X

İş yerinde sevgi – nefret ilişkisi motivasyonunuzu nasıl etkiliyor?

Sürekli aynı ortamda bulunmamıza ve aslında bir çok ortak özelliğimizin bulunmasına rağmen, iş yerinde arkadaşlık kurmak bazen probleme dönüşebilir. Kendimizi birden, iş arkadaşlarımızı sevmek ya da nefret etmek ikileminde bulabiliriz.

İş yerinde yakın bir arkadaşın dikkat dağıtıcı olabilir.

Love-Hate Relationships at Work Might Be Good For You.” makalesinin yazarı Shimul Melwani , aslında bu durumun iş yerinde tamamen pozitif ya da tamamen negatif bir ilişki ortamı olmasından daha yararlı olduğunu düşünüyor. İş yerinde yakın bir arkadaşın dikkat dağıtıcı olabileceğini belirten Melwani, nefret ettiğimiz insanları da tamamen dışlayarak izole bir ortam yaratabileceğimizi belirtiyor.

Sevgi-nefret ilişkisi olan iş ortamlarında ise, iş arkadaşlarını rakip olarak görüp daha çok çalışmak, ama bir yandan da sevdiğin için empati kurmaya devam etmek mümkün olabiliyor.

Yine de kendinizi bu değişken ortamın gerginliğinden korumak için bazı şeylere dikkat etmekte fayda var:

Sevgi-nefret arasında gidip gelirken nefretin ağır basmaması için, sevgiye odaklanın.

1. Sevgiye odaklanın.

Sevgi-nefret arasında gidip gelirken nefretin ağır basmaması için, sevgiye odaklanın. İş arkadaşlarınızın olumlu yönlerine odaklanmak, takım içinde kendinizi daha güvende hissetmenize yardımcı olacaktır.

2. Duygularınızın farkına varın.

Negatif duygularınızın farkına varın ve sorunun köküne inmeye çalışın. Örneğin sevdiğiniz bir insana karşı rekabetçi duygular besliyorsanız, bunun sonucunda şuçluluk hissedebilirsiniz. Bu tarz duyguların farkına varmak, onları kabullenmenize ve kendinize fazla yüklenmemenize yardımcı olabilir.

İş hayatında kompleks duygular yaşamanın oldukça doğal olduğunu belirten Melwani, bunu avantaja çevirmenizi öneriyor. İyi bir arkadaş sizin kendinizi iş yerinde huzurlu hissetmenizi sağlarken, hiç haz etmediğiniz rakibiniz ise sizi daha çok çalışmaya itebilir. Önemli olan dengeyi tutturmak ve bunu lehinize kullanmaktır.

Kaynak:

WNYC

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale