X

Japonlardan gelen minimalizm: Danshari felsefesi

Ne yazık ki, içinde bulunduğumuz dönemde etkisi sürekli hissedilen bir alışveriş çılgınlığı var. Bu çılgınlık sadece indirim dönemlerinde ortaya çıkmayıp her daim herkesin hayatına etki ediyor. Neredeyse herkes bütçesini ve kazancını dikkate almadan yeni çıkan ürünlerin müşterisi olmak için sabırsızlanıyor. Bu ürünleri satın aldıktan sonra da alışveriş çılgınlığı bitmiyor! Yeni ürünün bir üst versiyonu piyasaya salınıyor ve bu çılgınlık katlanarak artmaya devam ediyor. Her ne kadar ürünlerin ve servislerin üst modelleri bizlere daha konforlu kullanışlar sunsalar da alışveriş çılgınlığı ve her yeni ürünle buluşma isteği enerjimizi sömürüyor. Örneğin, kitaplarımızın sığmadığını düşündüğümüz kitaplığımızın yanına yeni bir kitaplık alıyoruz. Bu alışveriş sonucunda düzenli olarak tozunu almamız gereken ev eşyalarının sayısı artmış oluyor. Bu durum da bizleri fiziksel bir yorgunluğa itiyor ve biz bunu fark edemiyoruz. İşte, bu farkındalığa ulaşmamız için Japonya’dan kopup gelen Danshari Felsefesi kendisini gösteriyor.

Danshari Felsefesi nedir?

Japonların minimalizmi olarak özetleyebileceğimiz Danshari Felsefesi, gereksiz eşyalardan, toksik insanlardan ve akla gelebilecek işe yaramayan her şeyden kurtulmanın önemini vurguluyor. Biraz Budizm’den, biraz yogadan, biraz Zen inancından ve biraz da diğer Japon felsefelerinden esinlenen bu felsefe, bilinçli bir hayat sürmeye uzanıyor. Bu felsefenin sınırları içerisinde fazlalıklara ve gereksizliklere asla yer yok!

Hem fiziksel hem de psikolojik yüklerden kurtulmanın faydalarını gözler önüne seren Danshari, bir yaşam stili ve pratiği olarak da görülüyor. Bir başka deyişle, bu felsefenin günlük hayata entegre edilmesi sayesinde kültürel, dinsel, sosyal, psikolojik ve fiziksel açıdan çok büyük bir gelişme için önemli bir kapı aralanıyor. Danshari’nin temelde üç aşaması bulunuyor:

1. Dan aşaması

İlk aşama olan ve ‘dan’ sözcüğünden gelen ‘reddetme’ aşaması, nesnelerin ve insanların birer alışkanlık olabileceğini ve bazı noktalarda bizim yerimize hayatlarımızı yönetebildiğini vurguluyor. Bu aşamada, bazı şeylerin -özellikle nesnelerin- gereksiz bir yorgunluğa yol açtığının anlaşılması gerekiyor.

Örneğin, düzenli olarak evini süslemek için vazolar, biblolar ve tablolar satın alan birisini düşünelim. Bu kişi, satın aldığı bu şeylerle yaşam alanında kocaman bir dağınıklığa yol açıyor ve farkında olmadan bu dağınıklığın negatif etkisine kapılıyor. Bu etki, bahsi geçen bireyin her açıdan yorulmasına sebep oluyor. Bu örnekte olduğu gibi, yaptığımız alışverişler bir döngüye evrilerek bizleri yorucu bir hayat akışına sürüklüyor. İşte, reddetme aşamasında aslında ihtiyacımız olmayan ve bize halsizlik getirecek şeyleri almayı reddetmemiz gerekiyor.

2. Sha aşaması

‘Atmak’ anlamına gelen sha aşamasında ise fiziksel olarak eyleme geçilmesi gerekiyor. Bu aşamada, imha etme modu aktifleştiriliyor ve ihtiyaç duyulmayan nesneler yaşam alanından uzaklaştırılıyor. Örneğin, hiç giymediği pantolonları ihtiyacı olan insanlara veren bir kişinin sha aşamasını gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Bu örnekte kıyafetlere değinmiş olsak da sha aşamasında diğer eşyaların, duyguların, düşüncelerin ve insanların da atılabileceğini belirtebiliriz. Eğer çevrenizde enerjinizi sıfırlayan ve sadece kötü duygular hissetmenize sebep olan insanlar varsa bu insanlardan uzaklaşarak sha aşamasını canlı canlı deneyimleyebilirsiniz.

3. Ri aşaması

‘Ayırmak’ anlamına gelen son aşamada da herhangi bir şeyle vedalaşmanın doğurduğu özgürlüğü keşfetme fırsatı yakalanabiliyor. Bu aşama esnasında maddi ve manevi varlıklardan kopulması gerekiyor. Bu ayrılma sayesinde insanlar bir kuş gibi hafif hissedebiliyor ve buluştuğu özgürlük sayesinde kendisini havaya uçurabilecek duygulara sarılıyor!

Ri aşamasında aynı zamanda atılmak için bir kenarda bekletilen nesnelerden bir an önce uzaklaşma durumu da vurgulanıyor. Eğer bazanızın altında veya dolabınızın içinde atmak ya da bağışlamak için ayırdığınız eşyalar varsa onlarla hemen şu anda vedalaşarak ri aşamasının keyfini çıkartabilirsiniz.

Zaman ve enerji kazanmanın bir yolu olan danshari felsefesini benimseyerek önemli bir minimalizm pratiği yapabilirsiniz; bu pratiği çantanızın içinden başlayarak tüm yaşam alanınıza yayabilirsiniz. Bu sayede küçükten büyüğe sadeliğin ne olduğunu anlayabilirsiniz ve hem fiziksel hem de psikolojik açıdan rahatlama şansını yakalayabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Japon sanatı “Kintsugi”den ilhamla, iyi yaşamak için 4 öneriJapon sanatı “

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale