X

İyi gün dostluğu mu daha kıymetli, kötü gün dostluğu mu?

Sizce iyi gün dostluğu mu, yoksa kötü gün dostluğu mu daha kıymetli? Ya da şöyle sorayım: İyi günde birinin yanında olmak kötü günde olmaktan daha mı kolay?

Bana sorarsanız, bence iyi günde bir insanın yanında olabilmek, dostun dediğin insanı her haliyle kucaklayabilmek daha zor. Elbette ki dostluksa mevzu bahis her şartta dostum dediğin insanın yanında olabilmeli. İyi günde de kötü günde de… Bu mevzu sadece hayat arkadaşında değil, dostlukta da bence çok ama çok önemli.

Ne ulvi bir şey değil mi insanın başına ne gelirse yanına koşup, onu yargılamadan dinleyeceği bir dostunun varlığını bilmesi?
Bana göre büyük bir lütuf… Ve asıl daha da önemlisi söylediklerinden çok, söylemediklerini duyan dostlarınız varsa onlara sarılın sıkı sıkı… Kaybetmemek için de elinizden geleni yapın. Emin olun çok zor bu dostları biriktirmek.

Neden mi böyle bir yazı ile karşınızdayım?

Çünkü büyük kırılımlar yaşadım klavyemin başına geçemediğim son dönemlerde… Hayatımın en heyecan verici dönemini yaşarken, karnımdaki kelebeklerim hala uçuşurken, etrafımdaki “mış” gibi dostlukları tanıdım. Buna da hayatımın en özel döneminde şahit olmak hevesimi kursağımda bıraksa da dostluk kavramına olan inancım sarsılmış da değil.

Belki bazılarınız ne demek istediğimi, neden iyi gün dostluğuna vurgu yaptığımı pek anlamlandıramayacaktır. Bilinenin aksine iyi gün dostluğunun önemini vurgulamam bana da ilk başta garip gelmişti açıkça söyleyeyim ki. Ancak sonradan üzerine düşündüğümde bunun daha zor olduğuna inancım tamamlandı.

Öyle ki, en zor olan seni en heyecanlı halinle de sarıp sarmalayacak, hatalarınla tolere edecek birinin yanında olmasıymış. Nazının geçmesi, destekçin olması. En önemlisi de yaptığın tüm serzenişlerin altındaki derin önemi anlamasıymış. Buz dağının görünen yüzüne değil, asıl altında neler olduğuna bakmaya hevesli insanlar olmalıymış.

Yazılarımı takip edenler bilir, yıllarımı doğru üslubu benimsemeye, doğru iletişim yöntemi ile kendimi ifade etmeye adamış benim için, ne söylendiğinden çok, nasıl söylendiği de önemlidir.

Bununla beraber bir başka vurgu yapmam gereken konu da şudur ki bu konu bana has ve özel değildir. Her zaman ve herkes için önemlidir. Şefkat dilini benimsemek, öze önem vererek söze dikkat etmek hepimizin düsturu olmalıdır ki doğru iletişimi kuralım, karşımızdakini incitmeden, kırmadan dökmeden…

Çok şükür ve iyi ki ben kimin gerçek kimin sahte olduğunu bu sefer de hayatımın böylesine yepyeni bir dönemecinde tecrübe ettim. İyi ki ettim de etrafımda benim kalbimi gerçekten okuyan, yargısız dinlemeyi seçen dostlarımın varlığına şükranımı anlayabildim.

Yine de “İyi ki yaşadım bu büyük hayal kırıklığını” diyebiliyorum. Hem de böylece onlara teşekkürümü bir de yazımla yapmış oluyorum.

Peki ya sizce hangisi? İyi günde mi, kötü günde mi dostluk daha kıymetli?

İlginizi çekebilir: Bir dosttan mektup: İnsanın kendisiyle tanışması biter mi?

Pınar Tümkaya: Selamlar, ben Pınar Tümkaya. 1984 senesinde sevimli bir Akdeniz kenti olan İskenderun’da doğdum. Çukurova Üniversitesi İktisat Bölümünden 2007 senesinde mezun olmadan hemen önce hep hayalini kurduğum İK alanında İşe Alım Uzmanı olarak çalışmaya başladım. Ama maalesef, kısa bir süre sonra rüzgar beni Mersin’e getirdi. Şuanda Mersin’de, uluslararası bir şirkette Finansal Kontrolör olarak görev almaktayım. Kendimi bildim bileli sıkıntımı, derdimi en çok yazarak anlatmayı sevdim. Ancak, yazar olmak hiç hayalim olmadı. Hayalim her zaman, insanlarla etkileşimde olarak, onların sorunlarına destek ve çözüm ortağı olmak oldu. Her ne kadar çalışmakta olduğum alan insanlardan çok rakamlarla ilgili olsa da kişisel gelişim aşkım hiç bitmedi. Geçtiğimiz Mart ayında bunu artık daha profesyonel bir hale getirmem gerektiğine karar vererek House of Human’dan Profesyonel Yaşam Koçluğu programını tamamlayarak Yaşam Koçu oldum. Bu platform sayesinde yaşayıp aştığım, her tökezlediğimde kendimce ürettiğim çarelerin başka insanların da çözümü olmasına vesile olmak, yazılarımla sesimi duyurabilmek en büyük mutluluğum olacaktır.

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale