseri olmaktan çok, doğal yetenek olduğu buradan kolayca anlaşılır. Ancak burada dahi sanat doğayı destekleyecektir.

Bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, bugün bu an itibarıyla ağzınızdan çıkan her kelimeye yeniden ve yeniden dikkat etmenizi dilerim. Sizin kullandığınız kelimeler etrafınızda nasıl bir tül oluşturuyor, sizi hangi renge boyuyor? Çünkü her kelime, dünyanızda yankılanır, çünkü hayata yansıttığınız kelimeler sizi anlatır.

İlginizi çekebilir: 2021’e girerken hayatınızı değiştirecek Zen önerileri

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale