X

İstanbul Maratonu’nda gençler için koşuyorum

Genç yaşlarına, ‘akılları bir karış havada’ diye tanımlanmalarına rağmen, üstelik bir de akranları gezip, tozarken “o eğitim senin, bu sosyal sorumluluk projesi benim” diye çalışıp çabalıyorlar ya, bana da elimden gelenin en iyisini yapıp adımlarımı birbirinin peşi sıra eklemek ve gençlere doğru son sürat koşmak kalıyor. Çünkü ben güveniyorum onlara, yaptıklarına ve yapmaya karar verdiklerini başaracaklarına.

Aslında tek başıma değil, sizlerle birlikte kalabalık bir grup halinde koşmak niyetindeyim, sizler için de mahzuru yoksa… Tüm arkadaşlarımın/tanıdıklarımın temsilcisi olsam ve el ele verip birleştirsek güçlerimizi. Ben koşarken sizler de desteklerinizle gücüme güç katsanız olmaz mı?

16 Kasım Pazar günü gerçekleştirilecek İstanbul Maratonu’nda Toplum Gönüllüsü gençler için atacağım adımlarımı ve bu seferki adımlar öncekilerden çok daha anlamlı olacak benim için. Koşarken bir yandan da Aysel ablanın tekerlekli sandalyesini iteceğim Adım AdımToplum Gönüllüsü ’daki diğer 4 arkadaşımla birlikte.

Toplam 6 kişi olacağız maraton günü: Aysel, ben, Rabia, Barış, Nihat ve Oğuz. İçimizde TOFD’yi destekleyen de var, AKUT’u destekleyen de, TOG’u destekleyen de. Her ne kadar gönlümüzdeki STK’lar farklı olsa da, hepimizin niyeti aynı aslında: İyilik peşinde koşmak.

Gençlerin çevrelerinde ‘dert’ olarak gördükleri konularda çözüm üretmeye yönelik projeler geliştirmeleri için yardımlarınızı bekliyorum. Bağışlayacağınız her 120 TL ile bir gencin, bir yıl boyunca alacağı tüm sosyal sorumluluk eğitimlerini üstleneceğiniz gibi sonrasında da belki suça itilen çocuklara, belki iklim değişikliğinden zarar gören bir tarım bölgesine, belki de çocukları daha iyi yetişsin diye geçkin yaşına rağmen okuma-yazma öğrenmeye karar vermiş annelere yardımcı olacaksınız. Gençlerin kimler için proje üreteceği, o projelerin nasıl yürüyeceği hiç belli olmaz. Belli olan şey şudur: Sorun olan her noktada mutlaka bir genç vardır ve o sorunu çözmek için elinden geleni yapacaktır. Bundan hiç kuşkunuz olmasın.

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg
İlgili Makale