X

Kan grubuna göre beslenme: Kan grubu diyetiyle kilo verilir mi?

Kilo vermek için denemediğimiz yol kalmadı. Bazen istediğimiz kadar protein tükettik bazen karbonhidratı sıfır aldık. Sonuçsa hep aynı oldu, verdiğimiz kiloları geri aldık. Peki zayıflamak için hiç düşünmeden uyguladığınız popüler diyetlerin vücudunuza zararlarını hiç düşündünüz mü?

Son zamanlarda “kan grubuna göre diyet” yöntemi bir hayli popüler. Bugün Dr. Peter D’Adamo’nun geliştirdiği bu diyet yaklaşımından bahsedeceğim size. Doktorumuz, kan grubumuza uygun bir şekilde beslenip, egzersiz yaparak daha sağlıklı yaşayabileceğimizi savunuyor. Peki bu teorisini neye dayandırıyor?

Kan grubuna göre beslenme şeklinin teorisi, her kan grubunun kendisine özel işaretleyicileri olduğu (antijenler) ve belirli gıdaların bu işaretleyicilere zarar vererek her türlü sağlık problemine yol açmasıdır.

Kan grubumuzun, vücudumuzun farklı besin maddeleri ile nasıl başa çıktıklarını belirlediğini söylüyor. Bu beslenme şeklinin teorisi, her kan grubunun kendisine özel işaretleyicileri olduğu (antijenler) ve belirli gıdaların bu işaretleyicilere zarar vererek her türlü sağlık problemine yol açmasıdır. Özellikle bu işaretleyicilere yararlı gıdalarla hazırlanmış bir diyetle; birçok hastalık riskinin azaldığına ve kilo kaybının olduğuna inanıyor.

Amaç kan tipine göre beslenmek 

Bu diyette kan türlerinin tarih boyunca farklı zamanlarda evrimleşmesi ile birlikte takip edilmesi gereken diyetin değişmesi gerektiği öneriliyor. “0” kan grubu ilk tespit edilen kan grubu yani avcı toplayıcı atalarımızdan bahsediyoruz! “0” kan tipi atamızın yüksek proteinli, ete dayalı bir diyetle geliştiğini söylüyor. Özellikle bu diyette süt ve süt ürünleri ile yumurta yok. Avcılık günlerinin sona ermesi ve yerine tarım türü toplulukların oluşmasıyla birlikte A kan tipi ortaya çıktı. A kan tipinin vejetaryen temelli bir diyet izlediğini belirtiyor ve eti kesinlikle yasaklıyor. B kan grubunun göçebe atalarımız sayesinde ortaya çıktığını bu nedenle et, süt, tahıl ve sebze gibi gıdalardan oluşan bir diyet uyguladığını söylüyor. A grubundan farkı tavuk eti tüketimi kesinlikle yasak. Sonunda atalarımızın modern çağa geçiş yapmasına yardım ettiği düşünülen AB kan grubunun geldiğini düşünüyor. AB kan grubuna sahip bireylerin hem kan grubu A hem de kan grubu B için uygun gıdaların karışımını yiyebileceğini söylüyor.

Kaybettiğimiz kilo kan türümüze bağlı değil, sağlıklı beslenmede olduğu gibi işlenmiş yiyecekler ve basit karbonhidrat tüketiminden uzak durulmasıdır.
Peki bu şekilde beslenerek kilo verebilir miyiz?

Hepimizin merak ettiği tek konu; kilo vermek… Nasıl verdik, sonuçlarında neler olacak çok da önemli değil. Cevabımız evet biraz kilo vermemize yardımcı olur. Fakat kaybettiğimiz kilo kan türümüze bağlı değil, sağlıklı beslenmede olduğu gibi işlenmiş yiyecekler ve basit karbonhidrat tüketiminden uzak durulmasıdır.

Kan grubu diyetin genel özellikleri bu şekildedir. Dört kan grubu da tahıl, et, süt ve sebze gibi belirli yiyecek gruplarını ortadan kaldırmaktadır. Bu da sağlığımız için gerekli besin maddelerinin yetersiz alınmasına neden olabilir. Mesela süt ürünlerini kesmek kalsiyum yetersizliği ile osteoporoza ya da et tüketmemek düşük demir alımı ile sonuçlanarak anemiye yol açabilir.

Bu nedenle tek bir besin grubuna dayalı olan bu tarz diyetleri denemek yerine, beslenme alışkanlıklarınızda değişiklikler yaparak kilo vermeye başlayabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: İştahımızı etkileyen hormonlar ve bu hormonları dengeleme yolları

Yazarın diğer yazıları için tıklayın. Yazarın diğer yazıları için tıklayın. 

Diyetisyen Selvi Akman: Kurucusu olduğu Beşiktaş Dietista Diyet Merkezi'nde diyetisyen. Okan Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde yüksek lisansına devam etmekte. Trakya Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden 2014’te mezun oldu. Kilo verme, kilo alma, ideal kiloyu koruma, sporcu beslenmesi, anne-çocuk beslenmesi, hastalıklarda beslenme, vegan-vejetaryen beslenme, iyi yaşam gibi birçok konuda bireysel ve kurumsal beslenme danışmanlığı veriyor. Bir diyetisyen olarak sağlıklı ve bilinçli beslenme ile ilgili bilimsel verilerin doğrultusunda yazılar yazıyor. Farklı lezzetler denemeyi, sağlıklı tarifler oluşturmayı, farklı şehirler ve ülkeler görmeyi ve yüzmeyi seviyor. Daha detaylı bilgi için kendisine diyetisyenselviakman.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale